Jump to content
  • Duyurular

    • Yakup Çağatay

      Görünmeyen Resimler - Imgur ve PhotoBucket   06-08-2015

      Türkiye'de i.imgur adresi engellemiş durumdadır, bu sorunu çözmek için ilk etapta öncelikli konuları yenilemeye başladık. Şuan görmek için yapmanız gereken basit bir DNS değişikliğidir; Google dns gibi 8.8.4.4 NOT: Bu sadece imgur'a yüklenen fotoğraflar için geçerlidir. PhotoBucket da diğer sitelerde görüntülemesini kapattı. Gözükmeyen bir resim/foto gördüğünüzde lütfen RAPOR düğmesini kullanarak bizlere bildiriniz eğer mümkünse görünür hale getireceğiz. İlginize Teşekkürler.
  • Hoş Geldiniz!

    Tüm özelliklerine erişmek için şimdi kaydolun. Kayıt yaptırdıktan sonra, konu açabilir, konuları yanıtlayabilir, kullanıcıların mesajlarını beğenebilir, özel mesaj yollayabilirsiniz.

    Kayıt olduktan sonra bu mesaj silinecektir.

“ER-OL

Önerilen Mesajlar

Başlığa özellikle Cem Yılmaz'ın sloganlaştırdığı bir tespiti koydum.

En doğru saptamanın bir mizah ustasından böyle basit ve çarpıcı ifade edilmesi etkileyici.

Bu başlık altında zaman zaman genel anlamda eğitimin önemine değinmeye çalışacağım.

Neden?

Çünkü var olan nüfus yapımız ve eğitim sistemimizle Türkiye olarak 21.yüzyılı ıskalıyoruz ve böyle devam ederse gelecekte söz sahibi olamayacağız.

Bu kesinlikle kötümser bir yaklaşım da değil. Gerçeğin en net ve yalın hali.

Türkiye'nin pek çok sorunu var. Hangisi en önemlisi diye sorarsanız tereddütsüz "eğitim" derim. 

Aileden başlayan ve değişik kademelerde okulda devam eden eğitimde çağın gerisinde ve modern dünyadan kopuk ezbere ve şekilciliğe dayalı bir eğitim veriyoruz. 

Ve sözde yoğun geçen eğitim yıllarının şekillendirdiği birey genelde bir işe yaramıyor.

Sonuç yüzbinlerce diplomalı işsiz...

Tabii bu sorunun etkenlerinden biri de "üreyin üreyin" diyen yöneticilere karşın üreme sonucu oluşan ürünün değerlendirilemiyor olması.

Ne düzgün okul var ne de yeterli istihdam.

Gelinen nokta giderek daha vahimleşiyor: Bu yıl üniversite kontenjanları kısmen boş kaldı, temel nedeni de gençlerin artık yüksek öğrenime büyük ölçüde inançlarını kaybetmiş olmaları. 

Kaygılı ve hedefsiz bir gençlik yetişiyor.

Halbuki çağı yakalamak için kararlı ve yetkin eğitim düzeyinde fertlere ihtiyaç var.

Bunu sağlayamıyoruz. İHL ile hiç sağlayamayacağız. 

Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi ve tavrını alması lazım.

Bir otomobil forumu olmamız geleceğimizle ilgili bilgi paylaşımını ve tutum belirlememizi engellememeli. 

Bu uzun girişi PISA Direktörü Andreas Schleicher'in Habertürk'ten Nalan Koçak ile yaptığı röportajı ekleyerek sonuçlandıracağim.

 

Başarılı eğitimin anahtarı ne?

Her çocuğun öğrenebileceğine güvenmek. Mesela bazı öğrenciler daha yetenekli görülüyor. Ama en iyi eğitim sistemleri, her öğrencisini başarıya götürenler. Bir diğer mesele de şu: Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi olur. Önemli olan en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek.

Öğretmenlik prestijli olmalı yani…

Kesinlikle. Üçüncü çok önemli nokta da en yetenekli öğretmenleri en zor koşuldaki okullara vermek. Çin bunu çok iyi başarıyor. Dezavantajlı kesimden geliyorsanız hayatınızda tek bir şans var: İyi eğitim almak. Eğitimde temel mesele, en muhtaç olanın en iyi eğitimi alması.

Türkiye'de eğitim sistemi çok sık değişiyor. Önemli olan sistemin kendisi mi? Yoksa üzerinde durulan değerler mi?

Öncelikle hangi bilgi ve değerleri aktaracağınıza dair net bir vizyonunuz olmalı. Dünya çok hızlı değişiyor. Artık önemli olan öğrencilere bir pusula geliştirmek. Belirsiz dünyada yönlerini kendileri bulabilmeliler. Artık akademide sadece bir alanda uzman olmak pek de mühim değil. Gelecekte yaratıcı öğretmenler sadece fizik, biyoloji anlatmayacak. Farklı disiplinleri harmanlayarak eğitim verecek.

Bilgiye erişmek artık çok kolay. Her şeyi arama motorlarına yazıyoruz. Bilgiyi süzebilmek ne kadar önemli?

10 sene önce okuyup yazmak, başkasının yazdığı bilgiyi bulup çıkarmaktan ibaretti. Ansiklopedi açıyordunuz ve yazılanın doğru olduğunu varsayıyordunuz. Şimdi internete bir şey yazıyorsunuz ve karşınıza 20 bin sonuç çıkıyor. Artık okuryazarlık bilgi bulup çıkarmak değil, bilgi inşa etmek. Türkiye'de matematikte çok fazla cebir, geometri, hesap öğretiyorsunuz. Ama matematik artık çok farklı şeyler için kullanılıyor; mesela olasılık, risk, kesinlik hesapları için. Geleceği şekillendirecek matematik, öğretilen matematikten çok farklı.

Eğitim sisteminin bu denli çok değiştiği başka bir örnek var mı?

Dünya değişiyor, tabii ki eğitim sisteminde de her zaman değişiklikler yapılabilir. Ama devamlılık ve tutarlılık çok önemli. Öğretmenlere her gün yeni bir şey anlatırsanız, bir gün hiçbir şeye inanmaz hale gelirler. Değişim stratejik ve tutarlı olmalı.

Son PISA sınavının sonuçlarına göre, Türkiye 72 ülke arasında 50. Türk eğitiminin genel performansı nasıl?

Türk öğrencilerin verilen hangi görevlerde daha iyi hangilerinde kötü olduğuna baktığınızda bir şey dikkat çekiyor. Öğrendikleri bilgiyi yeniden üretme görevi —yani bir şeyi ezberlemek ve onu kâğıda dökmek görevi- verildiğinde çok iyi notlar alıyorlar. Fakat ellerindeki bilgiyi yaratıcı bir şekilde uygulamaları istendiğinde zorlanıyorlar. Çelişki şu: Türk öğrencilerin iyi oldukları alanlar artık dünyada daha önemsiz. Yani bana 'Türkiye PISA skorlarında geriye düşüyor' dediğinizde tabloyu farklı okuyorum.

'Türk eğitim sistemi yeni dünya düzenine ayak uyduramıyor' mu demeliyiz?

Evet. Öğretmene ders kitabı verdirmek ve öğrencilerden kitabı ezberlemesini istemek artık işe yaramıyor. Matematikçi gibi düşünmelerini sağlamalısınız. Bir örnek vereyim: Fonksiyonlar sadece denklem ve formül demek değil. Mesela ebola hastalığı dünyada nasıl ve hangi hızla yayıldı? Bunu hesaplamak için üstel fonksiyona ihtiyacınız var. Sorunun nedenini ve doğasını anlamak formül ezberlemekten daha önemli.

Öğrenciyken ezberin ne kadar can sıkıcı olduğunu hatırlıyorum. Formüllerin gerçek hayatla ilgisi yoktu. Burada sır, daha pratiğe dayalı eğitim mi?

Konuştuğumuz şeylerin çoğunu sınıfta da yapabilirsiniz. Bir deneyin sonuçlarını öğreteceğinize, öğrencilere bir deney tasarlatabilirsiniz. Çocukların yaratıcı, risk alan bireyler olmasını istiyorsanız hata yapmalarını göze almalısınız. Altını çizmek istiyorum, geleceğin öğretmeni daha az eğitmen daha çok akıl hocası olacak.

Son PISA sonucuyla 2003'te ilk katıldığımız sınavın sonucunu karşılaştırdığımızda, bazı alanlarda 2003'ün bile gerisine düştüğümüz görülüyor. Yani Türk eğitimi kötüye mi gidiyor?

Bu doğru teşhis değil. Değişen dünyada yeni yetenek çeşitlerine ihtiyacınız var. Ve Türk sistemi buna uyum sağlayamadı. Sisteminiz nasılsa öyle devam ediyor ama dünya dönüyor. Haliyle göreceli olarak değerlendirdiğimizde Türkiye'nin performansı düşüyor.

2015 sonuçlarına göre Türk öğrenciler bilim ve matematikte OECD ülkeleri içinde sondan ikinci. Bu başarısızlığın nedeni ne?

