Welcome to Focus Club Tr | Otomobil Severlerin Adresi

Tüm özelliklerine erişmek için şimdi kaydolun. Kayıt yaptırdıktan sonra, konu açabilir, konuları yanıtlayabilir, kullanıcıların mesajlarını beğenebilir, özel mesaj yollayabilirsiniz.

Kayıt olduktan sonra bu mesaj silinecektir.

Cem Boneval

Blogger
  • Toplam İleti

    12.726
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    445

Cem Boneval en son Şubat 16 tarihinde kazandı

Cem Boneval daha önce lider oldu!

Toplam Beğeni

21.115 Mükemmel

Cem Boneval Hakkında

  • Derece
    GT
  • Doğum Günü 16-09-1956

Profil Bilgileri

  • Şehir:
    Antalya
  • Arabam:
    Focus 1.6EB/Fiesta 1.0EB
  • Meslek:
    Doktor
  • Cinsiyet:
    Bay

Güncel Profil Ziyaretleri

5.585 profil görüntüleme
  1. Şöyle bir sorun oluyor, eğer ağırlık veya başka bir nedenle bagaja vermek zorunda kalırsanız yüksekten atan taşıma bantlarında köşedeki tekerleğin üzerine düşüp tekerlek mekanizmasını kırabiliyor. Bende olmadı ama iki arkadaşımın başına geldi. Kıl tüy ama öyle işte... Bende 20 senelik bir sert plastik Samsonite var, hani sığsam depremde içine saklanırım o derece... İki teker, birinin jant kapağı düştü ama tekerlekler sağlam hala.
  2. Başlık zaten Fiat için olanla ilgili, yani evet bu söz konusu Fiat için OEM'den gelen lastik...
  3. Üstünde o koca yazı ile kullanamam onu ben.
  4. Ekstra gözü avantajlı. Cinsiyet ibaresine takılma. http://www.hepsiburada.com/ccs-kadin-kabin-boy-valiz-ccs40122-siyah-35-20-54-p-HBV0000000ATA
  5. Gündoğumuna niye güvenemiyoruz, güzelse güzeldir, başka ne olacak ki? Kaynanayı anladık da gündoğumunun günahı ne?
  6. Zaten bence öyle gelecek, yani Fiesta B+, Focus C+, Mondeo D- Ve fakat yine zor satacak, çünkü fiyatları da bence + olacak. Kaba bir öngörü sadece. Torsiyon açıklamasına da %100 katılıyorum, Ford için öngörülen "harika" yol tutuş az sayıda kullanıcının önceliğinde. Göğe çıkaranlar da biraz da arabasıyla övünmeyi sevenler galiba. İyi programlanmış bir ESP güvenlik açığını kapatır ve maliyet, ağırlık ve hacim avantajları ağır basar.
  7. Hep yazıyoruz zaten: Focus ilk kasası ile oldukça sıradışı bir tasarım ile kişilikli, albenili, cazip bir çizgi yarattı. Ve tuttu. Sonra II.kuşak ile bundan koptu, III ile yakalayamadı, IV ise III'ün geliştirilmişi olacak gibi görünüyor. Şu sıralarda "sürüden biri" imajının ötesine geçmesi zor. Hoş bu çoğu marka/model için geçerli. Bu da Volkswagen dili.
  8. Aslında Focus büyük bir Fiesta oluyor. Benzer tasarım öğelerini kullanacaklarına kuşku yok. Ancak üzerinde göz bulunan küçük ekranlı baz donanım seçeneğinden şimdiden nefret ettiğimi rahatlıkla yazabilirim. Bu çağda çirkin ve uygunsuz. HAYIR diyorum! Bu arada büyüyen Fiesta'nın da bir nebze Focus müşterisi çalacağına da ihtimal vermiyor değilim. Arka aks yapısında torsiyon tekniğinin kullanılması da (varsayımdır) hafifletme ve ucuzlatma çabasının sonucudur. Açıkcası bu sınıfta kullanıcıların geometrisi iyi ayarlanmış bir torsiyon çubuklu aksla da pek ala tatmin olacaklarını ve bu konunun gereğinden fazla önemsendiğini düşünüyorum.
