Benim de çorbada tuzum olsun. Hatta tuz fazla bile kaçabilir Başlıklara böleceğim:
Pazarlama - Tanıtım
Çok ustaca yapıldı.
İlk günden planlı bir yapılanma içinde ucundan azıcık göstere göstere, kamuflajı değiştirerek, gerekli fotoların basında yayılmasını sağlayarak, lansmanın bir fuarda arada kaynamasını önleyerek, baştan itibaren merak ve beklenti uyandırarak (bkn. bizim halimiz), stratejisi çok iyi düzenlenmiş ve kolayca pazarlamaya dönüşebilecek bir tanıtım programı vardı.
Lansman etkinliği de baştan sona çok iyi organize edilmişti. İnsan faktörünü ön plana alan, somut şahıslarla "biz müşterilerimizin ihtiyaçlarını biliyoruz" anlayışını vurgulayan, spor dünyasının ikonlarını aracın başarısına tanık eden ve üst düzey yöneticilerin medya ile samimi bir havada buluştuğu, net, açıklayıcı, hatta fazlası ile göz boyayıcı bir lansman izledik. Ben canlı olmasa da tümünü sonradan seyrettim ve etkinliği çok beğendim. Özellikle Nicky Grist'in McRae ile Akropol rallisi macerasını anlatışı müthiş keyfili idi.
Yani bu başlığın puanı 10/10.
Tasarım
Şu sıralarda otomobil firmaları, özellikle Avrupa'ya hitap ediyorlarsa, sakiyi fazla kaçıran Japonları bir kenara bırakırsak, oldukça tutucu davranıyorlar. Kuşkusuz değişik nedenleri var ve ayrıntılara burada girmeyeceğim. Ama değişim değil de gelişim ana akımının yaratcısı VW diğer markalar tarafından taklit edilir oldu. Eksiklerini gider, ana tasarım öğelerini değiştirme, ufak tefek rötüşlar, bazı iyileştirmeler, al sana yeni model.
Yanlış anlaşılmasın bu akımla bir alıp veremediğim yok. Hatta ben bunu sıkıcı olsa bile mantıklı buluyorum. Sonuç ne, hem değişik segmentlerde birbirine benzeyen ama farklı ölçeklerde modeller, hem de markalar arasında bakınca yedi farkı bulunuz tarzı bir benzetme yarışı.
Ford'dan bazılarımız -20 sene önce Focus'un çıkışını hatırlayarak- bu kadar fırtına koparılınca, en azından yirminci yıldönümüne özgü değişik bir heyecan beklediler. Ama olmadı. Oradan bakınca "Mercedes A serisine", buradan bakınca "Volvo sedana", "aaa, yoksa Mazda mı", "yahu biraz da Astra"ya, "yok yok Megane"a benzeyen/benzetilen bir model oldu gördüğümüz. Rengi de BMW'den kopyalamışlar dedi birisi. İlkinden alıştığımız yenilikçi ruh yok, soğuk bir mükemmeliyetçilik var. Bu pazarlama için iyi olabilir elbette, ama işte, marka/model fanatiği olanlar daha farklı bir beklenti içindelerdi gibi geldi bana. Eleştiri değil, saptama.
HB'de tasarıma bakarsak kaput üzerindeki dört boğum, yuvarlatılmış çamurluklar, büyük far ve stoplar, kama şeklinden uzaklaşma aracı daha heybetli ve göz alıcı gösteriyor. Kişisel olarak genelinde bir çekincem yok. Uzamış dingil mesafesi önemli bir işlevsellik de sağlamış, iç mekanın genişlemesi, arka iniş-binişin kolaylaşması gibi. Aerodinami tasarımda öncelikli bi faktör olmuş ve HB örnek nitelikte cw değerine sahip. Pek güzel. ST Line ve Vignale ön ve arka tasarımları gayet dinamik/şık, arka diffüzörler müthiş (hala alttan egzoz göz kırpsa da).
Güzel olmayan ne var? ST Line ön sis farları, fren balatalarının hava mazgalları kapatılmış da yerine oturtulmuş gibi, bir de küçük kalmışlar ki sormayın gitsin, Titanium'daki sis farları da gamzeleri süslemek için sanki, zaten o gamzeli uzun burun görüntüsüne hiç alışamadım, ne Fiesta'da ne de bunda, yani olacaksa ST Line olsun deyip geçerim.
SW'da genel tasarım çizgileri açısından farklı değil, kullanışlı bir bagaj sistemi olması güzel de bunu yeni bir keşif gibi sunmaları komik.
Sedanla ise barışık değilim, bu boyuta sedanı yakıştıramıyorum, ayrıca özellikle arkasını fazla oynanmış buldum. Daha fazla yorum yapmamı istemesin lütfen kimse.
8/10
İç mekan
Kokpit başarılı, 10 cm geriye çekilmesi, insanın üstüne üstüne gelen havasından kurtulmuş olması ve ferahlık hissine katkıda bulunması güzel. Kumandalar kolay erişilebilir ve kullanışlı bir dizilimde. Ortaya oturtulmuş tabletin katlanıp kaybolma özelliğine sahip olması makyaj için belki de tek dileğim. Bir de lütfen hepsine 8" gelsin, kaç paraysa verelim. Trendlerdeki fare televizyonu gibi komik plastik parça şu andaki öforide gözden kaçsa bile berbat (ötesi hatta). HUD hiç aramam, ama bu sınıfa koymaları iyi. Göstergelerle de sorunum olmaz. Ben mekanik alışılmış göstergeleri, hele sade ve kolay okunur ise seviyorum, bkn. BMW kopmadı hala ikili büyük klasik göstergeden. Düğmeden kontrollu otomatik vites de bence güzel bir özellik.
Görünen ve izlenimlerden anlaşılan iç mekanda oturma alanında da ciddi bir iyileşme sağlanmış. Bunda uzayan dingil mesafesi kadar küçülen (incelen ön, kısalan arka) koltukların da rolü var. Bagaj hacminde aynı derecede çarpıcı bir büyüme hissedileceğini zannetmiyorum.
8/10
Motor ve şanzımanlar
Pek yeni bir şey yok. Üç silindir teknolojisini hacim büyüterek kullanmışlar. ST ve RS için daha güçlü motorlar da gelecektir. Hibritin çok geçmeden piyasaya çıkacağını düşünüyorum. Silindir kapama teknolojisi de yeni değil ve önemli bir avantaj olduğunu da düşünmüyorum.
Beklentim motorların kolay devirlenen, kullanışlı ve akıcı sürüşe izin veren özellikte olsalar da tutumluluk konusunda lider olamayacakları yönünde.
Sekiz ileri otomatik çok şey beklenen bir şanzıman, verimli çalışır ve hızlı olursa çok ilgi görür. Ama tüketime olumsuz yansıması ve yavaş/kararsız kalması da çok şey götürür. Bekleyip göreceğiz ama umutluyum.
8/10
Yol tutuş ve konfor
Torsiyon mu bağımsız mı tartışmasını gereksiz görüyorum, kullananların %95'i farkı asla anlamayacaktır. Güvenlik işini de zaten iyi tasarlanmış bir ESP sistemi devralacaktır. Adaptif süspansiyonun bir opsiyon olarak sunulması da güzel, ama bizim gibi faniler için erişilebilir olması zor. Konfor konusunda konuşmak için erken ama 19" jant takmaya cesaret ediyorlarsa konforu özünde yeterlidir derim. Zaten Ford, Fiesta'nın MCA ve son nesli ile MCA Focus'ta yol tutuş ile konfor arasında başarılı bir denge tutturabileceğini ve sessizliği de sağlayabildiğini kanıtladı. Kaportanın ve süspansiyon bağlantı yerlerinin sağlamlaştırılmış olması, hafifleme sürüş dinamizmine olumlu katkıda bulunacaktır.
9/10
Elektronik yardım sistemleri
Otomatik parktan şerit takibine, internal modemden adaptif hız kontrol sistemine yok yok. Lansmanda otonom sistemlere bolca vurgu yapıldığı düşünülürse bu da gereklilikten çok bir pazarlama aracı olarak kullanılıyor gibi geliyor bana. Açıkçası hiçbiri beni heyecanlandırmyor, ben ne gerekiyorsa yaparım, kendi kendine gidecek arabaya ihtiyacım yok. Bütün bu donanımlarda iki sorun var: 1. Gerçekten ne kadar verimli kullanılacak, 2. Fiyatı ne kadar şişirecek.
8/10
Son söz: Yenileşim mi (innovasyon), değişim mi, gelişim mi? Bence hepsinden biraz, ilki en az, sonuncusu en çok. Çığır açacak bir araba değil, aksaklıkları görünürde giderilmiş, sınıf lideri Golf'e hayatı zorlaştırmayı başaracak gibi görünen olgun ve yeterince çağdaş bir araç. Elbette iyi satacak, zaten güçlü bir mirasla geliyor. Ama pazar başarısını fiyat politikası belirler. Ve tanıdığım Ford ve Otosan bu donanım ve opsiyon listesinde bizi ciddi bir sınava sokar, arzular Vignale, gerçekler Trend X olur, orta ekranlar da anca seneye büyür. Şu anda ağzınızın suyunu akıtan modeller de 160-180.000 aralığından kapı açar. Kahrolsun dövizi yükselten dış mihraklar.
Gücüm yeterse bunu almak isteyebilirim: