2019 Temmuz ve 2023 Mart arası tüm içerik ve üyelikler silinmiştir. Lütfen yeniden kayıt yapınız
×
Liderlik Tablosu
Popüler İçerikler
06-04-2015 tarihinde, tüm alanlarda en yüksek itibara sahip içerik gösteriliyor
-
...bilmem kaldı mı? (...dedi "gezici") ...bak yüz - göz gazdan şişmiş ... sokak köşelerinde yatmaktan üst baş leş gibi ama daha önemlisi vicdan temiz, eller temiz ... kendi adıma sessiz kalmadım (bu güne kadar) eh ... sonrasında da kalmam inşallah (yeter ki halim olsun) ...hiç sesini çıkarmayanlar+g*t büyütüp mırmır konuşanlar düşünsün. Benim karnım ağrımıyor ...10 puan
-
Detaylar belli olmaya başladı ... öncelikle fiyatlar. Jetta güncel fiyatları: (tablo eskimiş) Trendline: 78.300 tl Comfortlin: 85.300 tl Highline: 89.300 tl ...ve karşılaştırmalı teknik data ...hayırlı olsun efendim. Not: Araklayacaksanız lütfen focusclubtr'yi referans olarak göstermeyi unutmayın.10 puan
-
ek yapayım (siz sormadan) - Start/Stop = Standart - Direksiyondan Kulakçık ile vites değiştirme = Titanium'da Standart - Yeni Şanzıman Otomatik Park ile uyumlu mu? = Evet - Yeni Şanzıman Tekno Paket ile uyumlu mu? = Evet6 puan
-
Erişim yasağı sonrası gençliğin durumu Yeni hükümet politikası Gel VPN; gel...5 puan
-
az bile .. aslında biz muhalif münafıkların üzerine benzin dökülüp yakılması lazım. O da yakındır ... sabırla bekliyoruz.5 puan
-
değerli savcımızı zamanın da kurtaramadılar görüntülerin servisini engelleyemediler ama başka erişimleri engellediler pek manidar geldi seçimler yaklaşırken4 puan
-
onlar bildiğin beceriksiz zaten ... hayır madem sahte belge üreteceksin biraz dikkat et dimi? nerdeee ... ben en çok "peçete" üzerine yazılan versiyonu beğendim. ...bilmem bunu gördünüz mü?4 puan
-
yapar + yapıyor da... Açık olmak gerekirse bizim (sektör genelinin) zaten bu yönde beklentimiz vardı. Ocağın iyi, Şubat'ın daha iyi gittiğini gördüğümüz zaman "Çok geçmeden yapıştırırlar bize bi tane!" diyorduk, hatta iş planlarımızı bile bu beklenti ile yaptık. İlk üç ay iyi gideriz ... seçim furyasında bi uçar tekme yeriz ... altıncı + yedinci ay sersemler, sendeleriz ... sekiz zaten ramazan, bayram seyran ... dokuzuncu ay sonrası ufaktan toparlar, elimizde kalan son araçları da yıl sonu satarız diyorduk. ...sağolsunlar tahminlerimizi boşa çıkarmadılar. Milletin araç alma olayına gelince, müşterilerimizin çoğu (en azından orta segmentte) gerçekten ihtiyacı yoksa alımlarını erteliyor (haklı olarak) ve bıçak kemiğe dayanana kadar bekliyor. Yani yaptığımız satışın (perakende) büyük çoğunluğu eli mecbur olduğu için aracını değiştiren müşteri frekansından geliyor. Hükümet kanadı bzim (Otomotiv'in) dahili ticarette büyük kalem olmamızı istemiyor, Maliye bürokratları bire bir yaptığımız konuşmalarda bunu suratımıza karşı söylüyor ... neden istesinler ki? ...bizden destek alabiliyorlar mı? Hayır (sektörün geneli olarak konuşuyorum) ...bizden "Nemalanmak" mümkün mü? ...Hayır! eee? Oy desteği yok, para da gelmiyor ... babayiğit'de çıkmadı (sektörden) doğal olarak ülkenin kısıtlı kaynaklarının "İnşaat"a yönelmesi kararı alınmış, bu karar gereği biz ne zaman başımızı kaldırsak aynen -biniyorlar tepemize- ve doğal olarak sizin de tepenize. ..son derece açık ifade ile olay bundan ibarettir. Bizim sektörün (otomotiv) büyümesi istenmiyor. edit : imla4 puan
-
@Teoman Akyar, Aynen dediğin gibi Üstad, her ne kadar fiyat/ekipman/teknik data karşılaştırması Ford - VW ve Renault arasında yapılmış olsa da bizimkilerin gez-göz-arpacık yaptıkları bir müşteri grubu + marka yok. ...Onlar işi biraz daha büyütmüşler Deyim yerinde ise "Herkese" gider yapıyorlar ...gazetelerde ve basında çıkacak ilanın görselini paylaşayım ... ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. İlan bu ... ...resim, ek bilgi vs.vs. yok ... sadece bu (tam sayfa)4 puan
-
Sene 80’li yılların sonu, henüz bademin ucunda açmış çiçeğim ve yaz stajı yapıyorum. Gorbi (Gorbaçov) iktidarda ve k*ç*ndan Glasnost (Açıklık) diye bir şey uydurmuş. Yani Demir Perde inmiş gibi gibi, gıcırdıyor … arada direniyor ama perde iniyor. Sovyetler (henüz dağılmamışlar) açlıktan geberiyor, henüz Batı’ya hammadde ve enerji satmaya yeni başlamışlar ve doyuracak boğazlar, aylardır maaşları ödenmemiş memurların cebine girecek paraya ihtiyaç var ve doğal olarak ellerine geçen her şeyi (özellikle dolar ödemeye razı kişi ve kuruluşlara) satıyorlar. Dedim ya staj yapıyorum ve şansıma Koçtuğ’a düşmüşüm… iyi bir şirket Koçtuğ ve gemileri görece yeni (aslında yeni falan değil ama Türk Ticaret filosunun diğer gemilerine göre daha iyi durumdalar… yani benim ki yaşlılar yurduna gidip orada 100+ yaşındakilerin arasında görece bomba gibi duran 65’lik amca’ya aslan gibisin deme vakası.) -Stajyerler- normalde “değiştirmeci” olarak çalışır, yani gemi Türk karasularında ise esas personel evinde dinlensin diye onu destekler. Ben de Milas1’e değiştirmeci olarak gitmişim. Enspektör gemi Mersin limanına varınca Kaan beni arasın diye haber yollamış, ben de aradım tabi. - Kısa sefer atar mısın? Bu sene ki ve önümüzde ki yıl ki staj defterini tam doldururum + sana tam maaş veririm, üçüncülük yaparsın …dedi. Yaparım tabi … üçüncü iyi maaş alır (…aslında almaz ama öğrenciye göre aldığı para süperdir) üstelik iki yıllık staj O.K’i almak demek bir sonraki yaz (son yılımda) tatil yapabilmek demek … yani Obarey! Salağım ya … “nereye gidicez?” diye sormayı unuttum. Mersin limanında ikmal yaptık, vira bismillah dedik … Bülent diye