Jump to content
2019 Temmuz ve 2023 Mart arası tüm içerik ve üyelikler silinmiştir. Lütfen yeniden kayıt yapınız ×

Cem Boneval

Blogger
  • Toplam İleti

    16.837
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    724

Cem Boneval tarafından yazılan her şey

  1. @Çağatay Özsoy bir kaç konuyu gündeme getirmişsiniz ve de fikir alışverişi amaçlı olduğunu yazmışsınız, arkadaşlar da yeterince tatminkar cevaplar vermişler. Öncelikle şunu belirtmek lazım yağ konusu fazla abartılıyor. Nedenini de aşağıda açıklamaya çalışacağım. Yine de birkaç noktada bilgilerimi paylaşayım: 1. Ford ve talep ettiği yağ özellikleri Bu konu daha önce 1.0 EB için öngörülen ve ülkemizde zor bulunan ve pahalı satılan 5W-20 yağ ile gündeme geldi, şimdi benzeri kör bir tartışma 1.5 TDCi ve 0W-30 ile devam ediyor. Ford'un yağ tanımında standart koruma ve ısı değerlerine uygun olmanın ötesinde önemsediği ve özellikli olarak vurguladığı şey düşük emisyon/yakıt ekonomisi. Temelde yatan en önemli etken bu. Nokta. Ford'un kendi açıklamasından alıntıdır (ABD sitesinde idi, kopyalamıştım bilgiyi, ancak adresi hatılamıyorum): "Some customers are reluctant to follow Ford's recommendation to use 5W-20 oil in their engines based on the incorrect assumption that Ford and other Auto Manufacturers only recommend 5W-20 oil in order to increase fuel economy. Using 5W-20 oil can increase fuel economy by about 6/10ths of a percent compared to 5W-30 and more if you are currently using a higher viscosity oil. This equates to an additional savings of 125 million gallons per year when used in all applicable Ford vehicles. Since its introduction in the 2001 MY, 5W-20 oils have saved up to 640 million gallons of gasoline in the U.S. or an equivalent 5.6 million metric tons of carbon dioxide emissions. 5W-20 oil is a thinner oil with lighter viscosity that creates less drag on the crankshaft, pistons and valvetrain. Additionally, the oil pump can pump thinner oil more easily, improving oil circulation. Any increase in fuel economy may not be noticed by the average motorist. Machined internal engine parts are more precise than the parts of 20 years ago. This means that clearances between moving parts are smaller and more exact. Thinner oil such as 5W-20 can flow more freely through the engine while still filling the spaces. Thicker oil is harder to push through the spaces between the parts. This causes the oil pump to work harder, which in turn increases oil pressure while simultaneously decreasing oil volume. A lack of oil volume results in a decrease of lubrication and cooling, which may decrease engine part life." Özetle kullanıcı bireysel düzeyde fark etmese bile kümülatif düşük emisyon ve tüketimin önemli olduğu vurgulanıyor. Daha ince yağın motorda direnç oluşturmadan akabildiği için ekonomiyi de beraberinde getirdiğini vurguluyor. Viskozite değerleri ile ortam ısısı arasındaki ilişkiyi de hatırlarsak (bknz. grafik) yeni dizel motorlarda aşırı soğuk çalışmada rahatlamayı sağlamak adına 0 değerinde yağ talebi belirlenmiş diyebiliriz. Araçlar dünyanın her bir köşesinde çalışabilir olma zorunluluğu taşıdığından bu yağı genel standart olarak tanımlamak gerekli olabilir. Bizim yaşadığımız iklim koşullarında ise 5W etiketli yağın da fazlası ile işinizi göreceğini söylemek mümkün. Peki onca kalitesini kanıtlamış tam sentetik yağ varken, Castrol Edge ve Mobil 1 gibi, niye Ford'dan vize alamıyorlar? Neden gene aynı. Düşük emisyon hedefi. Ford yağlarında HTHS değerinin düşük olmasını tercih ediyor. High Temperature High Shear Viscosity'nin kısaltılmışı olan bu özellik yağın yüksek ısıda iyice akışkan olmasını sağlayarak direnci düşürüyor ve