  9. Servise alıştırma arzusu, iş yapıyor görünme çabası, arada üç-beş de kazanırım düşüncesi. Arabayı yatırım olarak gören, meraklı ve bilgisi sınırda hatırı sayılır bir müşteri grubu için cazip görülebilir. Elbette tartışmalı ve elbette bütün bu kontroller araç teslim edilmeden yapılmalı ve haliyle 3 ayda bozulmamalı... Ama böyle bir düzenleme yapmışlarsa çatmaya da gerek yok. İsteyen kullanır. Ancak "aklınıza gelen sorula yanıt bulmak" konusunda çok büyük beklenti içinde olmamak gerek, genel cevap: "Bu modellerde böyle" olacaktır. Hayır'lı olsun mu desek?
  10. Modelden modele farklılık gösterebilir, üst sınıflarda yapan vardır, hatta hafiften fanı çalıştırmaya devam edebilir. Açık kalması yeterli çözüm değil, aktif havalanması gerekir.
  11. Ben sadece debriyaj basmış olmanızın önemine işaret edeyim. Yoksa filmlerdeki gibi merdivenden arabayla inerdiniz ayak gaz - fren birlikte yaparken... Geçmiş olsun...
  12. 2017 Şubat'ının ikinci hafta sonunu göller bölgesinde değerlendirmeye karar verip Cumartesi erkenden yola çıktık. İlk durağımız Akseki’ye komşu İbradı ilçesi oldu. Tıkla öğren: Burası neresi? Bir Yörük yerleşkesi olan İbradı günümüzde çok göç vermiş olmasına rağmen Oğuzların Salur boyuna kadar uzanan ve Teke Türkmenlerine dayanan sosyal yapısı, yaygın Öz Türkçenin kullanımı ve Orta Asya'ya ait âdetleri hala devam ettiriliyor olunması ile dikkat çeker. 1300 m rakımlı İbradı ilçesi serin havası ile yazları kalabalıklaşır, Akdeniz kıyısından Konya’ya pek çok yazlıkçıya ev sahipliği yapar. İlçeye bağlı Ormana beldesi ve Ürünlü köyü özgün sivil mimari örneklerini barındıran, tarihsel dokusu olabildiğince korunarak günümüze gelebilmiş ender yerleşimlerdir. Özellikle Ürünlü 1994 yılında UNESCO tarafından korunması gerekli bölge ilan edilmiştir. Ürünlü yerleşiminde hiç bağlayıcı harç kullanılmadan, ahşap ve kuru taş duvar ile yapılan “düğmeli evler” bölgeye özgüdür. Bu yapıların yüzlerce yıl evvel Ermeni, Rum, sonrasında ise Türk ustalar tarafından yapıldığı biliniyor. Taş ve ahşabın birarada kullanıldığı bu mimarı tarza bölgede, “hatıllı kuru duvar” adı verilmiş. Taşıyıcı olan beden duvarları 50–60 cm’den az olmayan kalınlıkta, kuru duvar tekniğinde harçsız olarak uygulanmakta, taş duvar örüldükten sonra duvar boyunca duvarın her iki tarafına 8x8 cm ebatlarında “hatıl” denilen ahşap latalar uzatılmakta, bu hatıllar aynı ebatlardaki “düğme” veya “peştivan” olarak adlandırılan kısa latalarla birbirine bağlanmakta ve araları taşla doldurularak duvar örgüsüne devam edilmektedir. Köyün büyük oranda göç vermesi ve ilgisizlik nedeniyle, köyün geleneksel konut dokusu hızla bozuluyor. Köy halkının koruma bilinci daha yeni yeni turizmin etkisiyle oluşmaya başladı. Benzer özellikte evler göreceli daha büyük bir yerleşke olan Ormana’da da yer alıyor, restore edilen üç ev Ormana Active işletmesi tarafından turizme açılmış durumda ve ilgi çekici olabilir. Bölgenin doğal güzellikleri arasında Manavgat çayının