bir ikincim var, adam deniz kuvvetleri emeklisi … suratı 7/24 sirke kıvamında ama işi biliyor. Ana makineleri falan devreye aldık, kayıt defterine not düşüyoruz … sancak makine şu saatte, iskele makine bu, kıç balastta şu kadar su var, sintine temiz vs.vs. - Efendim nereye gidiyoruz? …dedim laf arasında … hırlar gibi Novaya Zemlya dedi. Ben de biliyormuş, Novaya bilmem nerenin taaa içindenmişim gibi “Hıı..tamam!” dedim. İşim bitince hemen yaşam mahalline topuk. Orada öküz kadar bir dünya haritası asılı … ara, ara … ulan nerede bu Novaya Zemlya? Sonra bir yağcı ızdırabımı fark etti, gösterdi. …hadi be? Novaya Zemlya dünyanın k*ç*nda, ya da tepesinde (bakış açısına göre değişir tabi) ama Amerikalılar der ya “Middle Of Nowhere” işte mekan Middle Of Nowhere’nin Middle Of Nowhere’i … ohanZi yani. …kimse daha önce oraya gitmemiş. Zaten birkaç ay öncesine kadar “yasak” bölgeymiş, Sovyetlerin askeri üsleri falan oradaymış … o sulara gireni mermi manyağı yapıyorlarmış. …hadi be? Beni karalar bağladı tabi, gemi ile ilk uzun yoluma çıkıyorum, gittiğim yere bak! Havasındayım. Ege’yi geçtik, Akdeniz’i ve gibraltar’ı geçtik, Biskay’ı sancağa alıp başladık kuzeye çıkmaya. Çık, çık, çık … bitmez … beHHH. Bir de boş gidiyoruz, resmen azıcık borda havası yesek yelkenli gibi yatıyor bizim yaşlı kız. Uskurun yarısı içeride, yarısı sudan dışarıda … arkamızda uçak gemisi gibi dümen izi bırakıyoruz (yani 7-8 knot ile sürünüyoruz) İstanbul’da palamar saldıktan yaklaşık otuz gün sonra Novaya Zemlya (New Land = Yeni Topraklar demekmiş.) karşımızda belirdi. Kuzey kutbuna doğru uzanan ve –şey’e- benzeyen (siz anladınız neye benzediğini) bu garip adanın güney tarafındaki limana (…ki zaten başka sivil liman yok) ve o limana adını veren şehre (…ki zaten başka şehir de yok) yani Belusha Guba’ya bağlanacaz. …öyle de oldu. Limanda bizden başka gemi yok, zaten ortalıkta pek de insan yok. Dediler ki Novaya Zemlya’da 2,000 kişi yaşar, onlar da Belusha Guba’da kalır. Ama silolar var ve içleri maden cevheri (manganez ve çinko) dolu … peki o maden nereden geliyor? Sovyet döneminde adada ceza kolonileri (madenler) varmış ve mahkumlar o cevheri çıkarıyormuş. (şimdilerde kim işletiyor o madenleri? …bilmiyorum) …hıııı … dedim. (bkn.s*çt*k) Eeee? Ne yapılır bu şehirde? …limanı KGB’nin (o zamanlar daha FSB olmamış) omuzları “yeşil” apoletli askerleri tutuyor. Resmi kura göre 1 ruble = 1 dolar , karaborsada ise 1 dolar = 40 ruble … ama kaçak dolar satarken yakalanırsan … nasıl diyeyim? Çinko madenleri neye benziyor? İlk elden tecrübe edinirsiniz. Zaten b*kt*n bi mekan, aslında risk almaya gerek yok ama işi bilen bi abimizin (dedim ya çitlembiğim daha … yol iz bilmem) peşine takılıp geçtik gümrükten. Biraz dolar var yanımızda, parayı ayakkabının astarına saklamışız. Bir karton Kent ve bir şişe JB verdik muhafızlara … free pass aldık J daldık şehre. Zaten iki bar, bir k*rh*ne ve bir de kapalı yüzme havuzu var Guba’da … yani istesen de fazla seçenek yok. Biz de önce ilk bara, sonra ikincisine … sonra k*rh*neye ve en son olarak havuza gittik. Yaz mevsimi olduğu için (bkn.white nights) zaten gece olmuyor … bi ara ortalık hafifçe loş hale geliyor ama o kadar … geri kalan zamanda her yer aydınlık. (bir de bunun tersini düşünün) İçtik, s*çt*k, yüzdük ve gemiye döndük (25 metrelik olimpik havuzun suyunu ısıtmışlardı … beHHH) gemi mürettebatı bir gün içeri, bir gün dışarı çalışıyor. Yani ilk gün biz çıktık, ikinci gün gemide kalıyoruz ve sonra bir gün daha limana çıkacağız … plan bu. Öyle de oldu, gün devrildi … liman sıramız geldi. Sivilleri giyip çıktık dışarı. Ruslar gömlekle, biz uzun fanila ve yünlü kazakla dolaşıyoruz (dışarısı 5 derece falandı) içmeye gittik. Şimdi öncelikle içki … Guba’da millet Votka olduğu iddia edilen bir şey içiyordu. (antifreeze tadında ve kesinlikle çok ama çok sert) üstelik votka öyle şişe ile satılmıyor. Bara gidiyorsun, orada sürahiler var … bildiğiniz cam sürahi. Bir sürahi alıyor ve istediğin miktarı söylüyorsun. - Yarım kilo votka ver. Eleman terazide votkanızı tartıyor, yanında azıcık limon ve bir kase turşu veriyor … o kadar. Oturup bildiğiniz su bardağından votka içiyor, turşu çıtlatıyorsunuz. Öyle takılıyoruz arada çat-pat İngilizce konuşan Ruslarla geyik yapıyoruz. Biri demez mi? - Sizin içtiğiniz votka’yı biz bebeklerin biberonuna koyuyoruz! …hadi be?!? Bu laf dokundu tabi bize. Dokundu ama ne denir ki? Çünkü elemanlar cidden ağır götürüyor. Bizim suratlar düştü tabi … millet geberiyor gülmekten (bize laf sokan rus yüksek sesle çeviri yapmıştı) sonra bir hatun kalkıp demez mi … - Siz bayılana kadar içki yarışı yaparım, hem de hanginiz isterse onunla … …hatun liman işçisi. Yakasında hala pass kartı var. 1,50 falan boyunda, 1,50 falan genişliğinde. Onu limanda forklift kullanırken görmüşüm. Abla bodur ve kilolu, “leyn!” dedim kendi kendime … “Bunun her tarafı içse nolcek ki?” (bkn.evet malım!) - Tamam lan! …dedim (bi de ağabeylerime kendimi ispat edicem ya) getirin ordan bi kilo votka. Geçtim ablanın karşısına, sürahiden birer bardak doldurduk …. Güm diye çaktım. Bi turşu çıtlattım ve gözlerimden akan yaş azalınca abla’ya baktım. Abla bana fare’yi köşeye kıstırmış kedi gibi pish pish sırıtıyor. Gözünü kırpmadan bardağı çaktı kafaya, anında ikinciyi doldurdu ve bir daha çaktı. …LAN! … abla 30 saniyede 90cc falan içti hem de yanakları, boynu falan kızarmadan. Hani bataklığa düşersiniz ve çırpınınca batacağınızı bilirsiniz ama çırpınmadan da duramazsınız ya! Benim durum aynen öyle … belki deprem olur, darbe olur, bir nükleer silah denemesi daha yaparlar diyorum. (…gidince öğrenmiştik, meğer Sovyetler orada yıllarca nükleer silah denemeleri yapmış) ama na-fi-le. …kısmen ayıldığımda dilim şişmiş ve bir daha asla ağzıma geri sığmayacağını düşündüğüm boyutlara ulaşmıştı. Baş ağrım ve susuzluğum efsanevi seviyedeydi ve ciddi denge sorunu çekmekteydim. Aya kalkıp ortalıkta dolaşmaktan geçtim, yatağın yanında yerde duran ayakkabıya bile isabet ettiremiyordum (ya da kapılardan çıkana kadar en az bir kere duvara çakıyor, kaşığı ağzıma isabet ettirmek için özel çaba harcıyordum) Bütün geminin eğlencesi olmak işin çabasıydı. Dediklerine göre bar’da aniden yıkılmışım … önce masaya vurup sonra yere düşmüşüm, beni taşırlarken bir ara ayılıp soyunmaya başlamışım ve yüzmek istemişim (liman kıyısında denize atlamaya kalkmışım) …tabi ki bunların hiç birisini %110 hatırlamıyorum. …hatırlamadığım bir başka şey ise beni yıkan forkliftçi abla enseme şaplak patlatıp bana “pussy” demiş … anlayacağınız Novaya Zemblya’da epey kötü bir ün edinmiştim. L Finlandiya karasularına varana kadar içki banyosunun etkilerini üzerimden atamadım (üç gün) ve yolun geri kalanı boyunca her terlediğimde votka koktum dersem bilmem bana inanır mısınız? …neymiş? S*çt*ğ*m*nın Rus’u ile (o ufak tefek bir kadın bile olsa) Votka içme yarışına girmemek lazım mış. Geç öğrendim ama iyi öğrendim … bakın üzerinden kaç yıl geçti, o zamandan beri bir daha aynı halt’ı bir daha yemedim J3 puan
-
Focus'un adaptifi de sağa ve sola dönmekten ibaret değil canım neyse ben şunu söyleyebilirim MCA Focus'un arka diz mesafesi dışında o da çok değil hiçbir artısı yok golf'ün. Bir video çektim bu akşam yayınlarım sanırım. Satış rakamı şu bu onları büyükler düşünür artık, otomobil çok iyi ona bakmak yeterli tercih etmek için. Trend x şirketleri şimartır nitelikte, style herkese yeter. Titanium forum müşterileri için; ben böyle düşünüyor!3 puan
-
Valla otomatik dizel focus oldukca iş görür. Performans ve çevik olarak tabiki. Bende de focus 3 var. Aile Arabası olarak kullandığım için bagajı ve ic hacmi beni hic tatmin etmiyor. Ama uzun yolda cok keyif alıyorum. Şehir içinde de atak. Focusun sedan bagaj kapağı Octavia gibi olsa tadindan yenmez bir arac olurdu. Dizel verileri rakiplerini oldukca geride bırakıyor. En guzeli eşi araç kullanan için (ben) otomatik vites tekno paket ile uyumlu olması. Vatana millete hayirli olsun diyelim.3 puan
-
Almanya'dan ikinci bir 100.000 km testi "auto, motor un sport" dergisinden geldi. Başlıkta "Birinci sınıf bilanço", sonuçta "daha iyisi olmaz" diye nitelendirilmiş. Motor her zamanki gibi övgü alıyor. Özetle steyşın karoseri için yazılanlar Artılar + Keyifli, dengeli çalışan motor + Geniş iç hacim + Konforlu seyahat + Atak sürüş + Uzun yolda rahat ettiren ön koltuklar + Sakin kullanıldığında düşük yakıt tüketimi + Sessiz + Çevreyi görüş yeterli + Güvenli sürüş + Traksiyon sorunu yok + Şanzıman oranları başarılı + Hassas direksiyon sistemi + Turbo boşluğu yok + Yükleme alanı kullanışlı + Akıllı kapı koruma sistemi + Yeterli performans + Yeterli donanım + İyi dozlanabilen frenler + Çok sayıda sürüş asistanı Eksiler - Zorlayınca yükselen tüketim (test ortalaması 8,2L/100km) - Demode "infotainment" sistemi - Küçük navigasyon göstergesi - Karmaşık kullanım - Arka koltuklar çok başarılı değil - Bazı sürücü yardım sistemleri sinir bozucu olabiliyor. Bu arada araçta planlı bakımlar dışında bir onarım olmamış ve zorunlu servis ziyareti gerçekleşmemiş. http://www.motor-talk.de/forum/aktion/Attachment.html?attachmentId=7365913 puan
-
500 tl lik işi 100 e düşürdüyse, olmaz orası.. müşterinin ayağı alışsın diye bile olmaz.. güzel bir iç temizlik yapıp, cila atarlarsa öpüp başa koymak lazım3 puan
-
... açık konuşacağım (biz bizeyiz nasıl olsa) ...çok ta TıNNNN! Bildiğim/Bildiğimiz = Kimse bizi (bundan sonra) Dizel+Oto yüzünden dövemeyecek... Bildiğim/Bildiğimiz = Araç satamadığımız bir frekansta ürünümüz olacak (heyOOO) ...ürün iyi (Volvo'da denendi...sıkıntı yok) , fiyat iyi (bence) Satar mı? Satacak (tabi ki...) VW müşterisi Ford'a yönelir mi? ...yukarıda belirttiğim gibi çok ta TINNNN ... diyeceksin ki neden? Biz MCA ve yeni şanzımanı nasıl olsa satarız, akıl+kalp adına iyi bir tercih ... VW müşterisi almak isterse alır (bize laf düşmez) ama onlar alsın diye ne bir "özel" çalışmamız var, ne de planımız. ...Soruna ancak bu kadar açık/net cevap verilir (bence)3 puan
-
Bugün bıcı bıcı yaptık akşam birde bi kaç kare resim Çekmek geldi içimden [emoji2][emoji2][emoji2][emoji2]3 puan
-
İstemiyorum... Neyse ben sokağa çıkma yasağı gelmeden bi spora gidip geleyim...2 puan
-
Savcıyı kurtamadık resimlerini kurtarmaya çalışıyoruz.. Teror propagandası şimdi mi aklınıza geldii..İşid milletin boğazını keserken oturup milletçe izledik ,hatta ülkemizden katılımlar bile oldu..Pkk yıllardır Dağ şarkıları vb görüntüleriyle youtubeye video paylaşırken neredeydiniz.....Youtubeye yazın bakalım ne zamandan beri teror örgülerinin paylaşımları varmış..2 puan
-
2 puan
-
Mesele ilgili hesapları kapattırmak veya fotoğrafları kaldırmak. Yoksa toptan erişim engelleyince kafasını kuma sokan salak kuşlar gibi oluyor. Yurt dışından girince fotoğraflar orada. E ne oldu o zaman? Ne elde etmiş olduk. Amaçla yapılan işin bir bağlantısı olması lazım. Bir daha sefere söylesinler söz gözümü kapatıp bakmıycam o fotoğraflara.2 puan