hem emisyon, hem yakıt, hem de güç değerlerine olumlu etkisi oluyor. Nerede kaybı var? Aşınmada. Yüksek ısıda motoru zorlarsanız aşınma göreceli fazla olacaktır. Çözüm olarak yağ özelliklerinde aşınma ile verimlilik arasında bir denge yakalanmaya çalışılırken, motorun da düşük HTHS değerlerine uygun üretilmesi sağlanıyor ve 1.0 EB bunun için çok uygun bir örnektir. Ford 3 civarında bir HTHS değeri hedeflerken az önce sözünü ettiğimiz yağlarda bu değer sınır kabul edilen 3,5 üstünde. Bu yüzden de onay alamıyorlar. Onay almamaları kullanımlarının yanlış olduğu anlamına gelmez. Zaten şüphede kaldığınızda en temel standart olarak kullanılan ACEA değerine bakarsınız ve A5/B5 karşılanıyor ve viskozite değeri tutuyor ise kullanırsınız. Farklardan bahsediyoruz ya, peki bunlar gerçekten aracın motor ömrünü hissedilecek düzeyde etkiler mi? Hayır... Bakın yakıt ekonomisi için 5W-20 yağda %0,6'dan bahsedilmiş. Motor ömrünü de bol bol atayım taş çatlasın %10 etkilesin, yani 300.000 km'yi deviremeyip 270.000'de beni ustaya götür diyebilir. Kaldı ki motor da saat gibi çalışıp bir gün bir daha çalışmamak üzere yığılıp kalmıyor ki. Yağ yakmaya başlıyor, performansı düşüyor, tüketimi artıyor, kısacası yaşlanıyor. Böyle bir süreçte birkaç bin km fazla ya da eksik önemsiz. Turbo ayrı bir konu ve yağın türünden oldukça bağımsız çalışma koşullarının etkisinde ve yapısal olarak da arıza olasılığı yüksek. Açıkcası bunu temel standart içinde kullanılan yağa bağlamak da bence yanlış olur. 2. "Biz 3.Dünya ülkesiyiz, bizi önemsemiyorlar" sorunsalı Üretici dünyanın her yerinde çalışacak bir araç üretmek zorundadır. Yine de farklı ülkelerin kullanım koşulları bazı değişikliklere gidilmesine neden olabilir. Söz gelimi ekvator kuşağında kullanılacak bir Fiesta ile ne bileyim Grönland'da kullanılacak kardeşini bir tutmak şartları zorlamak demektir. Ülkenin iklim ve yol koşulları, kullanıcının eğitim ve bilinç düzeyi, pazarın satın alma özellikleri ve rekabet durumu gibi pek çok etken ülke dağıtıcı ile ana üreticinin ortaklaşa araç özelliklerinde uyumlu oynamalar yapmasını gerektirir. Söz gelimi Türkiye alım gücü düşük, kullanıcının araç teknik ve kullanım bilgisi göreceli az, donanım beklentileri farklı (lüks ve gösterişi severiz), yolları bozuk, aşırı tozlu ve kıyılar da nemli. Bu koşullar ülkemizi farklı yapar. Buna 3.Dünya dersiniz veya demezsiniz... Dağıtıcı firma bu koşullara uygun değişimleri sağlar, sağlamak zorundadır. Ve elbette bunları yaparken var olmak ve hizmetini belli bir kalite ile tüm ülkede benzer koşullarda uzun yıllar sürdürmek için kârlılığını da düşünmek zorundadır. Bakın kimsenin pek üstünde durmadığı farklardan biri Avrupa'da servis aralığa 20.000km iken bunun Türkiye'de 15.000km olmasıdır. Sizin bireysel beklentileriniz olabilir, araca kazancınıza göre çok para verdiğiniz için el üstünde tutulmak istiyor olabilirsiniz. Ama sadece 2015 yılında 27.000 Focus, 10.000 Fietsa satıldı. Bu da 20-30.000 biryesl kullanıcı demek, hepsinin de özel istekleri ve beklentileri olursa ne yapacağız? Sonuça Ford - Otosan hem müşteri memnuniyeti hem de firma kârlılığını dengeleyerek elinden geleni yapmaya çalışıyor. Her şeyi doğru yaptıklarını iddia edemem. Ama olabildiğince kullanıcı geri bildirimlerini takip ettiklerini ve kurum politikası esnekliğinde cevap vermeye çalıştıklarını biliyorum. Beğenmeyenler de özgürdür, gidip başka bir marka ile farklı bir macera aramaya karar verebilirler. Son söz: Arabanızın keyfini sürün, 5W-30'u gönül rahatlığıyla kullanın, gereksiz kaygılara ve sanrılara da kapılmayın. Kötümser de olmayın, iyimser de kötümser de aynı yere varırlar, ama iyimserin yolculuğu her zaman daha iyi geçer.