Şu soruları sormamak: 'Bilimsel araştırma nedir, bilim insanı ne gibi soruları yanıtlayabilir, nasıl bir hipotez geliştiririm, onu nasıl test ederim?' Mesela biyoloji, fizikte içerik bilgisi sorduğumuzda Türk öğrenciler gayet iyi. Ama internetten de bulabileceğiniz bu bilgilere sahip olmanın anlamı ne ki?

Bir de çok yaygın bir matematik korkusu var…

Evet Türkiye'deki pek çok öğrenci yaşıyor. Korku hissediyorsanız beyniniz bilgiyi kabul etmiyor. Tek yol matematiğin derin anlamını öğretmek. Her gün yeni bir formül ezberlemek zorunda kalırsanız tabii ki matematiğin gerçekte ne olduğunu anlamazsınız. Türkiye'de matematik zor değil. Korkunun nedeni öğrencilerin temelinin olmaması.

Eğitim konusunda Türk hükümetine ne önerirsiniz?

Öğretmenlere daha fazla fırsat verin, meslektaşlarını gözlemlesinler, birlikte çalışsınlar. En iyi skorları alan Şanghay'da, öğretmenler Türkiye'deki meslektaşlarına kıyasla daha az öğretiyorlar. Zamanlarının çoğunda yeni eğitim teknikleri geliştiriyorlar. İyi öğretmenler araştırmacıdır, sadece ders kitabında ne yazıyorsa onu öğretmezler. Hükümet öğretmenliği hem finansal hem entelektüel açıdan çekici kılmalı.

Öğrencilere ve ebeveynlere önerileriniz neler?

Ebevenyler çocuklarına özgüven aşılamalı, öğretmenleri desteklemeliler. Öğrencilere gelince… Hata yapmaktan, yeni fikirlerden korkmamalılar. Sınavlara daha az, hayata daha çok kafa yorun.

Eğitimin geleceğinde ne var? Kod eğitimi mi?

Bence eğitimin geleceği toplumsal değerlerde. Nasıl aynı anda kendimizi düşünüp diğerleriyle birlikte var olabileceğiz? Açık olmak, farklı kültürlere saygı duymak, cesaret, merak…

Yeni liseye geçiş sisteminde öğrencilerin neredeyse yüzde 90'ı mahallelerindeki okullara gidecek. Okullar arasında eğitim kalitesi farkı var, bu eşitsizlik yaratır mı?

Aslında mahalle okulu sistemi prensipte çok iyi işleyebilir. Ama böyle bir sistem getiriyorsanız, en iyi öğretmenler için dezavantajlı okulları cazip kılma konusundaki çabanızı ikiye katlamanız gerek. Bu olmazsa eşitsizliği artırırsınız. Çünkü düşük gelirli öğrenciler, mahallelerindeki okullara sıkışır kalır.

İyi mahallelerdeki okullara erişim için eğitim göçünün yaşanmasından korkuluyor.

Bunun en kötü örneği ABD. Okulların eğitim kalitesi mahalleler arasında çok değişiyor. Şanghay'da, Japonya'da çocuğunuzu hangi okula gönderdiğinizin hiçbir önemi yok. Hükümetin taşıması gereken yük ebeveynlerin omzuna binmemeli. Eğer kaliteli okulu bulma görevini anne-babalara yüklerseniz; a) hep zengin ebeveynler daha iyi karar vereceklerdir çünkü daha fazla bilgi ve paraya sahipler, B) bazı aileler kolayca taşınamayabilir. Bunun tek çözümü bütün okulların iyi eğitim vermesini sağlamak ve bu gerçekten mümkün.

Bu sistemde en iyi örnek hangi ülke?

Finlandiya'da okullar arasındaki eğitim kalitesi en fazla yüzde 5 oranında değişiyor. Vietnam, Güney Asya keza öyle.

Yeni sistemde öğrencilerin yüzde 8'i 600 'nitelikli' okul için yarışacak. Adil mi?

Eğer en iyi öğrencilerin en iyi eğitime ulaşmasını istiyorsanız, sınav argümanını ileri sürebilirsiniz. Ama doğru cevap belli: Her okul nitelikli olmalı.

Peki 90 dakikada, 3 yılın müfredatını kapsayan 60 soru doğru yöntem mi?

'Seçmek' eğitimde hiçbir zaman iyi bir yöntem değil. Odak noktası her zaman gelişme olmalı. Öğrenciler nasıl daha iyi öğrenir, öğretmenler nasıl daha iyi öğretir, okullar nasıl daha iyi olur?

Açık uçlu soruların avantaj ve dezavantajları ne?

