Jump to content

'Yola Focusla'tıkla yazmaya başla

Fotoğraf yarışması için tıklayınız

Günlükler

Bloglarımız

  1. Alanya Antalya iline bağlı, yaklaşık 300.000 nüfuslu plajları ve deniz kenarına kurulmuş olması nedeniyle yabancıların yerleşmeyi tercih ettikleri bir Akdeniz beldesi. Son yıllarda ciddi bir yapılaşmanın ve nüfus artışının hedefi oldu. İl olma istekleri de var ve çok da yersiz görünmüyor.

    Alanya'nın simgeleyen üç şey var, kalesi, Damlataş mağarası ve Kleopatra plajı. 

    Hafta sonu ve bahar olunca uzun süredir uğramadığımız Alanya'yı ve kalesini ziyaret etmeye kara verdik. 

    Antalya arası 140-150 km arası duble yol ile döşenmiş ve ulaşım kolay gibi görünüyor, ama maalesef öyle değil. Yol kıyı boyunca önemli tatil beldlerinden geçtiği için çok sık aralıklarla ve kırmızı dalgada çalışan bir sinyalizasyon var, yoruyor ve bıktırıyor. Her yığılmada da en ufak bir boşluğu dahi kullanıp öne geçmeye çalışan sabırsız ve görgüsüz sürücüler de cabası. Yani pek öyle basarım kolayca giderim yolu değil, aklınızda bulunsun. 

    Alanya kalesi ilçenin tam ortasına konumlanmış, 250 m rakımlı bir tepe/yarımadaya kurulmuş. Karaya bağlantısına yakın Alanya Belediyesi binası yer alıyor ve şehri Batı ve Doğu plajları olmak üzere ikiye bölüyor. Batı plajı zaten meşhur Kleopatra plajı. Bu sosyetik hatunun da denize girmediği yer kalmamış Akdeniz kıyılarında. 

    Tarihçeye göz atmadan olmaz. 

    6km uzunlukta surlar tarafından çevrilmiş, 10 hektarlık bir yarımada üzerinde bulunan Alanya Kalesi; Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır.
    İlk kayıtlı bilgiler M.Ö IV.yüzyıla dayanıyor ve Kilikya'da zaptedilmesi güç çok dik bir kaya üzerinde kurulmuş bir kent olan Korakesion tanımlanıyor. . 
    Korakesion; küçük bir askeri birlikle bile doğal savunma kolaylığı ve korunaklı limanı sayesinde, korsanlar ve asiler için ideal bir sığınak olarak, M.Ö. II. yüzyılda korsan limanı ve merkezi oluyor. .
    M.Ö.65 yılında Roma’lı Pompeius’un Korakesion'u fethediyor. Kent ve dolayısı ile kale Roma döneminde surların genişletilmesi ve yeni binaların ilave edilmesiyle büyüyor ve Bizans döneminde Kalonoros (güzel dağ) adıyla, gemiciler için önemli bir yer belirleme noktası ve Akdeniz’in en işlek limanı oluyor.

    1221 yılında Kalonoros; kalenin sahibi Kyr Vart tarafından Anadolu Selçuklu Sultanı I.Alaaddin Keykubat’a teslim ediliyor ve adı Alaiye olarak değişiyor. . I.Alaaddin Keykubat, kaleyi ve içindeki kenti büyüterek Alanya’ya en parlak dönemini yaşatıyor.

    Bugünkü mevcut surlar, büyük sarnıçlar, Tersane, Kızılkule, Tophane, ve İçkale’deki saray kompleksi Alaaddin’in yaptırdığı eserlerden bazıları, Ehmedek, Akşebe Mescidi, Andızlı Camii, Selçuklu hamamı, Aşağı Kale hamamı da Selçuklu döneminde yaptırılmış.

    Alaiye; 14. yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçukluların önde gelen bir ticaret kenti, önemli bir deniz üssü, Mısır ve Suriye ile güçlü ilişkileri olan bir ticaret ve gemi inşa merkezi olarak Anadolu’nun ve Akdeniz’in önemli kentleri arasında yer almış. Çoğunlukla gemi yapımında kullanılan ünlü sedir ağaçları için gelen Mısırlı tacirlerin yanı sıra; Ceneviz, Venedik ve Floransalı tacirler de Alanya’dan baharat, keten ve şeker alıyorlarmış. Mısırlı ve Suriyeli tacirler Alanya yolu ile Karadeniz limanlarına da seyahat ediyorlarmış.
    Alaiye; Selçuklu devletinin çöküşüyle kısa bir süreliğine Kıbrıs Krallığının eline geçiyor (1293), Karaman ve Alaiye Beylik dönemlerinden sonra Osmanlı hakimiyeti altına giriyor (1471).
    Yukarı Kale’de bulunan Süleymaniye Camisi, bedesten ile arasta ve geleneksel Alanya Evleri Osmanlı dönemi eserlerinden.
    Alaiye; Cumhuriyet döneminde kenti ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği doğrultusunda Alanya adını almış.
    Setton Llyod; Alai’yye kitabında surların bölümlendirdiği bölgeler vasıtasıyla Alanya Kalesi’ni 5 bölgeye ayırır. Birinci bölge, bir ucu Kızılkule, diğer ucu Tersane’de olan hilal şeklindedir; ikinci bölge birinci bölgenin üstündeki tepenin eğimli kısmıdır; üçüncü bölge Ehmedek’in bulunduğu ve İçkale’ye kadar uzanan bölgedir ve konutsal yerleşim alanı olarak dikkat çeker; dördüncü bölge İçkale; beşinci bölge ise Cilvarda burnunun dahil olduğu Adam Atacağı olarak anılan bölgedir. Toplamda 6,5 km sur, 140 kule ve yüzlerce sarnıç varmış. 