-
yenilenen accent blue nun dizel versiyonlarınada yeni duyurulan i30 lar gibi DCT şanzıman eklenmiş, benzinli cvt devam ediyor, darısı benzinlilere.. eklenen şanzıman ilk mesajdaki dizel tüketimlerine %3-5 artış olarak yansımış DCT- 7 ileri çift kavrama otomatik şanzıman manuel - DCT - CVT(4 ileri) eski otomatik Yakıt ; Ş içi ; 5.4 LT - 5,7 - 7,1 Yakıt ; Ortm ; 4.4 LT - 4,6 - 5,6 Yakıt ; Ş dışı; 3.9 LT - 4,0 - 4,5 2015 öncesinde 128 bg olan 1.6 dizel motor, şimdilerde 136 bg ve yukarıdaki değerlere bakacak olursak dct şanzımanla manuel şanzıman neredeyse aynı yakıyor, bir önceki 4 ileri cvt şanzıman a göre ise %10-20 yakıt tasarrufu var.. çok yaktığı iddia edilen hyundai ler, eğer yeni dct şanzımanın sorunsuzluğu ile ön plana çıkabilirlerse, gelecek 3-5 yılda, bayağı iş yapacağa benziyorlar.. en ucuz dizel dct 60.000 en pahalı dizel dct 67.000 tl dct farkı 5.250 tl(manuel almak için düşün bu fiyatı) bu sıralar 20.000 tl 20 ay sıfır faiz2 puan
-
Gençlik üzerine somut bir etkisi olmasa da özellikle Facebook'u herkesin kullandığı şu günlerde kapatılmasını garip bulamıyorum malesef. Hem gerçeklerin ortaya çıkmasından hem de insanların ne gerçek ne değil ayırt etmeye çaba bile göstermemesinden. Bakınız: Yeni Şafak http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/243945/Yeni_Safak__1962_nin_belgesini_2009_da_cikan_Windows_karakteriyle_yazdi.html Ben bile ilk olarak o Türkçe'den şüphelediysem vay yalan haberlerin geldiği seviyeye. Ben en çok bir devlet büyüğünün yakınının VPN hizmeti vermeye başlamadığına şaşırıyorum.2 puan
-
Sayın Bakanım açık ifadeler ile "Zam / Artış yok" dedi ... bunun Türkçe Meal'i "Evet, b*k gibi artacak" ... açıklamadan alıntı yapıyorum "gri alanları temizleyeceğiz" bilin bakalım bu temizliğin sonunda çer - çöp kimin bahçesine dökülecek? Not : Doğru cevap Uganda değil ...çıkıp "Teyzemin kızına aşıktım, onu da manifaturacı seyfi aldı" deme ihtimali daha yüksek. bize doğru ... evet ... ama bizi "hedefleyerek" yani kucak değil ... popo hedeflenerek yapılıyor yeni düzenleme. (bkn. insan insana bunu yapar mı? C.Yılmaz'ın Alman Porno'su skecinden alıntı)2 puan
-
2 puan
-
Teyfik abi zaten espiri olsun diye yazdım. Sonunda birinin rengini yada tipini beğenecek tekrar film bastan başlıyacak. Ben arabadan memnunum bir dahaki isyana kadar rahatım su an. Mazda alsaydık kesin ford bakardık. [emoji4] Cem abinin dedikleri çok doğru.[emoji106] Sanırım araba bakmayı seviyoruz. Bizi dar alana sıkıştıran konu otomatik vites aramamız. Benim kendim icin tespitlerim: 1- Denemeden araba alma. 2- Arabanın sınıfını değiştirmeden önce o sınıfa ihtiyacın var mi emin ol. 3- Arabayı kim kullanıyorsa o seçsin. 4- İdeal araba yoktur. Varsada paran yetmez. 5-Dün begendigin yarin sıkıcı gelebilir o yüzden çok stres yapma. [emoji41] Not: Focus'umu seviyorum.2 puan
-
Aksesuarların ve Paketlerin fiyatları zaten belli ... Bi-Xenon Farlar + Dinamik Far Sistemi : 4,000TL Tekno Paket : 5,000TL Navigasyon Paketi : 2,100TL Metalik Boya : 1,600TL (Şeker Kırmızı Hariç) Sunroof : 2,600TL Fena mı olur? ... hep beraber eğleniriz işte2 puan
-
Aha Volkan'ın eşi ile iyi anlaşırlar. Nedir bu hanımların Focus düşmanlığı? Ben de hiç bir hanım arkadaşa Focus aldıramadım.2 puan
-
2 puan
-
2 puan
-
2 puan
-
AutoBild dergisi araç parkına aldığı 1.0 EB Focus ile 100.000 km'lik test sürecine Nisan 2013'te başlayıp Aralık 2014'te bitirmiş. İnceleme sonuçlarını da bu yılın ilk sayısında yayınladılar. Test yazısına sanırım buradan ulaşmayı deneyebilirsiniz. Özetle aracı, başta motoru olmak üzere, çok başarılı bulmuşlar. Motorun otoyollarda dahi üzmeyecek bir çekiş gücüne sahip olduğunu, asla 1 litre hacimli gibi hissedilmediğini, son günde bile ilk günkü gibi sorunsuz ve atak çalıştığını vurgulamışlar. Bunun dışında mükemmel ve canlı yol tutuşu, başarılı sürüş konforu, rahat koltukları, keskin çalışan şanzımanı ve hızlı tepki veren iklimlendirme sistemi de övgü almış. Eleştirilerin başında demode navigasyon ve kullanımı çok zor olarak nitelendirilen Sony müzik sistemi var. Yeni modelde bunun giderilmesinin çok doğru olduğunu da ayrıca belirtmişler. Diğer bir eleştiri konusu da yüklenince artan yakıt sarfiyatı, otoyol sürüşlerinde 8,2L/100 km ortalama tutturmuşlar, tüm test süreci ortalaması ise 7,3L/100km. Ancak efendi kullanıldığında 5'li rakamlar elde edilebildiğini de belirterek çuvaldızı kendilerine batırmayı da ihmal etmemişler. Aracın performans ölçümlerinde test başı ve sonu arasında fark yok, sadece yakıt tüketiminde %10'luk bir artış var. Motorla ilgili rahatsızlık veren bir konunun da yağ çubuğunda yağ seviyesinin net okunamaması olduğu yazılmış ki, buna aynen katılıyor ve ince yağda daha da zorlaştığını düşünüyorum. İki arıza bildirimi var. 22.000 km civarında araç çalışırken birkaç kere kendi kendine acil durum çalışma moduna geçmiş, serviste yazılımın güncellenmesinden sonra sorun hallolmuş. 63.000 km'de yakıt doldurma yerindeki hırsızlığa karşı koruyucu kapak yerinden çıkarak yakıt doldurmayı zorlaştırır hale gelmiş, garantiden onarılmış. Rutin bakımlar yanında 63.000 km'de ön 78.000 km'de arka fren balataları değişmiş. Bu arada bakım uyarısı vermediği için araç ilk bakıma 31.000 km'de götürülmüş. Yani kısacası yüksek tüketimleri aracı iyice zorladıklarını, bakımı aksatmaları da hırpalama niyetini gösterse de araç parçalanıp incelendiğinde hiç bir yıpranma belirtisine rastlanmamış. Sadece silindir kapak contasında çok hafif bir yağ terlemesi gözlemlenmiş. VAG grubu sempatizanı dergiden böyle sonuç almak çifte başarı bence. Araç uzun yol testleri sıralamasında Audi A6'dan sonra ikinci sıraya yerleşmiş. Bu arada dikkatimi çeken istatistikler de oldu.Mesela Focus Almanya'da %80 steyşın, %19,5 HB ve %0,5 sedan olarak satılıyormuş ve en çok alınan renk %26 ile siyahmış. Bu motor dayanmaz diye düşünenlere duyurulur.1 puan