Açık uçlu sorular çok önemli çünkü çocuklar, başkasının dizayn ettiği cevaplardan birini işaretlemek yerine kendi cevaplarını yaratıyorlar. Ama böyle bir sistemi objektif şekilde uygulayacaksanız öğretmenlere yatırım yapmanız gerek. Çok net bir notlama yönergeniz olmalı, kriterler çok açık belirlenmeli. Ama bu da yeterli değil; kâğıtları okuyacak öğretmenler çok iyi eğitilmeli. Ayrıca birden fazla kişi bir kâğıdı notlamalı. PISA'da mesela 4 kişi ayrı notluyor.

İmam hatip liselerinin çok arttığını, yeni sistemin dezavantajlı öğrencileri bu okullara zorlayacağını iddia edenler var. Bu eğitim performansını nasıl etkiler?

Bazı ülkelerde dini liseler hayli fazla, mesela Hollanda. Doğru müfredatın uygulanması çok önemli. Düzeni sağlayan devlet olmalı. Hollanda'da Katolik ya da Müslüman okuluna giderseniz aynı şeyleri öğrenirsiniz.

 

Cem Boneval tarafından düzenlendi

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hocam çok haklısınız, ben de her zaman eğitim şart diyenlerdenim. Fakat şunu fark ettim ki artık çok geç. Benim bu ülkeye ve geleceğe dair iyi niyetli bir bakışım kalmadı. Günü kurtarma çabası içinde ki toplumumuzun sonu yok olmak sanırım. Bunu kanla, savaşla değil de maddi manevi kölelikle yapacaklar. Dediğim gibi eğitim için artık çok geç. Eğitim verecek olan eğitimsiz yetişkinlerden ne alınabilir ki? Çocukları kendilerinden daha cahil ve ahlak yoksunu! Yazacak çok şey var, çok doluyum. Ama yaz yaz bitmez. 

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Uyusturucu ile mucadeleyi dizilerden ogrenen bakan'in oldugu memleketimizde egitim sistemini gelistirmemiz coook da yakin gorunmuyor. Maliye bakanina da bir tavsiye benden oturup Zeitgeist Addendum izlesin.

Servet Ö. tarafından düzenlendi

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Daha yeni idealist bir öğretmen olarak her zaman güncel eğitim modellerini takip eder ve teknolojiden olabildiğince faydalanmaya çalışırım. Yalnız bu köhne sistem tüm çabalarıma rağmen beni de kendi kara deliğine çekmeye devam ediyor.

2005 yılında eğitim sisteminin değişmesi ile yapılandırmacı eğitim sistemine geçildi. Yapılandırmacı eğitim sistemine göre birey bilgiyi ezberleyen değil, bilgiyi birincil kaynaklardan edinerek içselleştiren, yapılandıran yeniden yorumlayan kişidir. Öğretmene bu noktada düşen görev ise öğrenme ve öğretme ortamlarını düzenlemek, ögrencilere bilgiyi edinmeleri için gerekli fırsatları vermektir.

Tanımlar çok güzel, şiir gibi. Okuduğunda bu mükemmel sistemden nasıl yetişmiş eleman çıkamıyor diye düşünüyor insan. Zaten ülkemizin, bu toprakların çıkmazı da burada başlıyor.

Yapılandırmacı yaklaşım ile eğitim sunabilmek için ilk önce bilgiyi ‘’ Yapılandırabilecek’’ yetiye sahip öğrenciler olması gerek. Yani, analitik düşünme, eleştirel düşünme, bilgiden bilgiye ulaşma, bilişsel ve duyuşsal farkındalık, problem çözme gibi yeteneklere sahip olmalı ki edindiği bilgiyi yorumlasın, problem çözme, farklı durumlarda bilgiyi kullanma vb durumlara uyumlasın. Kastamonu’nun ortalama okullarındakini kenara bırakın en iyi okullarındaki öğrenciler bile bu meziyetlere o kadar uzaklar ki tahayyül bile edemezsiniz. Okuldan önceki dönemleri sanki kara bir boşluk. Genel kültür, Türkçe’ye hakimiyet, sosyal ilişkilerdeki beceriler neredeyse sıfır.

Karşınızdaki eğitilecek kitle bu olduğunda maalesef modern öğretim yöntem be tekniklerini uygulamak da imkansızlaşıyor. Peki bu durum nasıl düzeltilebilir? Öğretim sistemi, öğretmen, okul, malzeme değişiklikleri bu durumda çok da işe yaramayacaktır. Sorun okul, öğretmen, kitap, sistem sorunu değil sorun eğitime değer verme, gönül verme, eğitime karşı olumlu bir tutum sergileme, öğrenmeye istekli olma sorunudur. Eğitime değer vermeyen, önemsizleştiren, mahalle kabadayısın okumuş nitelikli bir bireyden daha özenilir ve makbul olduğu bir ülkede eğitimi sistem, öğretmen ya da okul değişikliğiyle düzeltemezsiniz. İlk olarak yapılması gereken şey budur. Saygılarımla.

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yaman bir çelişki ile karşı karşıyayız: Eğitim zeka ve özgür düşüncenin önündeki en büyük engellerden biri haline geldi; Bertrand Russell.

 

Katkılar için teşekkürler, hep yakınıyoruz, çözüm için hiç kafa yormuyoruz.

Mutlaka yapılacak şeyler vardır. 
Zamanla gelişir konu...

5 dakika önce, Ahmet Gül yazdı:

öğrenciler bile bu meziyetlere o kadar uzaklar ki tahayyül bile edemezsiniz. Okuldan önceki dönemleri sanki kara bir boşluk. Genel kültür, Türkçe’ye hakimiyet, sosyal ilişkilerdeki beceriler neredeyse sıfır.

Eğitimsiz ailelerin eğitimsiz çocukları. Yani aile eğitimi pek düzgün olmamış.

O zaman okulda kurtarmaya çalışmalıyız.

Görünen o ki o kara delik kilk ve orta öğrenimi de içine çekmiş çünkü üniversiteye geldiklerinde de farklı olmuyorlar. 

Yukarıdaki Schleicher'in sözlerinden alıntılıyorum:

Bir saat önce, Cem Boneval yazdı:

Başarılı eğitimin anahtarı ne?

Her çocuğun öğrenebileceğine güvenmek. Mesela bazı öğrenciler daha yetenekli görülüyor. Ama en iyi eğitim sistemleri, her öğrencisini başarıya götürenler. Bir diğer mesele de şu: Eğitimin genel başarısı asla öğretmenlerin başarısından fazla olamaz. Yani öğretmenler ne kadar iyiyse, sistem de o kadar iyi olur. Önemli olan en yetenekli kişileri öğretmen olmaya çekmek.

 

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eğitimde fırsat eşitsizliği giderek derinleşiyor. "Kaliteli" egitime ulaşılabilirlik de her geçen gün ekonomik gelir seviyesine göre daha uçlara itiliyor.

Çözümün ucunu yakalamak adına aslında çok uzaklara gitmeye gerek yok. Kendi öz deneyimlerimiz de var. Köy Enstitüleri'nin ders programına bakmak bile fikir verecektir. 

Ülkemizde eğitim, eğitimciler ve öğrencilerin ihtiyaçlarından ziyade iktidar sahiplerinin günü kurtarma politikalarına kurban edilmiş durumda. Herşeyden önce toplumsal ihtiyaçlar temelinde bir "eğitim sistemi"nden  söz edecek durumda bile değiliz.

Bence ilk yapılması gereken bu işi siyasetçilerin elinden alıp ehil kişilerin eline vermek olacaktır. Bilimsel, toplumsal eğitimin önünü açacak elzem olan şey eğitim sisteminin idari-bilimsel özerkliğe kavuşması olacaktır. Devlet sadece ekonomik destek ve denetleyici pozisyonunda olmalıdır. Yoksa o gelir her mahalleye İHL açar, diğeri gelir kapatır vs.vs. O günün popülist politikası hükmünü yürütür.

 

Süleyman Ünal tarafından düzenlendi

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Biz sorunu ve çözümü biliyoruz da Cem hocam sorunu çözümü iletebileceğimiz bir mekanizma yok. Çarklar işlemiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bürokratlara değil de yoldan çevirdiği bir öğretmene sorsa inanıyorum işler düzelir. Bürokrat hiçbir şey bilmiyor ki, ne bir okul görmüş ne bir derse girmiş ne sorunun farkında. Neyse ben derse gideyim de kuzucuklarım eğitimsiz kalmasın Konuşulacak daha çok şey var. Akşamlar bunun için. İyi günleriniz olsun.

 

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Oğlum 6. sınıfta okuyor,eşim akademik kariyer çok önemli diye sürekli eli üzerinde.oğlumda haliyle bunalıyor.şahsi fikrim,okumak değil meslek sahibi olmasından yana. Elbette okuyabileceği kadar okusun ama kasmanin anlamı yok. Amaç para kazanmaksa elinde geçerli olan güzel bir meslek olmalı.etrafım universite mezunu 1500-2000 tl.maaşlı insan dolu. Ama lise mezunu olup 3000-4000 tl.maaşlı ve işi geçerli birçok tanıdığım var. Eğer doktor,mühendis v.b. gibi akıl ve yetenek isteyen bir kişiliğe sahip değilsen iyi bir mesleğin olmalı...

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
4 saat önce, Cem Boneval yazdı:

Eğitimsiz ailelerin eğitimsiz çocukları.

bunu okuyunca aklıma geldi, babamın bir arkadaşı "babam çiftçiydi, ben onu geçtim hoca oldum, oğlumun da beni geçmesi lazım" demişti. aslında mantık güzel ama bu mantığı yerleştirmek içinde eğitim gerekiyor :) 

--1 dakika sonra eklendi--
Bir saat önce, Serkan erden yazdı:

.etrafım universite mezunu 1500-2000 tl.maaşlı insan dolu. Ama lise mezunu olup 3000-4000 tl.maaşlı

sanayideki ustaların bindiği arabaları görünce ne işim var benim okulda diye düşünmeden edemiyorum :) 

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Eğitimdeki amaç sadece ileride iyi para kazanmaksa, bence  matematikte 4 işlemi öğrenince çocuğu okuldan alıp gelecek vadeden bir mesleğe çırak olarak vermek kafi olur.

Herkesin derdi para kazanmak,kimse bilim adamı olayım insanlığa faydam olsun,para muhim değil demiyor.Eğer öyle olsaydı kimse abd yada avrupaya kaçmazdı.istisnalar dışında tek dert iyi bir yaşam ve bunun için gerekli olan para..ülkenin gerçekleri ile hayaller örtüşmüyor.

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
23 dakika önce, Serkan erden yazdı:


Herkesin derdi para kazanmak,kimse bilim adamı olayım insanlığa faydam olsun,para muhim değil demiyor.Eğer öyle olsaydı kimse abd yada avrupaya kaçmazdı.istisnalar dışında tek dert iyi bir yaşam ve bunun için gerekli olan para..ülkenin gerçekleri ile hayaller örtüşmüyor.

Yapma Serkan...

 

Bu başlığa yazmayacağım dedim ama bu mesajını görünce dayanamadım.

Eğitim iyi olduğunda iyi bir yaşam derdi de, hayaller-gerçekler de kısaca her şey problem olmaktan çıkacak.

 

Yani büyük resime bakmak lazım.

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Cem abinin dediği gibi tespit ve yakınma yerine her ne kadar ümitsiz görünse de çözüm üzerine istişare etmeli ya da biraz da "ben olsaydım" modunda olmalı. Gereksiz uzun olabilir yine çok mühim bir şeyler beklemeden okuyun olur da okursanız lütfen :) 

 

100 kere bence yazmamak için her cümlenin başında sonunda arasında tepesinde bence olduğunu varsaymanızı ve bunların hepsinin benim tamamen kendi tecrübelerimden, yani bir tarafımdan uydurduğumu unutmamanızı diliyorum ^_^

 

Benim olur da çocuğum olursa bence öğrenmesi çok mühim olan 2-3 şey var:

-Biri ingilizce, Dünya'daki en geniş bilgi kaynaklarına direkt erişim sağlamanın en kolay yolu, bu devir de MOOC (Massive Open Online Courses), yani "kitlesel açık çevrimiçi kurslar". Anadolu üniversitesi sağolsun Türkçe'leri de var artık da en çok ingilizce olarak bulunuyor. Bir çoğu bedava, ister "self-paced", yani ne zaman ne kadar zaman ayıracağınıza siz karar veriyorsunuz, isterseniz de dönemlik olarak derslere katılabiliyorsunuz düzenli ve online olarak hocanız ve sınıf arkadaşlarınızla iletişimde olabilirsiniz.

 

-Bir diğeri öğrenmeyi öğrenmek, böyle basitçe ifade edilebilse de öğrenmenin yeri yurdu yaşı başı ucu bucağı olmadığı için bunu uzatmadan anlamanızı umuyorum, çünkü bunun milyon tane yolu olsa da ve hangisinin iyi olduğuna "tut ki" karar verdik hangisinin Türkiye gibi çok çeşitli kültür ve etnik sınıflarının bir arada olduğu bir ülkede uygulanabilir olabileceğine karar verebileceğimiz günleri görmeyi de çok istiyorum.

Bunu faydalı şekilde yapmak için de bir kaç şey gerekiyor, biri özdisiplin ya da neyin önemli/öncelikli olduğuna karar verebilmek. Bir de bu devirde dış etkenlere saat olarak aylarımızı harcayabilecekken bize zevk/mutluluk veren şeyleri erteleyebilmek. Bunu da Türkçe altyazı seçebileceğiniz bu video ile belirteyim:

 

-diğeri de bir önceki maddede de belirttiğim gibi öncelikleri belirlemek, tabi bunun için ne istediğini belirlemek lazım, bu devirde bunu yapmak hiç para vermeden MOOC üzerinden deneme yapma gibi bir imkan olduğu için daha kolay olsa da hiç bir şey kararlılık olmadan olmayacağı için bu maddeyi kararlılığa çeviriyorum an itibariyle.

 

Bu yoldaki yardımcılarınız da merak, kendi isteklerinizi, bencillik seviyesine getirecek ama sosyal hayattan kopmayacak şekilde önceliğinize almanız, ve öğrenmeyi iş olarak görmemeniz olabilir.

 

 

Para kazanmak tek başına hiç bir zaman maddi bağımsızlığa götürmez, insanlar yüksek maaş aldıkları işlerde mutsuz olmalarına rağmen devam ediyorlarsa bu uzun vadedeki maddi bağımsızlıklarını hedefleyecek şekilde hareket etmemiş olmalarından kaynaklanıyor. Burada para kazanmak için okunmaz edilmez denirken sokakta yaşayan bir profesör olunsun denmiyor da 2000 lira maaş alırken krediyle ayfon alan birinin diploması olmuş olmamış ne fark ettirir denmeye çalışılıyor bence.

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Bir saat önce, Serkan erden yazdı:


Herkesin derdi para kazanmak,kimse bilim adamı olayım insanlığa faydam olsun,para muhim değil demiyor.Eğer öyle olsaydı kimse abd yada avrupaya kaçmazdı.istisnalar dışında tek dert iyi bir yaşam ve bunun için gerekli olan para..ülkenin gerçekleri ile hayaller örtüşmüyor.

Konuyu saptırmak istemiyorum, zira konu "eğitim sistemimizin" kendisi fakat cevap vermek de gerektiğini düşünüyorum. 

Evet insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için günümüz koşullarında dolaşım materyali olarak parayı elde etmek zorundadırlar. Daha çok para elde eden daha iyi ve kaliteli tüketim materyallerine sahip olurlar. Fakat o üretim materyallerini geliştirebilmek için de bilim ve teknolojiye ihtiyaç vardır. Hatta bunların pazarlanabilmesi için sosyoloji, psikoloji ve hatta felsefeye de ihtiyacımız vardır. Zira ihtiyacımız olmayan bir şeyin ihtiyacımız haline getirilmesi de bu birikimin bir sonucudur. Nikola Tesla alternatif akımı keşfetmeseydi bugün bir çok sektör varolamazdı ya da bugün ki haliyle evlerimizi aydınlatamazdık. Fakat Tesla altarnatif akımı para kazanmak için mi keşfetmiştir orası muamma. Hatta beş parasız kaldığı günleri de az çok okuşumuşuzdur. 

Ben çocuğumun çok para kazanmasını ister miyim? Evet isterim. Ama bu konudaki şansı milyonda kaçtır onu hesap edemiyorum. Fakat bir çok yabancı dil bilmesi eğitim sisteminin kalitesine bağlı olarak değişebilir. Ya da alanında uzman bir doktor olmasını eğitim sistemi ona sağlayabilir. Ya da iyi bir mühendis olup teknoloji geliştirmede yetkinleşmesini yine iyi bir eğitim sistemi sağlayabilir. Vs. vs. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama benim çocuğum bu topluma mirasım olarak kalacaksa en başta toplumsal vicdanı olan, kültür seviyesi yüksek, insanlara ve insanlığa faydalı bir birey olmasını isterim. Bunu başarabilmesinin ilk koşulu da iyi bir eğitim almasıdır. Aksi taktirde ülkemizin en kaliteli insanlarından birisi inşaat sektörünün post modern cahili bir ağa-oğlu olurdu. 

Özetle eğitim hem bireysel hem de toplumsaldır. İkisini birbirinden ayırdığımız zaman başarısızlık mutlak sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Kolektif birikim, akıl, ahlak, kültür ve düşünüşün varolmadığı koşullarda çocuklarımız at yarışına koşullanacaklardır. Evet ülkemiz realitesi maalesef böyle değil ama başarmak için en başta eğiticilerin eğitilmesi ilkesini hayata geçirebilmeliyiz.

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sorun aslında herkesin doktor mühendis veya öğretmen olmak istemesi yani herkesin öğrenim görmek istemesi. Okullarda da sadece öğretim veriliyor işin eğitim kısmını düşünen yok.