    Kaleye en kolay ve keyifli ulaşım yeni yapılan teleferikle. Ehmedek'e çıkıp oradan özenle hazırlanmış yürüyüş yolları ile İçkale'yi dolaşmak mümkün. Tepenin batısından İçkale'ye çıkan bir araç yolu da var. Teleferik tek yön 14, gidiş-geliş 18TL, Ehmedek girişi ücretsiz, İçkale de 14TL. Müzekart geçiyor. 

    Birazda görsellerle süsleyelim...

     

    Kleopatra plajından kaleye bakış

    alanya_02.JPG

     

    Ehmedek'e (kuzey kalesi) teleferikle ulaşım

    alanya_03.JPG

     

    Teleferikten Kleopatra plajı

    alanya_04.JPG

     

    Plaj detayı

    alanya_05.JPG

     

    Surların arkasından Kleopatra plajı ve Batı Alanya 

    alanya_08.JPG

     

    Ehmedek, Orta Kale ve Batı Antalya alanya_06.jpg

    alanya_07.JPG

     

    Restore edilmiş evler var çok sayıda, hem kamu hem şahız kullanımında. 

    alanya_11.jpg

     

    İçkale Bizans şapeli, mimozalar pek güzel süslemiş.

    alanya_09.jpg

    alanya_10.jpg

     

    Adam Atacağı bölgesi (eskiden infazlar buradan kayalara atılarak yapılıyormuş diye bir söylenti var) ve Cilvarda Burnu.

    alanya_13.jpg

     

    Bir de korsanlar basmasın mı?

    alanya_14.JPG

     

    Kızılkule ve Tersaneye inen surlar.

    alanya_15.JPG

     

    Bu da İçkale'den dönüşte Doğu panoraması.

    alanya_16.jpg

     

    Bir de surlardan bakalım Kızılkule'ye

    alanya_17.JPG

     

    Kızılkule 

    alanya_18.JPG

     

    Tersane tarafı ve limana faklı bir bakış

    alanya_19.jpg

     

    Bu manzaranın önünde poz vermeden de olmaz dedik. 

    alanya_12.jpg

     

    Kale içinde ve çevresinde ilgi çekici el sanatları ve doğal güzellikler de vardı.

    alanya_21.JPGalanya_22.JPG

    alanya_20.JPG.ab30df7e7c3f65e19556e446103851a8.JPG

     

    Bu da @Mert Yürüyen için

    alanya_24.JPG

     

    Belediye parkında bunalmış "yakın" bir arkadaşa rastladık 

    alanya_23.JPG

     

    Yolu düşenler gezmeyi ihmal etmesinler.

  2. ... uzun bir aradan sonra "tüKKan'a" geri döndüm, bir-iki gün daha fuar'a gidip geleceğim ama çoğu bitti, azı kaldı (şükür)

     

    Bilen bilir Fuar'da Ford'un performans! araçlarının (bkn.kuZu) başında dikiliyorum ... amaç olası cins! ve detaylı soruların ilk anda cevaplanması, bunun ötesinde potansiyel müşteriler ile temasın mümkün olduğunca erken kurulması.

    ... doğal olarak pek çok soru ve yorum ile karşılaşıyor insan.

     

    Eleman - Mustang'ın bagajı küçükmüş, kaç litre bu?

    Ben - Dikey koyarsanız üç, yatay yüklerseniz iki ceset! alıyor.

     

    veya

     

    Eleman - Bunun (Mustang 2,3EB) Dizel'i var mı?

    Ben - Yok ama isterseniz LPG taktırırsınız ...

     

    yada

     

    Eleman - Bu kaynaklar (bagaj kapağının altındaki şase kaynaklarını göstererek) neden eğri-büğrü?

    Ben - O kaynaklar Simetri hastalarını krize sokmak için bilerek tasarlandı efendim ...

    Eleman - Neden?

    Ben - Kötülük şirket DNA'mızda var, ayrıca bize çok yakışıyor.

     

    ...gibi,gibi. (siz anladınız)

     

    Sonra "zirve"  noktasına ulaştık.

     

    Öncelikle konu "bu"

     

    Adsz_16.jpg

     

    Malum ABD'de radyo yayınları dijital hale geldi, bu nedenle Stang'ların bagaj (convertible) kapakları üzerinde veya tavanlarının arka kısmında (fastback) minik "yumru"lar var. GPRS ve dijital radyo anteni olan bu yumrular hala "analog" yayın yapılan (Avrupa'nın çoğu ve Türkiye) ülkelerde pek bir işe yaramadığından Avrupa versiyon kuZularda ayrıca bir anten (Convertible) var.

     

    Eleman bagaj kapağının üzerindeki "yumruyu" merak etmiş ... sormuş,  soruşturmuş ... biri ona demiş ki ... "şu kel,sakallı adam var ya ... git ona sor!" Ben bir müşteri ile RS'in kaputunu açmışım, twinturbo ve açık hava filtresi muhabbeti yapıyorum.

     

    - Tık,tık ... aaa? Eleman sokak kapısı çalar gibi işaret parmağının eklemi ile sırtıma vurmaz mı? Tamam! İri yarı bir adamım ama -çelik kapı- muamelesi görmek?!? ... RS'çi arkadaşa "bir saniye" deyip döndüm arkamı. Dana yalamış gibi yatırılmış saçlar, kahverengi yünlü takım elbise, Ayhan Işık'ı ağlatacak kadar ince ve dikkatle düzeltilmiş "mübarek" bıyık ... hııı! dedim kendi kendime, buyurun buradan yakın.

     

    Ben - Efendim?

    Eleman - Bir şey soracaktım...

    Ben - Beyefendi ile konuşuyoruz (başımla RS'çiyi işaret ederek) biraz beklemeniz mümkün mü?

    Eleman - Bu acil ama ...

    Ben - Acil? Hayırdır? Kanamanız mı var?

    Eleman - Anlamadım..

    Ben - Belli! ... buyurun, yardımcı olayım.

    Eleman - Bu ne? (GPRS antenini göstererek) çok merak ettim de...

    Ben - içimden "ey göklerdeki babamız ... bana sonsuz sabır ihsan eyle!" dışımdan = TUTAMAK efendim?

    Eleman - Tutamak mı?

    Ben - Evet ...

    Eleman - ...... "mavi ekran"  (bkn. 404 error)

    Ben - Hiç Amerikan filmi izlemediniz mi? Hani giden arabanın üzerine atlarlar, tavana falan tutunurlar ... kavga sahnesi falan olur ya.

    Eleman - (biraz tereddüt ile...) e...evet?

    Ben - (elimle GPRS antenini işaret ederek) İşte tutamak bunun için konuyor. Biri arabanızın üzerine atlarsa tutunacak yer bulsun,  tutunamaz yere düşer ve ölürse .... Mazallah yani! Başınıza dert alırsınız.

    Eleman - Haaaaaaaaaaa!

    Ben - Yaaaaa!

    Eleman - Teşekkür ederim.

    Ben - Bişi diil ...

     

    Adsz_19.jpg

     

    bkn. aklınızda bulunsun.

     

    The End  ... dağılın, tükkanın önünde kalabalık yapmayın.  

  3. Maalesef Almanca ama YT üzerinden derme çatma çeviri ile İngilizce olarak okunabilir. 2. video ile birlikte üretime başlıyorlar. 

     

    Focus RS içerir. Üretim bölümlerini gösteriyorlar. Meraklısına güzel içerikler.

     

    1. Video

     

     

    2. Video

     

     

    3. Video

     

     

     

    4. Video

     

    5. Video

     

     

     

    6. Video

     

     

    Son 

     

     

  4. Günümüz erkeğinin olmazsa olmazlarından olan saatler,hernekadar teknolojik evrime yenik düşmüş gibi gözüksede (cep telefonundan yararlanma gibi) yinede bir erkeğin ogünkü giyimine göre şık,spor,casual yada uğraştığı spor alanlarına göre vazgeçilmez aksesuarlarından birini oluşturmaya devam etmektedir...

    Elbette yaşamımızın içinde yeralan maddi olanaklarımızla bu sınırsız dünyada her istediğimizi elde etmemiz mümkün gözükmesede,yinede görsel tatmini sağlamak ve en azından benzer ürünler kullanarak kendimizi yinelenmekten ve sıradan hissetmekten bir nebze uzaklaşmak iyi gelebilir...

    Çünkü hala bir kadının bir erkekteki ilk bakışta süzgeçten geçirdiği ilk üç aksesuarın ayakkabı,saat ve gözlük olduğunu düşünüyorum...Neyse günlük yaşamın vazgeçilmezlerinde biri saat...onlar babalarımızın kollarından bize yadigar kaldılar kimi zaman,kimiz zaman köstekli ceplerinde taşıdılar,sünnetlerimizde erkek olmanın temsiliydi erkek çocuğuna alınan bir saat,yada sevgilinin hediye ettiği,onu hatırlatan tiktaklar...zamanın efendileri onlar...

    5bqvg.jpg

    Konuya ulaşmak için

Focus Club Türkiye

Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
×

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Kurallarını kabul etmiş olursunuz.