  2. Aha rakip hazırlanıyor: Nissan Titan Warrior Concept
  3. Kullanım amaçları ve tarzları farklı olan araçlar için motor tasarımını da değiştirmeleri çok normal. Büyük bir sedanda kullanıcı konfor arar, sessizlik arar, dayanıklılık bekler, güç sunumunun sınıfına uygun ve nazik olmasını ister. Gösterişten çok işlevselliğe vurgu olur. Sakin ama güçlü olması iyidir.
  4. Amerikanın ruhunun güncel ifadesi... Ne miydi Amerikan ruhu? Araçtaki tevazu vurgusuna da hayran olmamak mümkün değil. Pardon yani...
  5. Daha iyi göreiim: http://www.aliexpress.com/item/Gloss-Model-12v-LED-Auto-Car-DRL-daytime-running-lights-Bumper-Front-Fog-lamp-with-dimming/32524934145.html?spm=2114.10010108.100010.5.AaB1xG http://www.aliexpress.com/item/high-quality-daytime-running-light-for-Ford-Focus-DRL-for-new-Focus-2015-Focus-3- 5/32537959929.html?spm=2114.10010108.100010.3.1jGGyN Bence alttaki, ama zevk sizin.
  6. Piyasa analizine devam... Önce B segmenti Küçük sedanlar Symbol filo gücü ve büyük bagajlı erişilebilir aile otomobili olarak lider, yıllardır öyle. Ancak Peugeot ve Citroen de pazarı iyi kullanmışlar ve artık söz sahibi oluyorlar. Toplamları (hemen hemen aynı araba oldukları düşünülürse) Symbol'e erişti erişecek. Rapid bence hak ettiği yerde değil. Küçük hatchback'ler Yenilenen Clio burada da Renault'yu lider yapıyor. i20 ve Polo az farkla takipteler. Bence i20 alkışı hak ediyor. Corsa model değişikliği ile sekteye uğrasa da ayağa kalkmış gibi. Renault teknolojisini ucuza verirseniz mutlaka satacaktır, buyurun Sandero. Fiesta ittire kaktıra gidiyor, cazibesi bitti sanırım. Hayret... Punto ölmüş. Steyşınlar Clio Sport Tourer steyşının cazip göründüğü nadir modellerden. Hatırı sayılır bir satış rakamı var. Küçük aile otomobilleri Fiat değişik tasarımı ile kalpleri kazanmış görünüyor. Ciddi sayılarda olmasa bile ilgi görmüş. BMax için zamanında olumsuz öngörüler vardı, yanlış çıkmadı. Ticariden bozma aile otomobilleri Bir önceki grubun müşterilerini çalıyorlar. Cazip fiyat ve Renault alt yapısı gene Daciayı başa taşımış. Belli ki BMax alacağıma Courier alırım diyenler çokca... Doblo cazibesini kaybetmiş. Halbuki hacim canavarı ve multijet dizelleri de pek hoş. Minik SUV'lar Opel Mokka ile doğru yolda görünüyor. Captur da ilgi görmüş. C4 Cactus aykırı tasarımların da cazip olabileceğini düşündürüyor 500X ile birlikte. Gelelim büyük abilere, yani D segmenti Açık ara lider Passat. Hatta Passar D sınıfında