-
...istek üzerine ... devam. Borusan'dan ayrılmışım ve Ford ile görüşüyorum ... boş kalmayayım diye ajans ile konuştum (malum boş duranı Allah sevmez) dedim ki bana kısa bir iş ayarlasanıza. "Afrika'ya gidermisin?" dediler ... giderim tabi? Neden gitmeyeyim? Severim Afrika'yı (cidden) ...iş aslında basit. Araplar Sudanlılara 400 kadar 4x4 pickup satmış, bunları Bur Sudan'a gemi ile sevk ediyorlarmış. (Şimdiki adı ile Port Sudan) araçları karayolu ile Hartum'a getireceğiz, ardından da bir "kademe" kurup Sudan'lı mekanikerlere nasıl araç bakımı yapılır? O kuzu'lar nasıl yolda tutulur ... göstereceğiz. ...tamam dedim. Atladım uçağa, Kahire (Afrika'ya genelde hep Kahire üzerinden girerim) oradan da gene uçak ile Hartum. Gece Hilton'da kaldım (...evet orada da Hilton var, oldukça değişik bir otel ... ama o ayrı bir hikaye) sabah Genelkurmay başkanlığına gittim. Nil nehri kıyısında üç katlı, geniş bahçeli bir bina. Biraz beklettiler, sonra bir yarbay karşıladı ... sevkiyat işinden o sorumluymuş. Ne yaparız? Nasıl yaparız? konuştuk ... bir mühendis daha geliyormuş (İskoçyalı) o gelince hep beraber Bur Sudan'a geçelim, gemiyi orada bekleyelim dedik. Ben otele döndüm ... yapacak fazla bir şey yok. Bekliyorum işte. İkinci günün akşamı canım sıkılmaya başladı. Hartum'da da yapacak fazla bir şey yok. İçki satılan bir kaç yerden biri olan Hilton'un brında oturup kafa çekebilirsin, çarşı pazarda dolaşıp otele geri dönebilirsin ya da bahçeye çıkıp Nil'i seyredebilirsin ... ama o kadar. ...gittim resepsiyona, elemanlara dedim ki "Bana bir araba ayarlasanıza, piramitlere gitmek istiyorum" ...tamam dediler. Daha önce Sudan'a geldiğimde piramitlere gitmek için zaman bulamamıştım, madem bu defa mal mal oturuyorum,gidip piramitleri göreyim dedim. Sabah kalktım ... baktım arabam gelmiş, yanıma iki parça bir şey aldım ... atladım arabaya. Şoförlü kiralık arabamız bir beyaz 240 dizel ... bilen bilir, dikiş makinesi gibi sesi vardır 240 D'nin ... dardardarrrr diye dolaşırsınız Şoför üç beş kelime ingilizce biliyor, yolu biliyormusun diye sordum? Biliyormuş ... ne olur ne olmaz harita üzerinde rota'yı konuştuk, anlaştık ... yol yaklaşık 200km falan, bir şey değil diye düşünebilirsiniz ama Afrika'nın bazı kesimlerinde bu 1 - 1,5 günlük yolculuk demektir, tabi aracınız bozulmaz ya da başınıza b*ktan bir şey gelmezse. Neyse ... bindik kuzu'ya , başladık güneye dardardarrrr akmaya. Zaten çok geçmeden çöl yoluna girdik, manzara ipnotize edici, hava 50 derece falan. Yapacak en iyi şey cigara + bolca su içmek ve uyuklamak. su iç, uyan cigara iç ... su iç ... uyu ... uyan su iç ... ama nereye kadar? ...çişim geldi ya! Akşam üzeri olur, biz de Meroe'ye yaklaşırken manzara biraz değişmişti, artık yolun sağında solunda kimi zaman yanlız kalmış ağaçlar ve bolca da dikenli çalılıklar görüyordum. Kimi çalılıklara ya da yol kenarına dikilmiş değneklere falan bezler, çaputlar bağlanmış ... hani bizde "adak" yaparlar ya ... öyle bir şey diye düşündüm ... anlayacağınız fazlaca da sallamadım. Ama böbrekler alarm sinyali vermekte ... Dedim şuralarda bir yeri sulayayım (kendi kendime) hem rahatlarım, hem de ekolojik açıdan faydam olur. Şoföre "dur" dedim, durdu ... arabadan indim, yolun kenarına yürüdüm ve gene bez falan bağlanmış bir çalının arkasına yöneldim. Ana! Şoför attı kendini arabadan ... başladı tepinmeye ... ne oluyor be????? Aklıma ilk gelen tanrı humbabubumba'ya saygısızlık mı yapıyorum oldu ... yerel de olsa inanışlara saygısızlık yapmak istemediğim için durdum. Üzerine çaputlar bağlanmış çalının yanı başında, yoldan da 10 metre falan uzaktayım. - Ne var be? ...şoför heyecandan ingizlice'yi unutmuş ama tepiniyor + çığlıklar atıyor. ...kesin tabu'yu bozuyorum diye düşündüm ... çölde işeyecek yer mi yok? Gider yolun öbür tarafında hallederim işimi dedim, tam bir adım attım. Şoförün çığlıkları daha da yükseldi. Ne var be?!? Menepoza'mı girdin kör olasıca? Sonra ingilizce'yi hatırladı herif ... başladı eli ile yeri gösterip "mine, mine bumbum!" demeye. (Mine = Mayın) - Hassss!!!!!!! Sudan'da iç savaş sürmekte, demek ki birileri etrafa mayın döşemiş (büyük ihtimal ile hükümet) ve o bez parçaları falan (hani bizde tabela koyarlar ya) uyarı amacı ile asılıyormuş. (nasıl bir uyarı o be?) ...eee? Nasıl dönücem geri? Zemin beton gibi, ayak izlerim belli değil ki ... ya mayına basarsam? - Arabayı getir buraya! ... diye seslendim şoföre ... -olmaz- diye başını sallayıp geçti oturdu arabaya ... Lan! p*ç, getirsene arabayı! Yok abicim, herif sallamıyor. - Sen gel sırtına bineyim dedim :)...bu teklifimi zerre sallamadı. Hay muhterem validen!!! İş başa düştü ... Allahtan mayın neye benzer biliyorum, topuk patlatana, zıplayan betty'e ya da salak kara mayınına yabancı değilim. Hemen dört ayak üzerine indim (miyobum ya) önüme bakarak ve anten, basınç levhası vs. olabilecek ıvır zıvır (mesela küçük kaya parçası, duyarga saklayacak ot vs.) uzak durarak ve on metreyi yaklaşık yarım saatte alarak yola geri döndüm. (Bkn.yusuflamak) Arabaya