Jump to content
2019 Temmuz ve 2023 Mart arası tüm içerik ve üyelikler silinmiştir. Lütfen yeniden kayıt yapınız ×

Cem Boneval

Blogger
  • Toplam İleti

    16.837
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    724

Cem Boneval tarafından yazılan her şey

  1. Yakıttaki hidrokarbonlar patlama sonrasında egzoz gazının %11-12'si kadar su buharı oluşturur. Soğuk egzozda buhar yoğuşma ile suya dönüşür ve dışarı damlar, egzoz ısındıkça gözle görülmeyen buhar olarak atılır. Buraya kadar normal ama bagajı kirletecek kadar kurumlanma fazla, araba beyaz mı?
  2. İşlerinin iyi gitmesine sevindim, bu kadar kısa sürede bu kadar km yapabildiğine göre yeterince müşteri var diye düşünüyorum. Parça değişimleri olması gerektiği gibi. Aşınan ve rutinde değişebilen parçalar nihayetinde. Yumuşak kullandığın ortada. Disk ve debriyajların bu kadar dayanmış olması şaşırtıcı aslında. Felaket tellallılığı yapmış olmayayım ama yakında baskı balata masrafı çıkar. Edirne'nın çok yoğun şehir içi trafiğinin olmaması ve kuru iklime sahip olması da bu güzel sonuçlarda pay sahibidir bence. Emsiyon değerleirnin bozulması da normal. DPF yeterince hırpalanmıştır bu sürede. Bu arada kaç takım fren balatası yedin? Güzel birlikteliğinizin devamını dilerim.
  3. Vallahi VAG grubunun emisyon konusundaki yaratıcı düzenbazlıkları düşünüldüğünde buna inanmak bana pek kolay gelmiyor. Sonuçta herkes dilediğini yapsın. Vakti bol olan beklesin, ama sanmayın ki donma ısılarında motor yağı 1-2 dakika içinde normal çalışma ısısına kavuşuyor. Hele ki dizelse. Soğuk demek motorda daha fazla aşınma demek, "hemen kalkınca mı fazla bekleyince, mi fazla sadece" önemsiz ve etkisi bir teferruat. Bir de yazmayı unutmuşum: Trafik toplu faaliyettir. Herkes birbirinin davranışlarından etkilenir. Bu nedenle yapacağınız hareketlerle ilgili niyet ve tavrınızı diğer katılımcılara belli etmeniz gerekir. Bu da kafa göstermek, önüne kırmak, el kol hareketi yapmak şeklinde değil, medeni ülkelerde olduğu gibi zamanında SİNYAL VERMEKle yapılır.
  4. Atmosferik veya turbolu, motor çalıştığında düzgün rölanti tutuyorsa beklemeden ve haliyle yüklenmeden hareket edebilirsiniz. Bu kadar basit...
  5. Araba bilinçli kullanılır. Aracın tekniğini, trafik kurallarını bilmek ve bu bilgileri doğru kullanarak sürmek önemlidir. Ben kullanım kılavuzunun da önemli bir referans kaynak olduğunu düşünüyor, ondan da pek çok bilgi edineceğinizi sanıyorum. Bakımlarını zamanında yaptırmak üretici tarafından önerilen km/zaman biriminde (Ford için her 15.000 km veya bir yıl - hangisi önce gelirse) yine üretici tarafından önerilen bakım şemasının uygulanması olarak anlaşılmalıdır. Soru garip çünkü cevabı ancak aylar içinde kazanılabilecek bilgi, beceri ve deneyim ile cevaplanabilir, tek bir başlıkta toplanması neredeyse imkansızdır. Devirli kullanmak bir zorunluluk değildir, hatta göreceli düşük devirde kullanmak hem yakıt ekonomisini hem de motor ömrünü uzatabilir. Söz gelimi trafik öngörünüz iyi gelişmiş ise ve rampa yoksa rahatlıkla 1500-2500 dd bandında sürülebilir arabanız. Ancak atak kullanmak ve çabuk kaçmak istiyorsanız veya rampa çıkıyorsanız devir bandını torkun en yüksek olduğu devirlerde tutmak yararlıdır. Bu durumda atmosferik için 3500-4500 dd bandı tercih edilmelidir. Bu aralık turbo benzinlilerde 1500-4500, dizellerde 1800-2500 dd olarak verilebilir.
  6. Benim bildiğim söz konusu uyarı ışığı sarj akımından tetikleniyor, yani akü voltajının düşmesi, ya da akünün bitmesi uyarı ışığını yaktırmıyor. Şarj dinamosunun gözden geçirilmesi lazım.