olmasına rağmen C kardeşleri Golf ve Jetta'dan bile fazla satmış. Takdiri hak ediyor. Açıkcası Superb'in onu yakından takip etmesini beklerdim, ama marka ön yargısı belli ki çok yavaş kırılıyor. Insignia akıllı reklam kampanyasından çok yararlanmış. Bir bravo da Opel'e. Mondeo için üzülüyorum, büyük çoğunluğu filodur, nedense cazip karoseri ve rekabetçi fiyata rağmen ticari başarıya dönüşemiyor. Mazda için daha çok üzülüyorum. 2L üstü atmosferik motorları fiyatı patlatınca bence sınıfın en güzellerinden biri ilgi çekemiyor. Toplama bakacak olursak sıralama aşağıda: Küçük bir değişiklik yaptım aynı modelkerin sedan ve HB satış adetlerini topladım. Hal böyle olunca VW fena halde lider çıktı bir kez daha. Bunlar da ticariler Pazar gününü kısmen sayılarla oynayarak geçirmenin keyfini de yaşamış oldum.
  7. Çok doğru, özellikle özeleştiri olarak da bakarsanız... Yerli otomobil yapmak yerine yüksek teknoloji tasarlama ve üretme bilgi ve becerisine sahip insan yetiştirmeyi hedeflersek çok rahat ederiz. Konu üzerine yeterince yazdım. Yazdıklarımın hala arkasındayım. Bu çağda %100 yerli otomobil olur mu? Uğraşırsan olur ve çok geçmeden batar, rekabet gücü olamaz. O zaman %100 yerli sevdası yerine bir Türk markası oluşturmaya mı odaklansak? Belki, yarar ve zararlarını değerlendirmek lazım. Belli ki hükümetin böyle bir amacı var. Ama ilk söylemler sanki 1.maddeyi hedefler görünümdeydi. Ve nedense seçim arıfesi idi. İlahi tesadüf işte... Derken konu kendini bilmez bir kısım medya tarafındandidklenince yeni açıklamalar işi 2.maddeye çekti ustaca. Yerli otomobil üretmeyi marifet gibi sunmaya gerek var mı? Bilmem...!? Türk mühendislerinin tasarımına katkıda bulunduğu, üretimini başarı ile gerçekleştirdiği, önemli bir ihraç kalemi olan pek çok örnek var. Kaan burada yazdı: Bu örneklere şimdi Egea'yı da ekleyebiliriz mesela, Avrupa'da Türkiye'de imal edilen araç olarak ciddi bir tanıtım kampanyası var ve ilgi de üst düzeyde. Bu ölçülü, oldukça verimli, ülke imajına katkısı olan örnekler bir yandan alt yapı olarak Türk markalı bir araç üretebileceğimiz inancını yaşatırken küresel oyuncuların arasında ezilip gitme olasılığını maalesef dışlatamıyor. Eklemem lazım, ben bu ülkede oy verme hakkına sahip olduğum 40 yılı aşkın sürede çok az istisna dışında hiçbir politikacıya güvenmedim. Bu önyargım maalesef devam ediyor ama ekseni siyasete çekmek arzusunda değilim. Bence konu yeterince tartışıldı. Benim için kapanmıştır.
  8. Başka bir başlıkta da vermiştim, 2015 satışlarda özellikle Aralık'ta patladı. Belli ki özel sektör vergi vermektense araç almayı yeğledi ve filolar yenilendi. http://www.odd.org.tr/folders/2837/categorial1docs/1417/Model%20Dokum,%20Aral%C4%B1k%202015.pdf Böyle rakamlarla oynamayı da severim. C segmentine bakalım mesela. Sedanlarda durum: Linea almış başını gitmiş, ilginç bir şekilde Corolla satışları Aralık'ta inanılmaz yükseliş göstererek modeli yıl bazında ikinciliğe taşımış. Olasıdır ki iyi filo anlaşmaları yaptılar. Fluence de aynı yoldan ilerliyor zaten. Focus bence ziel otomatiğin de etkisi ile, ve tabii filoları gözardı etmeden, Aralık'ta mükemmel bir ivme yakalamış ve yıl bazında Jetta ve Astra'yı kolayca geçmiş. Tablonun gizli şampiyonu aslında Egea, birkaç aylık satışla önümüzdeki sene birinciliğe aday olacağının sinyallerini veriyor. Octavia'yı daha yukarılarda görmeyi beklerdim, umut var sanki. Hatchback'lerde durum ne? Golf tartışmasız liderliğini sürdürmekte. Astra yeni kasanın rüzgarıyla peşinde... Leon olması gereken yerde. i30 bence hayal kırıklığı, ama ondan büyük hayal kırıklığı ise Focus. 308 ve C4'ü bile arkadan seyrediyor. Vah vah.... Stationlar??? Ülkenin sevilmeyen kasa formu. Kimse ciddi varlık gösterememiş. Yıl bazında Leon ve Focus eşit sayıdala, ancak sözü edilecek bir sayı değil. Yıllarca Toros SW'u baştacı eden bu millete ne oldu da steyşın düşmalığı gelişti? Aile araçlarındki durum... Lodgy hem takside hem de bütçesi kısıtlı büyük ailelerde gördüğü ilgi ile sınıf lideri. Parası olan ise Mercedes veya BMW'ye yönelmiş. CMax aradan sıyrılsa da bence bu segmentte daha fazla satış yakalaması gerekirdi. SUV'lar... Nissan lider, neredeyse rakipsiz. Eski Toros'çular da Duster'a yönelmiş gibi. Tucson çok ilgi görde de hala Sportage'ı yakalayamamış, bence eli kulağında... Kadjar umut veriyor. Kuga umut kırıyor. Vakit buldukça devam ederim.
  9. Nedeni basit ne bireyler, ne şirketler ne de kamu ayağını yorganına göre uzatmıyor, arzuladığımız hayatı yaşıyoruz, elde edebileceğimizi değil. Nasıl? Borçlanarak... Kamunun, özel sektörün ve her bir ferdin borcu almış başını gidiyor. Enerjide koşulsuz dışarı bağımlıyız. Gıda da öyle, ürettiğimiz et ihtiyacı karşılamıyor, saman ithal ediyoruz. Ancak gösterişli yaşam arzumuz her türlü mantığı yenerek tüketmemize neden oluyor. Tabii gelir dağılımındaki uçurumdan ve haksız kazançlardan hiç bahsetmyorum. Herkes birbirinin cebinden çalıyor. Geleceğe yönelik hangi yatırımlar var? Yetişmiş insan profilinden haberdar mısınız? Hememn hiçbir fakülte istisnaları bir kenara bırakırsak dünya ölçeğinde rekabetçi ürün veremiyor. Niteliksiz diplomalılar çığ gibi artıyor. Gelişmişliği tüketim alışkanlıkları ile ölçeceksek zaten ayrı bir hata yapıyoruz demektir. Yanlış anlaşılmasın halihazırdaki siyasal yapıya bir eleştiri değil bu, durum partilerüstü bir Türkiye yaşam analizi, kendimce. Konu dışıdır, bu yüzden fazla uzatmamakta yarar var.
  10. Tam olarak model açılımı nedir, mesela 2007 model Mercedes A'nın neresi spor otomobil? BMW 1'den kasıt ne? M1'mi, ya da hangi model? Bir de bu dökümü spor modeller satılmıyor bu yüzden getirilmez diye yaptıysan yinelemek lazım: Bu tür modeller imaj yapıcıdır, kârlılığı yüksek olmaz ama marka algısını olumlu etkiler, ekonomk serilere de albeni olarak yansır. Yani bir tür güç gösterisidir. Yola çıkartır, reklamını yapar, meraklısını çeker, düşük modelini satarsın. Pazarlama yöntemlerinden birisidir haliyle.
  11. Değil, hatta akılsızlık bile olabilir. Focus'u severek kullanan birinin Civic'ten hoşlanması çok zor. Dizel sedan sunamayan Honda BRC ile anlaşarak fabrika çıkışlı LPG'li motor ile rekabetçi olmaya çalışıyor. Motor performansı düşük ve göreceli yüksek devirde gelen tork nedeniyle çekici değil. Tüketim değerleri gazda şehir içinde 10-11L/100 km civarında ve ancak kabul edilebilir düzeyde. Performanslı kullanmak için yüksek devirlerde gezinmek lazım. Donanım iyi olsa bile iç mekan tasarım olarak ve kullanılan sert plastiklerle son derece sevimsiz. tabii zevk meselesi bir ölçüde. Şanzıman tork konvertörlü 5 ileri, düşük torklu motoru canlandırmaya yetmiyor, vites geçişleri kötü değil ama konfor odaklı. Sürüş de öyle,burmu alıp başını gidiyor viraja biraz hızlı girince, hiç sevmiyor atak hareketleri. Hiç mi iyi tarafı yok? Geniş ve ferah iç mekan ve güzel bagaj. Bu kadar... Fiyat olarak da 80+ Bin TL'lerde ve çok cazip sayılmaz. Sonuçta Focus'un kıvraklığını, yola yapışmasını, ataklığını her daim ararsınız, üstelik yakıt tasarrufu da olmaz. Yazık olur. Ama tabii doğuştan Honca'cılar var, onlar başka tarafa bakmayı becermiyorlar. O gruptaysanız konuyu mantıkla çözmek mümkün olmaz.
  12. Islak ve soğuk fren zor tutar.
  13. Aynen, bizim evde her zaman son söz bende: "Peki karıcım..." (Biliyorum çok bayat ama espri falan değil tamamen gerçek) En kıymetlisi eşin söylemeden hissedip/tahmin edip yapmak ama erkeklerin empati yeteneksizlkikleri çoğunlukla buna izin vermiyor. Ayrıca Kaan kızımız hiç öyle öfke yağdıracak biri de değil netekim
  14. Hepsine bakalım: http://www.odd.org.tr/folders/2837/categorial1docs/1417/Model%20Dokum,%20Aral%C4%B1k%202015.pdf
  15. Bu iş iyi oldu vallahi, ameliyat sırası beklerken Jessica Jones ilk bölümünü bitirdim. Bir dahaki beklemede de Marcos'a başlarım.
  16. Eş zamanlı kullanıma bakıyor, cihazın türü fark etmiyor. Mesela ben iPad'den izlerken eşim desktoptan izleyebiliyor. Bu arada 1 aylık deneme süresi var kaydolursanız. İptal etmezseniz ücretli devam ediyor. Program yeterince zengin. Ama Türkçe şimdilik desteklenmiyor. Bir süre deneyeceğim, eğer akış sorunu olmazsa her türlü TV servisi ile ilişki keser, basit bir uydu ve netflix ile devam ederim.
  17. Aralık ayında satışlar uçmuş gerçekten, şirketler vergi vermemek için yatırım yapıyor ve bu önemli bir etken. Ülkenin durumuna gelirsek, Doğu'da savaş var, Batı'nın hiçbir şey umurunda değil. İhracat düşüyor, enflasyon artıyor, döviz yükseliyor, bütün göstergeler geleceğin sevimsiz olduğuna işaret ediyor. Ayrıca dünya yeni bir büyük savaşa yönelik cepheleşmeyi hızlandırıyor. Sermaye yıkıp yeniden yapma yönünde pozisyonunu almakta. Ama Türk insanı gerçeklikten uzak yaşıyor. Maalesef... Ya da... belki böylesi daha iyi!?
  18. http://www.hilalhobbyland.com.tr/default.asp?git=7&kategori=1 Gerçek oyuncaklarla oynayın...