doğduğu nokta olan Altınbeşik Mağarası Milli Parkı önemlidir. Altınbeşik Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük yer altı su mağarasıdır. Yabani Yılkı atları ile Eynif Ovası, dağlardan inen sularla dolup zaman zaman göl halini alan Gembos ovası ve çevredeki ardıç, sedir ve çam ormanlarıyla kaplı yaylalar görülmesi gereken diğer doğal güzelliklerdir. İbradı'da Celal Keskin'in kahvesinde dağ kekiği çayı içmeden devam etmemek gerek... Değişik köylere misafir olarak yolumuza devam ettik. Otomobil kullanmayı seven her faninin keyif alacağı türde yollardan geçtik... İkinci durağımız Beyşehir oldu. Tıkla öğren: Burası neresi? Beyşehir isminin Selçuklu döneminde bölgenin Eşrefoğullarının hakimiyetinde olduğu zamanlarda “beyin şehri” ifadesinden türediği söyleniyor. Merkezin 40, tüm ilin 70 Bin cvarında nüfusa sahip olduğu 1125 m rakımlı yerleşke bereketini kıyılarında kurulduğu gölden alıyor. Beyşehir gölü Türkiye’nin ikinci büyük gölü ve duru suyu, eşsiz güzellikte sazlıklarla bezenmiş kıyıları ile bir yandan Sazan, Aynalı Sazan, Turna, Levrek, Kadife Balığı gibi balıklara, diğer yandan balıkçıldan pelikana pek çok göçmen su kuşuna ev sahipliği yapmakta. Ayrıca civarda sürülerle dolaşan yaban domuzları da var. Kent merkezi bir kanal çevresinde ve kıyı boyunca uzayan parklar ve yürüyüş yolları ile son derece şirin. Yazları tur tekneleri çevredeki kumsallara gezi düzenleyerek yüzme imkanı sağlıyorlar. Biz gittiğimizde göl hemen tümüyle kalın bir buz tabakası ile kaplıydı, haliyle tekneler de buz örtüsüne sıkışıp kalmışlardı. Ancak sazlıklardaki balıkçı kayıkları çok fotojenik birer obje olarak dikkatimizi çekti. Gezilecek tarihi yerlerin başında ise Eşrefoğlu Camii geliyor. 13.yüzyıldan kalma bir Selçuklu camii olarak 6 ay boyunca göl suyunda şişirilmiş sedir ağaçlarından oluşan orijinal ahşap sütünların üzerine yükseliyor. 40 cm çapında 7,5 m yüksekliğinde 42 ahşap sütun eşsiz bir mimariye örnek teşkil ediyor. Özgün bir diğer yanı da caminin ortasında yaklaşık 5 x 5 x 2 m boyutlarında bir havuz bulunması ve bunun üzerindeki tavanın açılabiliyor olması. Bu havuzun kullanımı ile ilgili iki rivayet var: İlkine göre bu bu havuz tavandaki açıklıktan düşen ya da taşınan kar ile doldurulur ve sıcak havalarda hem caminin içini serin tutar, hem de ahşap sütünların ömürlü olması için gerekli nemi sağlardı. İkincisine göre ise Selçuklular o dönemde astronomiye yönelik çalışmalar yapar ve gerek tavandaki açıklıktan, gerekse havuzdaki suya düşen yıldız yansımalarından gökyüzü hareketlerini izlerlerdi. Caminin hemen yakınındaki Bedesten ve restore edilmiş evler alana güzel bir bütünlük kazandırıyor. Yolda rastladığımız bu kedi de @Mert Yürüyen için gelsin, sanki Cats müzikalinin figüranlarından... İlginç ve ünlü bir diğer yapı da 1908-1914 yılları arasında eski bir köprünün yerine yapılmış hem köprü hem de sulama kanal regülatörü olarak görev yapan Taşköprü. Yeme içme mekanları kış vakti kar altındaki şehirde pek geçe kalmamayı gerektiriyor. Emin Usta Et Mangal, Osmanlı Kahvesi ve Bey Edem Pastanesi anılmaya değer. Konaklama için merkezde bir otel ve merkeze yakın öğretmen evi var. Gezinin ikinci günü Beyşehir gölünün batı yakasını, köyleri ve eşsiz güzellikteki bakir kıyıları gezdik. Sonra Eğirdir’e geçtik. Tıkla öğren: Burası neresi? İlginç bir şekilde Beyşehir kar, buz ve kapalı yolları ile ne kadar kara kış idiyse Eğirdir de o derece güneşli ve baharı andıran bir havaya sahipti, kar tümden yerden kalkmış, bambaşka bir iklim vardı. Eğirdir tektonik bir çanak içinde toplanmış suyu ile Beyşehir’den sonra en büyük tatlı su gölü. Sazan, Çim Sazanı, Sudak, Eğrez ve son yıllarda ortaya çıkan Gümüş balığı yanında Kerevit, Yengeç, Su yılanı, Su faresi, Kurbağa ve Su kaplumbağasının yaşam alanı. Haliyle bölgede balıkçılk çok gelişmiş ve özellikle yarım adadaki restoranlarda servis ediliyorlar. Göl yaban hayatı için önemli çok sayıda yerleşik ve göçer kuşa uygun bir yaşam alanı aynı zamanda. Isparta’ya yakınlığı ile bir eğlence/dinlence alanı olarak oldukça aktif olsa da buranın da Beyşehir gibi kıyıları bakir ve doğal güzelliklerle dolu (bkn. Boyalı’nın ağaçları). Her zamanki gibi kuşlarla oynadık, karabatakları izledik, Melodi Restoranda soslu göl levreği tava yedik ve İslamköy ekmeği aldık. Dönüş Kovada üzerinden oldu. Tıkla öğren: Burası neresi? Kovada gölü Eğirdir’den 22 km’lik doğal kanalla sulanan ve DSİ’nin hidroelektrik santralını yürütmede kullandığı bir yapay gölet, kıyıları sonbahar renkleri dışında pek bir cazibe sunmuyor. Ancak dar, virajlı ve iniş – çıkışlı, eğimleri ve yüzeyi düzgün asfalt yolu benim gibi viraj meraklılarına çok özel bir keyif unsuru oluyor. Geç kalmadan dönmek için göl kenarına inmeden devam ettik. Bol oksijen depoladığımız, doğayla içiçe olmanın keyfini sürdüğümüz hoş bir hafta sonu oldu. Önemli not: İnsan beyninde bir yerin canlısını görmekle fotoğrafına bakmak aynı etkiyi yaratıyormuş. Turizmcileri eminim kızdıracak bu tespite uygun olarak ben de hizmette kusur etmemek adına bolca fotoğraf paylaştım.
  13. Klima açıkken motoru stop etmenin ne klimaya ne de motora zararı olmaz. Olsaydı start-stop küt diye kapatmazdı (tabii uygun ısı ortamının sağlandığı varsayımında). Ancak klimayı motorla birlikte kapattığınızda soğuk parçalar üzerinde sıcak havanın yoğuşması ile sistem içinde nem birikiyor ve bu zamanla bakteri ve mantarların üremesine ortam sağlayan küfe dönüşebiliyor, sizde böyle bir durum olup olmadığının zaten üfleme havasının kokusundan anlayabilirsiniz. Motoru stop etmeden 5-10 dakika önce klima kompresörü devre dışı bırakılır ve fan üflemeye devam ederse sistem dolaşan hava ile ısınacağından yoğuşma çok daha düşük düzeylerde gerçekleşiyor. Ayrıca dışarısı 40 içerisi 20 derece ise vücut da yavaş yavaş ısınarak dış ortam ısısına adapte olabiliyor (bkn. 12 derece üstündeki ani ısı farkları inhibisyon şokunu tetikleyebilir). Yani kullanıcı sağlığı açısından önemli, araç açısından koyuver gitsin...

Focus Club Türkiye

Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.