  7. Yağ ikazı Avrupa programında var, bizde sanırım deaktive ediyorlar, bazı araçlarda bu yazılımsal olarak devre dışı kalmayınca bu ikazı veriyor. Yağ seviyesi düzgün ise dikkate almayın. Istanbul trafiğinde balatalar ile 50.000 km yapabilmeniz çok sakin kullanımın bir göstergesi olabilir ancak. Genellikle önlerde 35-40.000 km civarında aşınıyor. Sürtme sesi yok, performans kaybı yaşanmıyor ise bir sonraki bakımı bekler bence.
  8. Sadece elektrikli araçların kısa - orta vadede yayılmasını beklemek anlamsız çünkü pek çok sorun var. Araçların var olan pil teknolojisi ile menzilleri çok kısa. Bakmayın 150-200 km arasında telaffuz edilen değerlere. Siz büyük şehir trafiğinde 0 derecede arabayı ısıtarak dur-kalk trafikte gece yol alıyor olursanız o menzil en iyi ihtimalle 50-60 km'dir. Şarj istasyonları ayrı bir dert, hızlı şarj için yüksek akımlı trifaze 220 V çıkış lazım. Her köşebaşında, her apartman otoparkında bunu kim, hangi bedelle, nasıl sağlayacak? Piller çok pahalı, son 10 yılda 1250$/kWh'ten 300$ düzeyine indi ise de ve bunun 2020'de 125$ civarında olacağı tahmin ediliyorsa da ya alırken ciddi bir bedel ödenecek ya da aylık kira verilecek ki bunun Renault'da tutmadığını Mehmet Hoca yazdı zaten. Ayrıca araçlar piller nedeniyle ister istemez çok ağır ve bu da hafif metallerin ya da karbon alaşımlarının kullanılmasını zorlayacak ki bu da ekstra maliyet demek yine. Almanya'da 400 veya 800V üzerinden hızlı şarj çalışmaları var ki bunların alt yapısını yaygınlaştırmak da başlı başına bir dert. Sonra elektrik üretiminin getirdiği yük ve kirlilik var, düşünün ki bugün ABD'de bile elektrik santrallerinin %40'ı kömürle çalışıyor. Yani çevreyi temiz tutma konusu zaman zaman kendini aldatma düzeyinde olabiliyor. Konu daha uzar gider de sıkmayayım şimdilik. Kendi elektriğini üreten hibrid modeller pil teknolojisinde mucizevi bir gelişme olana ve/veya fosil yakıtları sıfırı tüketene kadar şimdilik en makul çözüm.
  9. Aldatmaca bir kara çıta yapıştırmışlar, sonra sökecekler...
  10. Bu modelleri somutlaşmış beyin fırtınası ara ürünleri olarak görmek lazım. Bu haliyle kullanıma giremse bile bazı özellikler seri imalata giecektir yakında. Frankfurt fuarında da IAA (Intelligent Aerodynamci Automobile) tasarımı tanıtılmıştı. 0,19 gibi olağan üstü bir cw değerine sahip ve burnu değil ama kışı uzuyor süratlenince. İç mekan özellikleri yeni E ve S serilerinde kullanıma giriyor mesela. Yeni E serisinde gösterge tablosu yerine kocaman farklı tasarlanabilen LCD ekran kullanıma giriyor mesela.
  11. Bugün Autobild dergisinde kapsamlı bir marka güvenilirliği çalışması yayınlandı. Sıralamaya bakınca VAG grubuna yakınlığı ile bilinen derginin bu kez nesnel yaklaşmış olabileceğini düşündüm. Kapsamlı olması çok parametreli bir değerlendirme şablonu kullanmış olmalarından, detaylı anketler, geri çağırma süreçleri, TÜV raporları, servis raporları, uzun yol testleri, garanti raporları ve okuyucu bildirimleri esas alınarak sıralama yapılmış. Şöyle (iyiden kötüye): 1. Kia, Mazda 3. Honda, Hyundai, Toyota 6. Volvo 7. BMW, Dacia 9. Nissan 10. Mercedes 11. Opel, Renault, Seat 14. Audi, Skoda 16. Citroen, Peugeot 18. Ford, VW 20. Fiat Şaşırtıcı...
  12. Umarım yakın zamanda şu arka diffüzörü makyajlarlar. Sokakta arkası yırtık pantolonla gezmek gibi bir şey fotoğraflardaki görüntü... Murdar, murdar...
