Ulu Önder bir gün Amasya'ya şehri ziyarete gidiyor. Olağan ziyaretlerini yaptıktan sonra şehrin ileri gelenleri ile sohbet ederken, karşısında sarıklı ve sakalı bir hayli uzun bir hacı amca dikkatini çekiyor, valiye soruyor hemen kimdir bu diye.
-Efendim, bu şeyhtir ve yörede çok hatırı vardır.
Atatürk şeyhi yanına çağırır.
-Bak baba, imanın ölçüsü sakalın boyunda değildir. sen de sakalının boyunu en azından Peygamber Efendimizin sünnetine uygun kessen, diyerek boyun hizasını gösterir. Şeyh;
-emrin olur paşam der.
Aradan bir hayli zaman geçtikten sonra Atatürk olayı hatırlar ve valiyi telefonla arayarak şeyhi sorar. vali;
-paşam bırakın sakalını kesmeyi kimseye dokundurtmuyor bile.
Atatürk telefonu kapatır, kağıdı kalemi eline alır ve dahiliye nazırını çağırır. gelen dahiliye nazırına yazdığı yazıyı Amasya valiliğine tebliği etmesini söyler.
ertesi gün Amasya'dan gelen haberde şeyhin Atatürk'ü görmek için yola çıktığı söylenir.
şeyh gelir, Atatürk'ün karşısına çıkar. sakalını tamamen kesmiş, sinekkaydı traş olmuş, saçlarını kestirmiş, kılık-kıyafet tamamen değişmiş, bambaşka bir görüntüye bürünmüştür.
Atatürk'ün mesai arkadaşları dayanamaz sorarlar.
-Paşam, bu şeyh sakalına el dahi sürdürmezdi. siz ne yaptınızda bu adam bu şekle büründü. Atatürk gülümser ve
-Amasya valiliğine bir yazı gönderdim ve şeyhi Afyon'a vali tayin ettiğimi bildirdim, der. ardından da yeni bir yazı hazırlayıp şeyhe verilmesini söyler.
-İnansın ölçüsünün sakalın boyunda olmadığını öğrendiğine sevindim. valilik meselesine gelince; bugün koltuk için kırk yıllık sakalından vazgeçebilen, yarın başka şeyler için milletinden bile vazgeçebilir. seni böyle bir ikileme mahkum bırakmayalım. kal sağlıcakla.......