bindim, korku ve sıcak nedeni ile ağzım kurumuş ... bir buçuk litrelik Nestle suyu içip başladım kazıtmaya, bir tane de şaplak patlattım ensesine. (dallama resmen bıraktı beni be...) öfke nöbetim geçene kadar tepinip bağırdım biraz daha ... sonra piramitleri görmeye gittik. ...yani teoride. Gece ortası Meroe'ye yaklaşık 20 km kala Sudan ordusu yolu kesti, ileride çatışma varmış. (Hay Bin Kunduz) daha ileri gidemezmişiz. Mecburen döndük geri, bir ara durduk ve yolun tam ortasına çişimizi yaptık ... hatta "daha az toz kalkar sayemizde..." diye espri patlattık ve sonraki gün öğleye doğru komple toza bulanmış, yorgun ve piramitleri görememiş olarak Hartum'a geri döndük. (hiç bir şey yaparak geçirilen 36 saat sonunda) İskoçyalı gelmişti ... profesyonel nezaket gereği (Afrika'da beraber yola çıkmadan önce oturup içki içmek beyaz adamın adetidir.) birer viski içtik, odaya çıkıp duş aldım ve yola çıktık. Yolda ona maceramızı anlattım ... ne dese beğenirsiniz? - Ben beş sene kadar önce gidip görmüştüm, abartılan bir nokta ... yarıya kadar kuma gömülü boktan taş parçaları işte ...arghhhh! (Şeytan diyor ki sık gırtlağını...)1 puan
-
1 puan
-
@Servet Özkan, Servet bunu bilgisayarımıza kuruyoruz . 3 gün sonra banka hesabımızı bomboş bulmuyoruz değil mi1 puan
-
1 puan
-
Ben Galata’da büyüdüm, ailem nesillerdir “Üzerine kulenin gölgesinin düşmediği” yerde oturmadı .. nesillerdir derken, cidden nesillerden bahsediyorum. Ya da tam olarak söylemek gerekirse +800 yıl önce İstanbul’a geldiklerinden beri… Büyük dedemin, dedesinin, dedesinin, dedesinin büyük dedesinin büyük dedesinin dedesi bu gün Milano olarak bilinen şehir devlet’in sınırlarında yaşıyormuş. Fakir insanlarmış dedelerim (kısaca dedelerim diyorum … siz anlayın işte) o zamanlar lonca’lar ticaret’e hükmettiği ve bizimkilerde de lonca’ya katılacak para olmadığı için seyyar ayakkabı tamirciliği yaparlarmış. O çağlarda seyyar tamircilik zor zanaatmış … ayak bileklerine kadar gelen uzun deri önlükler giyer, çarşı – pazarda dolaşırlarmış. Biri ayakkabısını , çarık ya da çizmesini tamir ettirmek mi istiyor? Hemen yere çöker ve yanlarında dolaştırdıkları tabureyi (..ki bunun alt kısmında alet – edevatlarını taşırlarmış) yere koyar … Müşteriyi tabureye oturtup müşterinin ayaklarını da kucaklarına koyarlarmış. O zamanlar aile ismi olarak “cuir”i kullanırlarmış (kösele/ayakkabı derisi demek) … anlayacağınız durumları sokak köpeklerinden azıcık halliceymiş. Sonra bir şey olmuş. 1198’de tahta çıkan yeni Papa (…ki bu Papa kendine Innocentius = Masum ismini almış ..peHHH) Haçlı seferleri düzenlemeye karar vermiş. Tahta yeni çıktı ya, dosta – düşmana Hristiyan dünyasının efendisi kim? Batı’da raconu kim keser? Bunu göstermek istemiş (bildiğiniz i**e işte…) Kafirlerin (…Serazenler,yani Müslümanlar) elindeki kutsal toprakları (Kudüs ve çevresi) ele geçirmekmiş i**e papa’nın dileği. …tabi ki dilemek başka şey, dileğin gerçekleşmesi ise bambaşka! Hristiyan kralları Papa’ya pek yüz vermemiş. Hazineleri boşmuş, daha önceki seferlerin –kötü- sonuçları- hala hafızalardaymış ve de ismi –Masum- olsa da yeni Papa’nın fazla ateşli!! Olduğunu düşünüyorlarmış. Onu sallamamışlar! …ee? Papa ne yapacak? Adam Haçlı Seferi ilan etmiş bir kere, … “Ehue! Pardon! Pardon! … başka zaman yaparız artık!” diyip karizma’yı çizecek hali yok ki! Düşünmüş taşınmış ve sonra da çözümü bulmuş … demiş ki… - Sıradan halkı haçlı ordusuna katılmaya çağıracağız, haçlı ordusuna katılan herkese bir af belgesi vereceğiz ve sefer sırasında ölen herkese de cennet’e serbest giriş vaat edeceğiz. - Yerler mi? - Yerler … …yemişler de (bizim dedeler dahil) Endüljans denen belgeleri üretmişler … buna göre belgeyi taşıyan kişi Hristiyan topraklarını terk ettiği andan itibaren ne günah işlerse işlesin (hiçbir kısıtlama olmaksızın) peşin olarak affedilecek ve sefer sırasında ölür ise cennetten deniz manzaralı (tamam bu kısmını attım) arsa kapatacakmış. …beHHH Bizimkiler papazların anlattığı (Bkn.yalan pazarlama) yağ, bal ve süt ülkesine gidip taşıyabilecekleri kadar servet sahibi olmak için orduya katılmışlar. İsimlerini yazdırıp af belgelerini almışlar ve 1203 yılının sonunda ordu ile birlikte yola çıkmışlar. İki kardeş (içlerinden birisi bizim dede … ama hangisi? …onu bilmiyoruz) neredeyse silahsızmış, öyle filmlerdeki gibi zırh – kalkan falan yokmuş ellerinde. Birisi bildiğin odun taşıyormuş, diğerinde ise paslı bir satır varmış, o kadar. Odun ve satır ile Selahattin Eyyübi’nin ordusuna karşı sefere çıkmak hem de bunu yaya olarak yapmak … beHHH Ordu ilerlerken kentlerden ona katılım sağlanıyormuş. Her kent deli , dilenci, serseri ve hapishanelerde yatan başı bozuk takımını Haçlı Ordusuna teslim ediyor (Papa’lık emri gereği) az miktarda da askeri (mümkün olduğu kadar az) bu güruh’a katıyormuş. Ordu arada saçmalamış (balkanlarda slav asıllı insanlara saldırmışlar, kent ve köyleri yağmalamışlar) ve 1204 senesinde İstanbul’a … eski adı ile Konstantinopolis’e varmışlar. Dediklerine göre şehri ilk gördüklerinde hemen herkes yere kapanıp ağlamaya başlamış, şehir öyle güzel ve öylesine zenginmiş ki ordu’da bulunan hiç kimse daha önce o kadar güzel bir şehri ne görmüş, ne de hayal etmiş. Bizans’lılar ayrı mezhepten olsalar da bu yeni orduyu karşılamış, doyurmuş, tedavi etmiş. Haçlıların bi b*k yiyemeyeceklerini biliyor olsalar da doğu’ya doğru ilerlerken o yönden baskı yapan Serazen güçlerine hasar verirler, hepsi geberir gider ama en azından biz de birkaç yıl rahat ederiz diyorlarmış. Bilmedikleri şey ise Haçlıların “ganimet burada hacı, ne gerek var taa Kudüs’e kadar gitmeye” dedikleriymiş … gerçekten şehir fazlası ile iştah açıcıymış ve her şey olup bitene kadar Bizanslılar i**e papa’nın toparladığı it sürüsünün esas amacını anlamamış. Böylece Haçlılar Konstantinopolis’e saldırmış … önce başarılı olamamışlar, sonrasında da (kendilerinin bile pek inanamadığı şekilde) surları aşmışlar. Yağma ve katliam başlamış … çalabilecekleri her şeyi çalmış, gözlerine kestirdiklerini de katletmişler. Boğazlananlar arasında Bizans imparatoru ve ailesi de varmış … hemen bir konsül kurmuşlar, aralarından bir tanesini İmparator seçmişler ve de şehre yerleşmişler. Benim dede’de (daha doğrusu dedeler) savaştan sağ çıkmayı başarmış. Yağma işinde de başarılıymışlar. Ceneviz’li bir taciri boğazlayıp onun deri depolarına ve evine konmuşlar. Ortalık biraz sakinleşince de kent surlarının dışındaki Ceneviz kolonisine (bu günkü Galata) taşınmışlar ve orada deri ticaretine başlamışlar. İki kardeşten biri Galata’da mallara ve eve bakmak için kalırken diğer kardeş gemi ile (parayı buldu ya, iki dakikada g*t* kalkmış) ailenin geri kalanını getirmek için Milano’ya dönmüş ve gebermeden geri gelmeyi, gelirken de çocuk ve kadınları Konstantinopolis’e ulaştırmayı başarmış. (Anlayacağınız benim dedeler temelde serseri olsalar da becerikli serserilermiş) …işte o gündür bu gündür benim ailem Galata’da yaşamış. Bizanslılar 1260’lı yıllarda kenti Latinlerden geri alıp bu defa kentte kalan Latinleri boğazlarken de Galata’da kalıp manzarayı seyretmişler, onlardan sonra gelen ordular şehri kuşatırken de. Fatih’in gemileri karadan taşınırken Osmanlı’ya don yağı, temiz su … hatta urgan ve ip çekmek için deri parçaları sattıkları bile söylenir (…tabi işin bu kısmı rivayet) Anlayacağınız “maceracılık” bizim Büyük dedenin, dedesinin, dedesinin, dedesinin büyük dedesinin büyük dedesinin dedesinden kalma … bir çeşit aile mirası... Meraklısına referanslar. http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%B6rd%C3%BCnc%C3%BC_Ha%C3%A7l%C4%B1_Seferi http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Innocentius http://tr.wikipedia.org/wiki/End%C3%BCljans http://tr.wikipedia.org/wiki/Latin_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu - aha! Af Belgesi Böyle Bir Şey İşte!-1 puan
-
Ankarada önerebileceğim tek yer: http://www.detailinggarage.com.tr/1 puan
-
Otosan veya herhangi bir bayii bunu sipariş etmez zaten. Beklemeden alınmaz bu araba. 90 da iyi para yani.. Verilse verilse 88e falan alınabilir sanırım , sipariş aracı olduğu için bu bile şaibeli. Muhtemelen 90 düz denecektir. Biz acaip fakirleştik yavv.. 50 bine mondeo 2.0 tdci alınan günler daha dün gibi.1 puan
-
Volkancığım yanlış anlama lütfen....Ama 2011 den beri forumlarda gördüğüm bu tip alışverişlerde iyi yada kötü birsürü görüş belirtilir deneyim anlatılır falan filan fıstık...sonuç hiç beklenmeyen ani bir kararla siz yad eşinizin yada birlikte gelip aaa biz bunu aldık olur...Onun için siz tercihlerinizi belirleyin deneyimlerini anlatsın okuyucular yoksa ben bir ara gırgıra almıştım hatta sizi tenzih ederim..lütfen....geçmişte iki ileti yazıp araba soran geçici üyeler vardı ilk önce adam gibi cevaplıyorduk naptıgını söylemeden tüyüyordu...konu bile acık kalıyordu...hatta bende kafa yapmaya başlamıştım inceden hanım kıyma istedi yağsız danamı alayım yoksa hafif kuzumu diye...sizi tenzih ettim belirttim ama inanın sizde de öyle olucak birgün gelip sürpriz yapıcaksınız...1 puan
-
Yetkili servis orjinal titanium kolçak için mi 1000 TL diyor? Geçen yaz bana siyah renk orjinal kolçak için komple değişeceğini ( el freni, vites ve arka bölümü ) söyleyip 2700 TL demişlerdi... 1000 TL yine mantıklı gibi göründü ilk fiyata bakınca1 puan
-
1 puan
-
Bu başlık bilmem kaç sayfa olmuş Yakup kurcukladım bulamadım napim1 puan
-
1 puan
-
1 puan
-
1 puan
-
1 puan
-
Hee. İyide alternatif yokki ona. Ancak çin den benim kameradan alıp takması lasım. Yada tampona felan gömecek1 puan
-
...geçmiş zaman Borusan'da (BMW) çalışıyorum. O zamanlar İstinye falan yok, Firuzköy/Avcılar merkez ... Satış Sonrası Müdürümüz (kulağı çınlasın, Melih Bey) yok, ben de -patron yok...sal gitsin- havasında yalandan bültenlere falan bakıyorum, aslında odamda cigara+kahve keyfi yapıyorum. Telefon çaldı ... zaten telefonların vaz geçemediği huyudur bu, gerekmeyen zamanlarda çalarlar. Arayan şimdilerde Borusan'ın Bodrum şubesinin müdürü Nuri abi. - Alo - Kaan az aşağı gelsene, dertli bi araba var. - Peki... Normalde sallamam, sonuçta servisteki araç benim işim değil (teknik olarak) ben diğer servislerden sorumluyum, yani Adana'da bir araba coFLarsa atlayıp oraya gidiyorum ama Firuzköy'de tonla usta (ciddi ustalar hem de) var. Neyse, indim aşağı ... servisin arka kısmında (..ki biz genelde orayı Motorrad -BMW Motorsiklet- ambalajlarını açmak için falan kullanırız) bir 7" kasa yatıyor. ...Nuri abi açıkladı - Arabada ses varmış, alet Bodur'ların (Çanakkale Seramik) Patron özel olarak ilgilensinler demiş ... ...cırlayacağım, hevesim kursağımda kaldı. Patron demiş sonuçta ... seve seve ilgilenicez. - Ne sesi varmış abi? - Gel sen de duy. Bindik arabaya, Borusan'ın arka parkında deniyoruz. ...normalde ses yok, hatta çıt bile yok ...ama aniden gazlayınca ... işte o zaman ses var. Nasıl bir ses bu? ...