  13. Yıllarca ve hala Şahin'i baş tacı etmiş bir milletin kalkıp da Peugeot, Citroen ya da Renault'ya laf etmesinde mantık aramak ne kadar anlamlı bilemiyorum. Avrupa'da ve belki de dünyada otomobil teknolojisinde Almanlar başı çekiyor ve standartı belirliyor. Ergonomiden ekonomiye, motor verimliliğinden sürüş özelliklerine özenli ve planlanmış bir denge var bu araçlarda. Fransızlar kendi yollarında gitmek konusunda oldukça inatçılar. Taklitçiliğe soyunmadıkları gibi iyileştirme konusunda yeterince özenli de değiller. Sonuçta ergonomisi sınırda, konforu genelde iyi ama sürüş dinamikleri orta halli üretimleri var. Ne kullanrıken ne de dayanıklılık ve bakımda Alman standartını yakalayamıyorlar. Pek çok yaratıcı teknolojiye imza atmış olmalarına rağmen bütününde bakınca aynı tadı vermiyor tüketiciye. Ve evet daha fazla arıza çıkarıyorlar. Ama lütfen sorunu kasa ağırlığına indirgeme hatasına da düşmeyelim. Aşağıda bağlantısını veriyorum, ADAC (Alman otomobil kulübünün) 2015 yılında arıza nedeniyle yolda kalma istatistikleri var. Marka, ortalama yıllık 1000 km, model yılına göre her 1000 araçtaki arıza adedi tablo olarak verilmiş. Koyu yeşil çok iyi, açık yeşil iyi, sarı, vasat, kırmızı kötü. Renkler yıllara göre arıza oranlarından hesaplanyıor. İncelerseniz uzak durulacak arabaları görmek mümkün. İlginç olan forum konusu Focus'un da eskilerde karnesi pek iyi değil hani... https://www.adac.de/infotestrat/unfall-schaeden-und-panne/pannenstatistik/pannenstatistik_detailergebnisse_2015/pannenstatistik_untere_mittelklasse.aspx?ComponentId=235102&SourcePageId=47921
  14. İstenilse getirtilebilir. Almanya'da 100 Avro civarında bir rakkam telaffuz ediliyor idi. Ancak kullanıcılar çabuk kırılmasından/bozulmasından pek şikayetçi, fazla ilgi görmedi.
  15. Focus için LPG muhalifi olmama rağmen başarılı pek çok örneği olduğu için çok sert muhalefet yapmıyorum. Atmosferik motorlu Focus zaten performanslı bir araba değil, bu nedenle sakin kullanılması sinirleri her zaman daha az yıpratacaktır. LPG'ye geçince olan performans kaybı kullanımın %95'inde fark edilmeyecektir. Rahatsız edici olabilecek olan ancak tork gereksinimi olan durumlardır, yani yüklü araç ve rampa yukarı. Bu durumda zaten az olan tork biraz daha astmatik olacaktır. Bu durumda Kubilay bahsetmiş benzine dönülebilir, değer mi ayrı mevzu, ben olsam vites küçültür, kaderime razı olur ve devam ederdim. Zaten yazdığım gibi atmosferik 1.6 ve performansı aynı cümlede pek kullanmamak lazım. Marka seçimine gelince Prins, BRC, Landirenzo hepsi çokca kullanılan ve kendini kanıtlamış markalar. Prins daha övülmekle beraber gerçekten fiyat farkını hak eecek fark var mı cevap vermek kolay değil. Burada temel prensip takılandan çok takanın önemli olmasıdır. Montaj, ayar ve servis konusunda ustası ulaşılabilir ve iyi olan tercih edilmelidir. Öncelikle bunu araştırın ve değerlendirin. Yakıt gideriniz belirgin düşecektir, bu nedenle ekonomi odaklı düşünüyorsanız değişimi yaptırın. Neden muhalifime gelince: Motor daha sıcak çalıştığından aşınma daha fazla olur, sorun çıkartma olasılığı da göreceli artar. Her yetkili servis LPG'li aracı bakım için kabul etmiyor ve zorluk çıkartabiliyor. Sorun yaşanırsa nadir de olsa LPG ustası ile yetkili servis sorumlusu arasında pinpon topuna dönüşebiliyorsunuz. Motor garanti kapsamında çıkıyor. Bagajda belirgin hacim kaybı oluyor. Yani sonuçta benzini ödeyebildiğim sürece düşünmem, hele ki 1.6 EB için asla. Ama yineliyorum, ekonomi odaklı bakınca evet mantıklı...
  16. Öngörü beş mesaj önce yazılmış, okuma tembeli olmayın, konulara derinlemesine göz atın, faydası olacaktır.
  17. Zaten iki kış demek, ortalama yılda 15.000 km yapan biri için 30.000 km demektir ki çoğu lastik yaşlanmış sayılır. İki set lastiğin yaptığını tek setten beklemek de haksızlık olur zaten.
  18. Yaklaşık 3 haftadır kullanıyorum Cross Climate'ı. n11'de düşük fiyatla görünce kışın ara sıra karlı bölgelere giden biri olarak Antalya'nın sıcak kışında bayılmayacak, karda da kaymayacak bir opsiyon olarak mantıklı geldi. Kar kısmını yorum yapamıyorum şimdilik. Ama kuru ve ıslakta yaz lastiklerini kesinlikte aratmadığını, tutunmanın neredeyse 20 Bin km devirmiş CPC5'lerden kuru ve ıslakta kat kat iyi olduğunu, ayrıca ıslakta kızaklama direncinin daha yüksek olduğunu rahatlıkla yazabilirim. Üstelik kıyaslamayı 205 ve 215 tabanlar arasında yapıyorum. Düz gidişte ve dönüşte kararlı ve istikrarlı, geri bildirimi yeterli. Yani ılık kışta memnunum, karda buzda ne olur ileride göreceğiz. Diş yapısına rağmen oldukça da sessiz. Tek dezavantajı var, taban çok sert, bu da küçük engebeler karşısında aracı konforsuzluk sınırına getiriyor ve açıkcası beni de pek mutlu etmiyor. Yani bu haliyle dört mevsim kullanmaya pek tahammül edemem. Ayrıca daha önce de yazmıştım sanırım Türkiye'de satılanlar 94XL (extra load), tabii bu yük sınıfına çıkabilmesi için muadili 91'i için ideal basınç değerinin 3-4 Psi üstünde kullanılması gerekiyor, ben 91'e razıyım 31-32 hava ile kullanıyorum.
  19. http://www.focusclubtr.com/topic/9507-michelin-cross-climate/#comment-291279
  20. Öyle mi algılanıyor, ya da en pratik çözüm bu mu görünüyor? Elebtte değil, ama nüfusun kontrol altında olması lazım. Bugün doğayı tahrip eden baş aktör insan değil mi? Araba kullanmak için bile eğitim ve sınav sonucu ehliyet belgelenirken çocuk doğurmak serbest, istediğin zaman, istediğin kadar, bu kadar basit ve kontrolsuz mu olmalı? Kendine bakmaya aciz adamın üç tane çocuğu var. Nereye oturtacağız çevreye, topluma, düzene, bireye, evlada karşı sorumluluğu? Akıl içgüdünün kontrolünü sağlamamalı mı? Milyarlar milyarlar milyarlar olmamız şart mı? Doğanın en istikrarsız ve tutarsız canlısı maalesef insan. Biraz farkına varılsa ya...
  21. Bu emisyon işi giderek ciddileşiyor. Bu durumda bence çok tüketen bütün hacimli ve güçlü motorları kafadan yasaklamak lazım. Koyalım limiti 150 g/km'ye fazlası bütün araçlar zamanla kalksın trafikten... Bu mudur yani? İTÜ araştırma yapmış, Boğazdan geçen gemilerden kaynaklanan CO2 emisyonları yıllık 30 milyon ton bulunmuş. Bu ne olacak? Çözüm belli, temel kirleticiyi azaltacaksınız: İnsanı... E cihazlar koltuk ağırlığındadır hocam, dert etmeyelim.
  22. Böyle bir dönüşüm elbette güzel ama bugünden yarına yapılması imkansız, anlamsız ve sakıncalı. Hedef koyarsınız, 3 yıl içinde dersiniz, yumuşak geçiş yaparsınız. Kaldı ki haberin gerçekliğinden, ya da yansıtılış şeklinden çok şüpheliyim. Yani 1 Ocak'ta kalkacağız DAB uyumlu alıcılar dışında bütün radyolar susmuş ve bunu tesadüfen bugün öğreniyoruz öyle mi? Güldürmeyin beni... Yeni pazar oluşturma ve rant kapısı açma çabasıdır şu haliyle. Tabii burası Türkiye "olmaz" olmazsa da paniğe gerek yok. Haberin sonunda en çok da şu cümleye güldüm, konuya yaklaşımdaki ciddiyeti de sergiliyor biraz: "dağda bize en kutsal görevlerden birini yapan çoban kardeşimiz türkülerini hışırtısız dijital olarak dinleyebilecek" Tek derdi buydu zaten...
  23. Termostatında bir sorun olmadığından emin misin? Tüm Orta Avrupa bu arabayı kullanıyor, daha soğuktan şikayet edeni okumadım forumlarda...
  24. Tamam da Ayhan velev ki bilmemne grubu ile iletişime geçtim, tamam yardım edelim dediler, ne yapacaklar? Sana oy mu verecekler?
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz.