Daha önce de yazmışımdır, Ankara'da arabaya en az ne kadar yaktırırım diye denemek için hep hız sabitleyici ile neredeyse hep en sağdan ve hız limitlerini hiç geçmeden gittim, o gün yediğim kadar sellektör kornayı ömrümde yediğim başka bir gün olmadı...
Fizik kanunları orman kanunlarından hala üstte olduğu sürece bence bunun bir önemi olmamalı, tabi n.ş.a.'da
Şikayet edenlerden hiçbirinin, "keşke insanımız daha bilinçli olsa, acaba çevremde de sövdüğüm şeylerin hatalarını yapanlar var mı?, onları, kendimi, çevremi ve genç nesilleri bilinçlendirmek için ne yapabilirim?" değil de "bu cahil sürmeyi bilmeyen manyaklar yüzünden öleceğiz ya da katil olacağız bir gün" demesi sorunun temeli bence.
"Acaba ben bir hata yapıyor muyum, bu olayı öngörebilir miydim, tekrarlanmaması için ne yapabilirdim" gibi sorulara filan hiç gelmiyorum.
Şimdi yine büyük konuşacağım Allahn af etsin inşallah da, bence kaza yapa yazmak bir uyarıdır, evrenin, kaderin, hayatın ya da neye inanıyorsanız onun, "Bak oğlum ucuz yırttın, bir bok yediğinin farkına var, bundan sonra buna dikkat et, çekirge bir sıçrar iki sıçrar sonra elinde sonunda sıçar batırır" demesidir. Ama biz malesef, "el alemin oğlu geldi çarptı, yol kötüydü, ani fren yaptı, orada öyle yavaşlanır mı" vs. gibi sadece karşı tarafı suçlayan şeyler söylediğimizden 3 gram gelişme olmuyor. Ben bir köprü altına girişte 2 önümdeki aracın dörtlüsünü görüp frene asılıp "aha vurduk" dememe rağmen ucuz yırttığımdan beri köprü altlarına ayağım frende girmeye çalışıyorum, normalde hep 30 ile girmek gerekli göremediğiniz çoğu/her yere de ben de bu kadar geliştirebilmişim malesef.
Bunları yine uzun uzun yazdım da yine sonuçta aklıma gelen sahne, Bond filmlerinden Die Another Day vardı, başında Kuzey Kore'li bir komuta bir kum torbasını dövüyor, içinden de piskoloğu çıkıyordu, adam yerde acı ile kıvranırken, "Bu sana bana öğüt vermemeyi öğretir" diyordu. Türkiye trafiğinde yaşanan da bu işte...