@Çağatay Özsoy bir kaç konuyu gündeme getirmişsiniz ve de fikir alışverişi amaçlı olduğunu yazmışsınız, arkadaşlar da yeterince tatminkar cevaplar vermişler.
Öncelikle şunu belirtmek lazım yağ konusu fazla abartılıyor.
Nedenini de aşağıda açıklamaya çalışacağım.
Yine de birkaç noktada bilgilerimi paylaşayım:
1. Ford ve talep ettiği yağ özellikleri
Bu konu daha önce 1.0 EB için öngörülen ve ülkemizde zor bulunan ve pahalı satılan 5W-20 yağ ile gündeme geldi, şimdi benzeri kör bir tartışma 1.5 TDCi ve 0W-30 ile devam ediyor.
Ford'un yağ tanımında standart koruma ve ısı değerlerine uygun olmanın ötesinde önemsediği ve özellikli olarak vurguladığı şey düşük emisyon/yakıt ekonomisi. Temelde yatan en önemli etken bu. Nokta.
Ford'un kendi açıklamasından alıntıdır (ABD sitesinde idi, kopyalamıştım bilgiyi, ancak adresi hatılamıyorum):
"Some customers are reluctant to follow Ford's recommendation to use 5W-20 oil in their engines based on the incorrect assumption that Ford and other Auto Manufacturers only recommend 5W-20 oil in order to increase fuel economy. Using 5W-20 oil can increase fuel economy by about 6/10ths of a percent compared to 5W-30 and more if you are currently using a higher viscosity oil. This equates to an additional savings of 125 million gallons per year when used in all applicable Ford vehicles. Since its introduction in the 2001 MY, 5W-20 oils have saved up to 640 million gallons of gasoline in the U.S. or an equivalent 5.6 million metric tons of carbon dioxide emissions.
5W-20 oil is a thinner oil with lighter viscosity that creates less drag on the crankshaft, pistons and valvetrain. Additionally, the oil pump can pump thinner oil more easily, improving oil circulation. Any increase in fuel economy may not be noticed by the average motorist. Machined internal engine parts are more precise than the parts of 20 years ago. This means that clearances between moving parts are smaller and more exact. Thinner oil such as 5W-20 can flow more freely through the engine while still filling the spaces. Thicker oil is harder to push through the spaces between the parts. This causes the oil pump to work harder, which in turn increases oil pressure while simultaneously decreasing oil volume. A lack of oil volume results in a decrease of lubrication and cooling, which may decrease engine part life."
Özetle kullanıcı bireysel düzeyde fark etmese bile kümülatif düşük emisyon ve tüketimin önemli olduğu vurgulanıyor. Daha ince yağın motorda direnç oluşturmadan akabildiği için ekonomiyi de beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Viskozite değerleri ile ortam ısısı arasındaki ilişkiyi de hatırlarsak (bknz. grafik) yeni dizel motorlarda aşırı soğuk çalışmada rahatlamayı sağlamak adına 0 değerinde yağ talebi belirlenmiş diyebiliriz. Araçlar dünyanın her bir köşesinde çalışabilir olma zorunluluğu taşıdığından bu yağı genel standart olarak tanımlamak gerekli olabilir. Bizim yaşadığımız iklim koşullarında ise 5W etiketli yağın da fazlası ile işinizi göreceğini söylemek mümkün.
Peki onca kalitesini kanıtlamış tam sentetik yağ varken, Castrol Edge ve Mobil 1 gibi, niye Ford'dan vize alamıyorlar?
Neden gene aynı. Düşük emisyon hedefi.
Ford yağlarında HTHS değerinin düşük olmasını tercih ediyor. High Temperature High Shear Viscosity'nin kısaltılmışı olan bu özellik yağın yüksek ısıda iyice akışkan olmasını sağlayarak direnci düşürüyor ve hem emisyon, hem yakıt, hem de güç değerlerine olumlu etkisi oluyor. Nerede kaybı var? Aşınmada. Yüksek ısıda motoru zorlarsanız aşınma göreceli fazla olacaktır.
Çözüm olarak yağ özelliklerinde aşınma ile verimlilik arasında bir denge yakalanmaya çalışılırken, motorun da düşük HTHS değerlerine uygun üretilmesi sağlanıyor ve 1.0 EB bunun için çok uygun bir örnektir.
