İyi soru, güzel konu.
Sürecin teknik, etik ve hukuksal değişik yönleri var.
Konuyu inceleyebileceğimiz bir laboratuvar da var: Tesla Model S
Otomatik pilot açısından şaibeli iki kaza var bu aracın karıştığı.
Tesla şu gerçeğin altını çiziyor: Araçlarımız otomatik pilot kullanarak yaklaşık 200 milyon km yol yaptı. Kıyasla Google sürücüsüz aracı test aşamasında henüz 3 milyon km'ye bile ulaşmamış durumda. Bunun önemine tekrar geleceğim.
Tesla kazalarını inceleyelim:
Yılın başlarında Çin'de bir araç sürücüsü otoyolda sola park etmiş bir araca çarptı ve kazada sürücü hayatını kaybetti. Sürücünün babası otomatik pilot hatası nedeniyle Tesla ve yerel bayiyi mahkemeye verdi, Tesla aracın sunucularına yeterli veriyi aktaramayacak kadar hasarlanmış olduğunu, bu nedenle otomatik pilot işlevinin devrede olup olmadığının bilinemeyeceğini savunmasını yapmış. Davanın nasıl sonuçlandığı net değil, hala sürüyor olabilir.
Bundan beş ay sonra emsal teşkil edebilecek bir kaza Florida'da yaşandı, otomatik pilotta seyir halinde olan bir Tesla Model S sürücüsü yolu beklenmedik bir manevra ile çaprazlayan beyaz bir traktör çekicisinin altına girdi ve aracın sürücüsü hayatını kaybetti. Dava henüz sonuçlanmadı.
Tesla'nın savunması otomatik pilotun beyaz gökyüzüne karşı beyaz çekiciyi fark etmemesi ve bu nedenle fren yapmamış olması şeklinde. Ayrıca ekliyorlar; program henüz beta test aşamasında ve bu konuda sürücüleri daima uyarıyoruz.
Ayrıca baştaki verilere bakarsak toplam 200 milyon km'de bir fatalitenin ABD istatistiklerindeki 160 milyon km'de bir ölümlü kaza değerinden daha iyi olduğu, bu nedenle ciddi bir güvenlik sorunundan bahsedilmemesi gerektiği gibi bence saçma bir açıklama geldi.
Olasıdır ki satın alma sürecinde üreticinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaya çalışan bir sözleşme imzalatılmaktadır.
Ancak Amerikan hukuk sisteminde bu tümüyle garanti anlamında olmaz ve bir yargıç üreticinin yanıltıcı bir güven hissi verdiğine ve bunun sürücüyü yanlış ve tedbirsiz davranmaya yol açtığına hükmedebilir. Bu durumda süreç uzar, temyiz, üst mahkemeler, medya baskısı vs vs. Neden uzattım: Çünkü konu çok yeni ve her yeni konuda olduğu gibi henüz hukuki çerçeveyi belirleyecek bir yaşanmışlık yok.
Zaman içinde gelişecek.
Bu arada yine yaz aylarında Hollanda'da Michael Hastings isimli gazetecinin kullandığı bir Tesla S patlayarak alev aldı ve ağaçlara çarptı. Bu kazada motor aracın gidiş yönüne fırlamış bulundu. Patlamanın çarpmaya değil, çarpmanın patlamaya bağlı olduğu sonucuna varıldı. Otomatilk pilot aksaması doğrudan gündeme gelmedi. Olayın hukuki boyutu konusunda net bir bilgim yok. Sanırım gerek teknik incelemeler gerekse dava süreci hala sürüyor.
Benzer şekilde Fransa'da test sürüşü esnasında arabadan gelen bir gürültü üzerine sürücünün kenara çekip aracı terk ettiği ve hemen arkasında aracın alev alıp tümüyle yandığı bildiriliyor.Hani cep telefonu bataryalarının alev aldığını kanıksayabiliriz ama burada iş biraz daha ciddi. Yanı böyle bir yönü de var işin...
Tabii elektrikli otomobil ve otonom sürüş sistemleri nedeniyle ortaya çıkan ve yargıya yansıyan davalar olabildiğince kamuoyundan gizlenmeye çalışıyor, bu yönde ciddi yatırım ve destekler var, çok hızlı bir gelişme var ve haliyle otomotiv dünyasındaki paydaşlar bu ivmenin sekteye uğramasını pek istememekte.
Otonom araçlar konusunda etikolegal bir başka boyutta tartışma da şu, bir grup tüm araçlar otomatik ve bağımsız olmadığı sürece insan hatalarının sistemi aksatabileceğini iddia ederken, diğer grup da herhangi bir programcının oluşabilecek neredeyse sonsuz sayıda durumu öngöremeyeceği ve bu nedenle yapılacak çalışmaların sürücü hatasını programcı hatasına taşımaktan öteye geçemeyeceğini ileri sürüyor.
İzleyelim bakalım, gelecek nasıl gelecek.
Tabii ülkemizin bu tartışmaların neresinde olduğu da ayrı bir trajikomik durum, dokundurmadan geçmeyeyim dedim.
Buraya kadar okuyanlara teşekkürler, şimdi söz sizde...