şöyle anlatayım. Arabanın içinde metal bacaklı bir örümcek dolaşıyor sanki ... yani bir tıkırtı var ama tıkırtı sabit değil, dolaşıyor. Ses dolaşır mı be?!? ...diyeceksiniz. Zaten olay o ... bin tane ses problemi ile karşılaştık, kimini çözdük ama ses yapan şey genelde -sabittir- böylece sesin nereden geldiğini bulabilirsin. Ama bu ses -göçmen- dolaşıyor körolasıca. - Tamam ... sokun atölyeye. Prosedür belli, torpido gözü, kapı cepleri falan boşaltılır ... koltuk altlarına bakılır, kriko gevşekmi? Kapı döşemeleri gevşek mi? Elektrikli koltukların altından kablo vs. sarkıyor mu bakılır... sonra gene denenir. ...denedik ... hayır ... aniden gazlayınca (sonradan fark ettik ki aniden fren yapınca da örümcek koşturmaya başlıyor) arabanın içinde o ses dolaşıyor. AlAlAlAlAlA? - Atölyeye geri giriyoruz, sökün abi. - Arabayı mı? - Evet Başladık sökmeye .... ve dinlemeye. Bagajı boşalttık denedik ... hayır Arka koltuğu söktük ...denedik ... hayır Arka koltuğun altındaki akü çerçevesini, kol dayamayı , pandizot altındaki cd değiştiriciyi söktük denedik ... hayır Ön koltukları söktük ... söktüğümüz koltukları kucaklayıp (altın beşik hesabı) salladık ... hayır Tavan kaplamasını söktük, kapı döşemelerini söktük, cam krikolarını söktük ... hayır Taban halısını söktük ... hayır Ön göğüsü söktük ... hayır Klima borularını ve kalorifer kazanını söktük ... hayır ...ulan kafayı yiyicez ... gece saat 03.00 olmuş, yarın devam ederiz dedik. Bir sonraki gün öyle yaptık ... benzin pompası kontrol edildi, depo kontrol edildi ... hayır Egzost'u söktük (tüm sistem) salladık ... hayır ... içinde tıkırdayan bir şey yok ...kafa durdu - Almanya'ya soralım ...dedik Açtık telefon, Almanya'da ki Mesiter'lere derdimizi anlattık. Nuri abi'nin Almanca 10 numara (Allahtan) adam bizi dinledi, dinledi... - Sökük araba ile teste çıkın, ani gaz ve freni deneyin ... ses taban sacından geliyor olabilir ... demez mi? pıFFFF ... iyi de biz arabayı söktük be abi! Manzara 7" serisi bir araba (Long) şoför banyoda falan kullanılan (pembe) bir plastik taburede oturuyor. Bir kişi yerde sırt üstü yatıyor (şoförün arkasında) ve ayaklarını onun sırtına dayamış, böylece gaza bastığında şoför arkaya - yere düşmüyor. Aracın içinde ayrıca 3 kişi daha var, bunlar bir yerlere tutunmaya ve zemine kulağını dayayıp o örümceğin taban saçında dans edip etmediğini anlamaya çalışıyor. ...rezillik yahu Yarım saat kadar sonra bir arkadaş... - Buldum ... dedi - Nerede? Sağ marşbiyel kaplamasını işaret etti ... - O şey bunun içinde Marşbiyel mi? ...haSSSSSS ...emin olmak adına dinledik ... evet ... haklı Örümcek Marşbiyelin içinde. Gaza basıyorsun arkaya gidiyor, frene basıyorsun kinetik enerji nedeni ile öne geliyor .. piçe bak ya! ..bildiğin terörist işte. O sırada Melih bey gelmiş ... mevzuyu ona da anlattık, arabaya binip o da yattı yere ... sesi dinledi - Teşhis doğru, siz bi çay için ... bakalım ne yapacağız? Yarım saat sonra haber geldi - Kesin arabayı ... 7" kasayı mı kesicez? ... Harbiden mi? ... Yemin et? Aldık taş motorunu, -B- sütunu hizasından marşbiyel'i kestik ... kesiği yatay olarak büyütüp içeri teleskopik mıknatıs attık ve çok geçmeden ... tak! Mıknatıs teröristi yakaladı. Yaklaşık 5 kuruş boyutlarında bir -kof- kaynak parçasıydı suçlu. Resimler çekildi, rapor yazıldı ve Almanya'ya yollandı. ...bir kaç gün sonra cevap geldi. -Refund- yapın... Müşteriye yeni bir 7" sipariş edildi, araç bedeli Münih tarafınca karşılandı ve bizim kaportacılar da (kuşkusuz bize küfrederek) 7" kasayı topladı. O araç uzun süre şirkette -transfer- işinde kullanıldı ... hava limanından milleti götür - getir vs. sonra da satıldı gitti (kim bilir ona şu an kim biniyor?) Epey bir süre sonra BMW'den TSB geldi ... belli şase numaralarında kontrol istiyorlardı. (gaz ve fren ile ses dinleme) ...fabrika'da pres'e saç normalde el ile konuyormuş (besleme hattına) ve o elemanlar gene normalde eldiven takıyormuş ... ama ne olmuşsa birileri veya biri olay günü eldiven takmamış ve çıplak el ile saçları pres hattına taşımış. Elemanın elinde yağ benzeri bir şey varmış (kalıntı) ...günahını almayayım, belki de bir şey yedi o an. Sonuçta elemanın elindeki yağ saç'a bulaşmış ... tam o nokta kaynak robotunun punta attığı yer olmasa gene sorun olmayacakmış ama tesadüf ya ... işte tam o noktaya denk gelmiş. Sonuç? -Kof- kaynak, pres ve büküm ile marşbiyelin iç kısmına denk gelen kof kaynak parçası bir süre sonra kopup marşbiyel'in içine düşmüş ... sonrasını biliyorsunuz işte. Bebek gibi 7" kasayı p*ç ettik ... pıFFF1 puan
-
Evet arkadaşlar cyclone sesli komut için güncellemeyi çıkarttı.Yüklenen araçlardan ve adı bende gizli arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla tüm modellerde Navigasyona radyoya sesli aramaya ve cihazdaki programların hepsine sesli kumanda edilebiliyor.Araçta sync olmasa dahi cihaz sayesinde saydığım özellikler kullanılıyor.Hatta üyelerimizden bir arkadaşımızın trend x aracında denenmiş ve çalışmış.Bir fırsat bulup güncellemeyi yaptırmam lazım artık.Yakında inceleme sonuçlarını buradan aktarırım.İyi akşamlar.1 puan
-
...yeşillendim ama test ekibi "sen şimdi yavŞar konuyu dağıtırsın ... de get!" diye kovaladı beni. (bkn.acıların çocuğu ...ben) bana kalsa en sexy halimle kaputun üzerine felan bile yatardım ... neyse, bi sonraki test'de yaparız artık (bu defa da ünlü olamadık)1 puan
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00
Focus Club Türkiye
Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.