 

Fizik , kimya , matematik v.s. dersleri öğrenip öğrenmediğin ölçülüyor ve bunun üzerinden bütün değerlendirmeler ama eğitim alıp almadığın ölçülemiyor ve ölçmekte çok zor. Herhangi bir okul mezun ettiği öğrencileri 10 yıl sonra araştırıp nasıl birer insan oldukları ile ilgili çalışma yapmış mı merak ediyorum?

 

Yeteneklere göre bir ayrım da söz konusu değil. Velilere sorsan benim çocuğum doktor olacak der ama çocuk sporda çok başarılıdır harıl harıl ders çalıştırıldığından sporunu yapamaz yeteneği ortaya çıkmaz ve çalıştığından da bir şey anlamaz. sonuç "iki dinden avare"...

 

Eğitim her şeyden önce ailede başlar...

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap



  • Benzer Konular

    • Yazan: Yakup Çağatay
      Bu yıl ilk kez ülkemize gelen Ford Sürüş Akademisi geçtiğimiz günlerde İTÜ'de gençlere eğitim vermişti. Sizler ise yaşınızdan ve konumunuzdan dolayı gidememiş olabilirsiniz! Canlı olarak eğitimi kaçırdınız ama bilgileri kaçırmadınız. Video'lu şekilde eğitime katılmak için tıklamanız yeterli.
       
      Baş eğitmen, Murat Bostancı ile...
      En iyi sonucu elde edebilmek için kahvenizi hazırlayın, kulaklığınızı takın ve birazdan seyredeceğiniz 11 videoya yoğunlaşın. Keyfini çıkartın!
      Not: Videolar niye açılmıyor demeden önce yüklenmesini bekleyiniz, otomatik olarak başlayacaktır.
       
      0- Başlarken
      Murat Bostancı ile akdemi hakkında kısa bir tanıtımı
       
      1- Ellerin Direksiyon Üzerindeki Konumu ve Hava Yastığı
      Yüzünüzü saatte 320 km hızla tokatladığınızı düşünün, zaten neden böyle birşey yapasınız ki?
      Ellerinizin direksiyonun üzerinde nerede olduğuna dikkat etmezseniz başınıza gelecek olan şey de bu.
       
      2- En Uygun Oturma Pozisyonu
      Aracınızda oturma pozisyonunuz sizi düşündüğünüzden daha çok etkiler!
       
      3- ABS İle Fren Yapma
      Fren yapmak zor olabilir ancak tamamen farklı bir fren yapma tarzını ve bu freni nasıl yapacağınızı öğrenmek için işte Ford Sürüş Akademisinin kılavuzu
       
      4- Daha Güvenli Fren
      İlginizi çekecek bir bilgi... Kuru bir yolda saatte 75 km. hızla giderken frene bastığınızda yaklaşık 20 metre daha hareket edersiniz ki bu da arka arkaya 5 araba uzunluğu demektir! 
       
      5- Kilitlenen Frenler
      Frenleme sırasında arabanızın arkasının kaymaya başladığını hissediyorsanız ve ABS'niz yoksa bu tekerleklerin tekrar dönmesini sağlamanız gerekir. Çok ama çok kolay gözüküyor. Ama çok ama çok zor. 
       
      6- Tehlikenin Tanınması
      Dikkat edin! Yoldaki tehlikeler ve bu tehlikelerden nasıl uzak durabileceğiniz hakkında detaylı bilgiyi bu online akademi videosunda izleyebilirsiniz.
       
      7- Sürüş Mesafesi
      Akademinin bu bölümü, sürüş mesafesi yönetimine ve önünüzdeki arabayla aranızda güvenli bir mesafe bırakmaya odaklanıyor.
       
      8- Hız Yönetimi
      Aniden durmanız veya dönmeniz gerektiğinde hızınızdaki hafif bir artış neye yol açar?
      Hızın etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız bu akademi videosunu izleyin. Herşey fizikten ibaret!
       
      9- Direksiyon Hakimiyeti
      Aracınızın kaydığını hissetmek ve gerçekleştiğini bilmek kolay, ama sonraki adım kolay değil... Direksiyon hakimiyetini kaybettiğinizde nasıl kontrol edebileceğinizi burada öğrenin.
       
      10- Yol Tutuş
      Güvenli bir sürüş için aracınızın basınç altında nasıl hareket ettiğini öğrenin.
       
      GÜVENLİ SÜRÜŞLER

Focus Club Türkiye

Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
×

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Kurallarını kabul etmiş olursunuz.