Ford 3 civarında bir HTHS değeri hedeflerken az önce sözünü ettiğimiz yağlarda bu değer sınır kabul edilen 3,5 üstünde. Bu yüzden de onay alamıyorlar. Onay almamaları kullanımlarının yanlış olduğu anlamına gelmez.
Zaten şüphede kaldığınızda en temel standart olarak kullanılan ACEA değerine bakarsınız ve A5/B5 karşılanıyor ve viskozite değeri tutuyor ise kullanırsınız.
Farklardan bahsediyoruz ya, peki bunlar gerçekten aracın motor ömrünü hissedilecek düzeyde etkiler mi?
Hayır...
Bakın yakıt ekonomisi için 5W-20 yağda %0,6'dan bahsedilmiş. Motor ömrünü de bol bol atayım taş çatlasın %10 etkilesin, yani 300.000 km'yi deviremeyip 270.000'de beni ustaya götür diyebilir. Kaldı ki motor da saat gibi çalışıp bir gün bir daha çalışmamak üzere yığılıp kalmıyor ki. Yağ yakmaya başlıyor, performansı düşüyor, tüketimi artıyor, kısacası yaşlanıyor. Böyle bir süreçte birkaç bin km fazla ya da eksik önemsiz.
Turbo ayrı bir konu ve yağın türünden oldukça bağımsız çalışma koşullarının etkisinde ve yapısal olarak da arıza olasılığı yüksek. Açıkcası bunu temel standart içinde kullanılan yağa bağlamak da bence yanlış olur.
2. "Biz 3.Dünya ülkesiyiz, bizi önemsemiyorlar" sorunsalı
Üretici dünyanın her yerinde çalışacak bir araç üretmek zorundadır. Yine de farklı ülkelerin kullanım koşulları bazı değişikliklere gidilmesine neden olabilir. Söz gelimi ekvator kuşağında kullanılacak bir Fiesta ile ne bileyim Grönland'da kullanılacak kardeşini bir tutmak şartları zorlamak demektir.
Ülkenin iklim ve yol koşulları, kullanıcının eğitim ve bilinç düzeyi, pazarın satın alma özellikleri ve rekabet durumu gibi pek çok etken ülke dağıtıcı ile ana üreticinin ortaklaşa araç özelliklerinde uyumlu oynamalar yapmasını gerektirir.
Söz gelimi Türkiye alım gücü düşük, kullanıcının araç teknik ve kullanım bilgisi göreceli az, donanım beklentileri farklı (lüks ve gösterişi severiz), yolları bozuk, aşırı tozlu ve kıyılar da nemli. Bu koşullar ülkemizi farklı yapar. Buna 3.Dünya dersiniz veya demezsiniz...
Dağıtıcı firma bu koşullara uygun değişimleri sağlar, sağlamak zorundadır. Ve elbette bunları yaparken var olmak ve hizmetini belli bir kalite ile tüm ülkede benzer koşullarda uzun yıllar sürdürmek için kârlılığını da düşünmek zorundadır.
Bakın kimsenin pek üstünde durmadığı farklardan biri Avrupa'da servis aralığa 20.000km iken bunun Türkiye'de 15.000km olmasıdır.
Sizin bireysel beklentileriniz olabilir, araca kazancınıza göre çok para verdiğiniz için el üstünde tutulmak istiyor olabilirsiniz. Ama sadece 2015 yılında 27.000 Focus, 10.000 Fietsa satıldı. Bu da 20-30.000 biryesl kullanıcı demek, hepsinin de özel istekleri ve beklentileri olursa ne yapacağız?
Sonuça Ford - Otosan hem müşteri memnuniyeti hem de firma kârlılığını dengeleyerek elinden geleni yapmaya çalışıyor. Her şeyi doğru yaptıklarını iddia edemem. Ama olabildiğince kullanıcı geri bildirimlerini takip ettiklerini ve kurum politikası esnekliğinde cevap vermeye çalıştıklarını biliyorum.
Beğenmeyenler de özgürdür, gidip başka bir marka ile farklı bir macera aramaya karar verebilirler.
Son söz: Arabanızın keyfini sürün, 5W-30'u gönül rahatlığıyla kullanın, gereksiz kaygılara ve sanrılara da kapılmayın. Kötümser de olmayın, iyimser de kötümser de aynı yere varırlar, ama iyimserin yolculuğu her zaman daha iyi geçer.