Bugünkü havacılık konumuz havacılık tarihinin en enteresan olaylarından biri. British airways 9 no lu uçuş (BA9)
BA9, 24 haziran 1982 tarihinde BA in edinburghtan Auckland yeni zelandaya giden bir uçuşu; arada Bombay, Kuala Lumpur , Perth de gibi ara duraklar yapacak. Uçak o zamanın en iyi uçağı göklerin kraliçesi 4 motorlu Boeing 747. Uçak akşam karanlığında uçuş irtifasında uçarken endonezyayı geçtikten kısa bir süre sonra kaptan tuvalete gidiyor. Bu esnada uçuş mühendisi ve yardımcı pilot kokpitte uçağı idare ediyor. Derken uçağın ön tarafında garip ışıklar beliriyor; uçağın burnu ve kanatları ışımaya başlıyor. Bu esnada uçağın kabininde yolcuları rahatsız eden kokulu bir duman oluyor. 1982 de uçaklarda sigara serbest olduğundan sigara dumanı sanılıyor ancak oldukça belirginleşiyor. Yardımcı pilot bu ışıkları bir atmosfer olayı olan st Elmo ışıklarına benzetiyor . Bu ışıklar fırtına içinde uçarken elektrik yüklü parçacıklar nedeniyle olur çok nadirdir ama uçak şu an fırtınada uçmuyor. Derken motorlardan birinin alev çıkardığı görülüyor ve kaptan çağrılıyor. Kaptan da olayı bir şeye benzetemiyor. Kafalar iyice karışıyor. Derken o alev çıkaran motor sönüyor. 1,5 dk içinde diğer 3 motor da sönüyor. Koca uçak bir anda dev bir planöre dönüşüyor hiç bir güç üretmeyen 4 motoruyla. Hemen yapılan hesaplarla yaklaşık 23 dk sonra Hint okyanusuna düşeceklerini anlıyorlar. Kaptan olasılıkları değerlendiriyor. Geri dönüp endonezyada en yakın havaalanına inmeye çalışmak bir seçenek ama dağları aşmak için motor gücü lazım. O zamana kadar motorlar çalışmazsa kıyıya yakın denize inmeyi düşünüyor, 747 ile hiç denenmemiş bir şey ve geri dönüyor. Bu esnada iletişiminde de sorunlar oluyor. Normalde hava trafik kontrolörleri ile rahatça konuşabilmeleri gerekirken parazitler oluşuyor bir türlü anlaşamıyorlar vs. Neyse uçaklar belli yüksekliğe inmeden motorları yeniden çalışamaz (yukarıda oksijen az olduğundan) . Uygun yüksekliğe inince çalıştırma denemeleri başlıyor bu bir prosedür işi biraz zaman alıyor . Bıkmadan usanmadan defalarca kez deniyorlar (en az 50 kez). Ve sonunda motorlardan biri çalışıyor sonra diğeri sonra diğeri . Hem kokpitte hem kabinde büyük bir sevinç beliriyor fakat motorlardan birinin gene alev çıkardığı farkediliyor ve bu motor yine duruyor. Pilotlar alelacele Cakarta Halim havaalanına inmeye çalışırlarken ön camın buğulandığını görüyorlar. Buğu çözücüyü açıyorlar, silecekleri çalıştırıyorlar. Hayır buğu çözülmüyor hiç bir şey görülmüyor (çünkü buğu değil). derken kaptan tarafında camın şasiye bağlandığı tarafta birkaç cm in etkilenmediğini farkediyorlar. Kaptan iyice yana kaykılarak pisti görüyor ancak bu durumda kumandaları kullanamıyor, yardımcıya talimatlar vererek başarılı bir iniş yapıyorlar. Herkes öleceğini sanırken sağ kalıyor (sonradan bu uçuşun kitabını da yazan bir yolcu çıkıyor). Ertesi sabah hava aydınlanınca gördükleri manzara dehşet verici. Uçak adeta zımparalanmış veya kumlanmış gibi ..Bütün boyası, logoları stikırları tamamen silinmiş adeta kazınmış durumda ön cam neredeyse buzlu cam şeklinde matlaşmış ve motorun görünen pallerinde pek çok çukur defekt vs var. Hemen motorlar sökülüyor üretici Rolls Royce olduğu için kargo uçağı ile İngilteredeki RR fabrikasına yollanıyor. Orada motorlar açılıyor ve pallerin ileri derecede hasarlamış olduğu ve aralarda ufak kayalara topaklara benzeyen parçalar görülüyor . Yapılan analizlerde sonuç kesin : Volkanik aktivite (ilk duyulan kokulu duman volkanik dumandaki sülfür kokusu) . Uçağın rotasından 150 km kadar ötede yer alan Galunggung volkanı 1-2 gün önce çok güçlü bir şekilde patlamış ve indirek olarak yakınlardaki 18 kişinin ölümüne sebep olmuş zaten . Volkanik küller ve duman neredeyse 15 km yüksekliğe kadar ulaşmış. Normalde bu volkan uçağın rotasında değil ancak rüzgarlar nedeniyle bu küller ve duman uçağın rotasına kadar ulaşmış ve bu etkilere neden olmuş. Olaydan sonraki ay bir tane de Singapur HY uçağı da aynı aktviteden geçmiş ancak onların 3 motoru sönüp 1 motor sağlam kaldığı için o da düşmemiş.
Bugün havacılıkta artık volkanlar ve volkanik aktivite uçuş planlarında gözönüne alınıyor.