  19. Biraz konu dışı olacak... İyi bir araç olmadan pilot ne kadar iyi olursa olsun bir şey yapamaz, bu hem pist hem ralli için geçerli. Ancak araç rekabetçi olursa pilot gerçek performansını sunabilir ve başa güreşir. Sürücüden beklenen iki şey var: 1. Yarışma esnasında hızlı olabilmek 2. Yarışmada hızlı olabileceği aracın gelişimine katkıda bulunmak, yani istediklerini geliştirme ekibine net tanımlayabilmek. Hemen tüm çoklu şampiyonlar hızlı olmanın ötesinde ne istediklerini de net tanımlayabilenlerden çıkmıştır. Haliyle takıma düşen de iki görev var: 1. Hızlı ve dayanıklı bir araç geliştirmek 2. Bu araca yarış sürecinde yeterli desteği verebilmek. Ekstrem şartlarda -ki Dakar buna çok iyi bir örnektir- rekabetçi bir araç geliştirmek ustalık işidir, çok emek, deneyim ve sermaye ister, haife alınmamalı. Tabii bu standart yol araçlarında kaliteyi arttıracak diye bir kural yok, ama motor sporları marka imajını yükseltmek yanında seri üretimde geliştirme için çok uygun bir ortam sağlarlar. Bunu şu anda Peugeot iyi başarmış görünüyor, VW WRC'de başarmıştı, Mercedes'te F1'de. Konuya dönersek şu marka bu marka kötü şu bu iyi diye kanaate dayalı açıklama yapmak kolaydır, bağlayıcı olmaz, bireysel örnekler olduğundan herkes diğerinin görüşünü çürütebilir. Kesin konuşmak için kanıta dayalı geniş örneklemli istatistiksel değeri olan çalışmalara bakmak lazım. Bunları da yeri geldiğinde paylaştım. Bu başlıkta da var. Kaldı ki yine istatistik diliyle konuşursak ADAC verilerine göre 2011 model 3 yaşında bir Focus'ta arıza çıkma olasılığı %10 iken, aynı yaşta Peugeot 308'de bu oran iki misline çıkıyor ve %23 görünüyor. Günlük hayata uyarlarsanız araçların çoğunun sorunsuz olduğunu görür, sağda solda tek tük araçta arızalardan bahsedildiğini duyarsınız. Sonuçta bu şartlarda Peugeot'yu seven tercih edebilir ama arıza olasılığının şansa bağlı dahi olsa göreceli yüksek olduğunu kabullenmelidir. Halkım bu sonuca kanaatler üzerinde varabiliyor. İstatistkler de halen bunu çürütemiyor. Tabii ülke farklılıklarından falan dem vurulabilir, ama Türkiye gibi kayıt dışı yaşayan/yaşanan bir ülkede sağlıklı veriye ulaşmak neredeyse imkansız.
  20. Beğenmediğiniz Peugeot Dakar rallisini hazırladığı araçlarla (bknz. video) şu anda Loeb ve Peterhansel ile 1., 2. götürüyor. Kendini baştan galip ilan eden Al-Attiyah Mini'si ile onlara yetişmeye çalışıyor. Ayrı bir boyut...
  21. Yahu klimayı açıyorsunuz iki dakikada temizleniyor her taraf, kim uğraşır bu devirde bu işlerle... 60 model Vosvos olsa anlarım da, Focusgiller???
  22. VW sahipleri ikinci eli iyi diye zaman zaman sıfırdan pahalıya satımaya çalışıyorlar, çokca yaşanmıştır, zor satılmasının temel nedeni budur. Satış hızını belirleyen en önemli faktör fiyattır.
  23. Cem Boneval

    Aşık oldum ...

    Sığma işini dert etmeyin, yeterince yer var. Sadece binerken saygı ile eğilmeyi bilmek lazım.
  24. Arkaya geçince tam köfteci dükkanı... Mustang olacaksa 5.0 olmalı, çıkan sonuç bu!
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz.