Eğitimin uzun zamana yayılan beklentileri ile sınavların ortaya çıkardığı pratik sonuçların giderek daha fazla ayrışmaya başlaması, sınavların sistem tarafından kendisinden beklenen işlevini bile yeterince yerine getiremediğinin kanıtıdır. Hangi biçim altında olursa olsun, sınavların içeriğinden biçimine, süresinden amacına kadar hemen hiçbir özelliğinin gerçek anlamda aday başarısını ölçmede yeterli olmadığı yaşanan örneklerden yola çıkılarak görmek mümkündür.
Türkiye`de eğitim sisteminden başlayarak düzeyler arası geçişler, okul türlerini tarif ve eğitim programları başta olmak üzere, eğitimin tüm tür ve düzeylerinin kamu tarafından ve kamusal kaynaklarla sunulması ve adil dağıtımının sağlanması, insancıl ve demokratik bir okul iklimi oluşturma gibi pek çok sorun varlığını sürdürmektedir. Bunu sağlamanın ilk adımı, çocuklarımızı sınavların esiri haline getirmek değil, eğitimi sınav odaklı olmaktan kurtarmak olmalıdır. Bakanlık yılda kaç sınav yapacağına değil, çocuklarımızın sınav cenderesinden nasıl kurtarılacağına kafa yormalıdır. Hükümetin kesinlikle artık kendi kafa yapısında nesiller yetiştirme gibi faşist uygulamaları bırakması ve çağa uygun eğitim sistemlerini biraz kurcalaması gerektiğine inanıyorum ancak bu biraz zor görünüyor çünkü büyük global şirketlerin vasıfsız, düşünmeyen, hakkını aramayan, sendikalı olmayan nesillere ihtiyacı vardır ve bu evre ülkemizde bu son uygulama ile iyice belirginleşmiştir.