Tekrar hatırlamak gerekirse yağ özelliklerindeki sayılar viskozite değerleri ve ilk rakam soğuk viskozitesini belirtirken (W = winter, yani kış), ikincisi de ısındığındaki değeri veriyor.
Diğer bir deyişle W değeri ne kadar düşük olursa soğukta akışkanlık o kadar fazla olacak ve yağlanma iyi olacak, sıcak değeri de ne kadar yüksek olursa ısıya dayanıklılık o kadar fazla olacak, ya da yağ ısınmasına rağmen aşırı incelmeyecek.
Eskiden yağlar tek viskozite değeri ile imal edilirdi, 30 veya 40 yağ gibi, sıcak bölgelerde oturanlar yüksek, soğukta yaşayanlar düşüğü tercih ederdi.
İlk çalışmadaki aşınmayı engellemek adına teknoloji değişken viskoziteli yağların üretimine olanak sağladı. Bu durumda yağ düşük viskoziteli üretiliyor, ancak içine bir polimer katılıyor, bu polimer düşük ısılarda büzülmüş durumda iken ısındıkça açılıyor ve yağın viskozitesini arttırıyor.
Aşağıdaki grafikte (tekrar yapıştırdım) ortam ısısı ile geçerli yağ ilişkisi kabaca görülüyor:
Başladığımız yere dönersek:
5W-30 ile 5W-20 yağın ilk çalışma performansları aynı, ancak 20 yağ ısındıkça 30'a göre daha akışkan kalıyor. Bu da sürtünmeyi azaltarak daha verimli çalışmaya imkan tanıyor, yani düşük tüketim ve emisyon, beri taraftan akışkanlığı yüksek yağ filminde aşırı ısınmada kopmaların olma olasılığı 30'luk yağa göre daha fazla. Yani güneyde 35-40 derecelerin mutad olduğu bir ortamda hele ki motor zorlanırsa koruyucu etkisi konusunda soru işaretlerinin belirmesi kaçınılmaz.
Bu nedenle diyorum ki 5W-30 yağın 1.0 EB motora zararı dokunmaz, Tabii İç ve Doğu Anadolu için 20'lik yağ daha uygun olabilir.
Bu gözle bakınca bakım sonrası tüketim artışı yaşayan 1.0 EB kullanıcıları bunu 20 yerine 30'luk yağ kullanılmasına bağlayabilir, ve eğer tüketim böyle devam ederse 15.000 km'deki yaklaşık 75L/375TL'lik ek masrafı yasal yollardan Otosan'dan talep edebilir (diyorum ya ortalığı karıştırmak niyetindeyim diye).
Bakalım Otosan'dan ne cevap gelecek, takipçisiyim.
Ne de olsa ailede 2 EB var, küçük ve orta boy...