Hep binekleri yazacak değiliz ya, ara sıra büyükçe ticarileri de yazmakta yarar var.
Oldum olası otobüs sürücülüğüne özenmişimdir, gençliğimde rehberlik yaparken sürekli beraber tura çıktığımız Nuri Kaptan Antalya - Alanya arası, o zamanlar trafik pek sakin olduğundan, O302 tur otobüsümüzün direksiyonunu bana bırakırdı. Hem çok keyif alır, hem de turist grubuma bir tür hava atmış olurdum.
O zaman bu zamandır ne zaman bir arabaya sığmayacak bir grup oluşsa minibüs kiralarız ve bende doğrudan sürücü seçilirdim.
Bu sefer de öyle oldu, İzmir ve havalisini gezmek üzere 8 kişilik grup olunca kiralık aracımız da bir Ford Tourneo Custom Uzun şasi 2.0 Ecoblue A/T oldu.
Tabii bu tür araçlarda sürücüden çok yolcuların izlenimleri önemli ama ben ikisine de değinmeye çalışacağım.
Dinamik ve şık bir tasarıma sahip araç uzun şasi olunca 5.34 m boyu ve 12,2 m dönüş yarıçapı ile pek kıvrak gibi görünmese de kullanımda asla böyle hissedilmiyor, gerek şehir içi şerit değiştirmeli akıcı kullanımda, gerekse park etmede hiç sorun yaşatmadı.
Oturma düzeni 1+1, 2, 2, 3 şeklinde. Koltuklar sert fakat rahat ve güzel biçimlendirilmiş. Çift taraftan sürgülü kapılar yolcu kabinine binişi kolaylaştırıyor. Sürgülü kapılar göreceli ağır ve açma kapatmada biraz asılmayı gerektirse de hanımlar tarafından da kolaylıkla kullanılabildi. Bu arada bu konfigürasyonda maalesef anlamlı bir bagaj hacminin bulunmadığını da eklemek lazım, bavullar koridorda yolcularla birlikte seyahat ediyorlar.
Öne binişlerde de basamağı kullanıp -tutamaç olmadığı için (neden şaşırmadım acaba)- solda direksiyona asılıp binmek gerekiyor, sağda ise biraz denge oyunu oluyor.
Kokpit ferah, yukarıda oturma hissini destekliyor.
Focus'tan da tanıdığımız klasik gösterge tablosuna sahip. Araç Titanium donanım olmasına rağmen yol bilgisayarı ekranı küçük düşük çözünürlüklü komik ekrandan. Direksiyon yükseklik ve derinlik ayarlı. Koltuk ve direksiyon ile oynayarak herkesin rahat bir sürüş pozisyonu yakalaması mümkün görünüyor. Ancak bana uygun ayarlarda direksiyon gösterge panelinin altını perdeledi.
Ortada yine eski Focus'tan alıştığımız çok düğmeli ses sistemi var. Titanium donanımda telefon bağlantısı var. Ekranı göreceli büyük ve yüksek çözünürlükte ama klasik basit gösterge işlevinde. Ses sisteminin ses kalitesi metalik ve künt tizler, el arkasından konuşuyormuş hissi veren orta sesler ve güçlü ama bulanık baslarla kötü, öyle ki ancak 15 dakika dayanabildim müzik yayına, resmen rahatsız edici.
Yine ortada fırın düğmeli manüel kalorifer sistemi ve klima kumandaları var. Çakmak yeri burada ve 12V kapaklı.
Kokpitte ticari bir araç için bence yeterli saklma/depolama alanı yok, kapı iç cepleri geniş ama çok alçakta, her iki kapı yakınında büyük pet şişe alacak yuvarlak cepler var, radyonun üstünde kaymayı önleyici malzemeli küçük bir alan var, gösterge panelinin üstünde de kapaklı bir cep var. İçinde USB, 3.5mm Aux bağlantıları ve 12V'luk bir çıkış daha var. Ruhsat falan saklanabilir. Bütün alan bu, yani elimde A4 bir not defteri ile gelsem koyabileceğim düzgün bir yer yok. Öndeki iki koltuk arasında el freni kolu var, bunun dışında koca bir boşluk...
Oraya güzel kapaklı bir konsol iyi giderdi kuşkusuz.
En etkileyici olan ise hemen direksiyonun yanında bulunan vites kolu, konumu çok kullanışlı. Tabii otomatik viteste pek önemi kalmıyor.
Anahtardan çalıştırmalı motor 2.0 TDCi 170 PS güç ve 405 Nm torklu Ecoblue ünite.
Gücü yerinde, 1500 devir dakikadan itibaren çok güzel ivmeleniyor ve gücü azalsa da 4000 dd üzerine kadar istekli bir şekilde devirleniyor. Sürüş esnasında asla motor gücü eksikliği hissedilmiyor, 8 kişi ve bagajları ile de her türlü sollamayı rahat bir şekilde yapıyor. Hızını asla belli etmiyor, hafif gaza basarak Aydın otoyolunda sık sık 140 km/h hızı aştığımı ancak hız göstergesine bakınca fark edebiliyordum, pislik yapmak isterseniz de türlü binek aracı taciz etmek mümkün. Kimseye çaktırmadan 180 km/h hıza kadar çıktım, daha da giderdi. Ağırlığın 2350 kg olduğu düşünülürse etkileyici. Direksiyondan kumandalı hız sabitleyici/sınırlandırıcı da sürüş kolaylığına katkıda bulunuyor. Tek olumsuz yanı motor gürültüsü fazla, hele ki önde oturanları rahatsız edecek düzeyde ve biraz da titreşimli. Yani izolasyon konusunda daha fazla çalışma ister.
Altı ileri otomatik şanzıman bu tür bir araç için gayet başarılı, genelde değişimler istikrarlı ve dengeli, kick-down cevabı hızlı, manüel kullanımda da gayet akıcı ve yeterince hızlı. Yokuş kalkış desteğinin önemi iri araçlarda daha da öne çıkıyor ve hayatı kolaylaştırıyor, start-stop sistemi de gayet etkin çalışıyor.
Sürüş dinamiklerine gelirsek, gerek virajda gerek düz gidişte sorun yok, yeterince kıvrak ve kontrollu, fazla yatmıyor ve iz takibi gerçekten iyi. Direksiyon sistemi de yeterli geri bildirimi veriyor ve kontrolu dengeli ve kolay bir şekilde sağlıyor. Belki biraz daha hafif olabilirdi, özellikle şehir içinde. 215/65-16 Conti Vanco 2 lastikler ve alaşım jantlar da kendince sürüş keyfine katkıda bulunuyor.
Konfor da güçlü olduğu yönlerden biri, süspansiyon ayarı tatlı sert, ne küçük engel ne de geniş engebelerde rahatsız edici bir darbe hissi yok, hatta bu tür araçlarda arkanın hoplaması ve benim gibi sürücülerin kullandığı araçlarda arkadan yolcu çığlıkları gelmesi olasıdır, ama bunda hiç yaşamadık, yolcuların keyfini kaçıracak, sohbete ara vermelerini gerektirecek hiçbir olumsuzluk yaşanmadı.
Tüketim güç ve ağırlığa göre ortalama düzeyde, şehir dışı sakin kullanımda 8-8,5L/100 km, yokuşlu İzmir içi kullanımda 10,5-11L/100 km'ye kadar yükselebiliyor.
Mercekli halojen farlar yeterli aydınlatma sağlarken, viraj içi aydınlatma özelliği de olumlu, aracı çevreleyen park sensörleri de manevrayı kolaylaştıryor.
Özetle performanslı, sürüşü keyifli, yeterince konforlu bir araç, ekonomisi ön planda değil, iç mekanla da biraz daha uğraşmak gerekli.
Ben bunu alır arkasını iki kişilik bir yataklı kullanım alanına çevirir bitmeyecek seyahatlerde kullanırdım mesela.
Fiyatlar güncellenmekte olduğundan şu anda bu konuda bir yorum yapamayacağım.