Hocam, bende aynı fikirdeyim ama olay nasıl oldu buradan yazmaya çalışayım iyisi; Bursa'da ve Antep'te ilgilendiğim iki araç vardı, önceliği Bursa'da ki araca verdim pazarlığımı yaptım yola çıkmak için bilet aramaya başladım ama ne mümkün.Okulların açılmasıyla çakışınca ne uçak bileti bulabildim ne de düzgün bir otobüs bileti, bir tanıdık vasıtası ile ancak Ankara'ya 45 numarada yer bulabildim.Saat 11 arabası ile gece yarım saatlik uykuyla Ankara'ya oradan da sabah Bursa'ya başka otobüsle yola devam ettim.Vardığımda saat 14.30 olmuştu, adamla buluşup arabanın yanına gittiğimizde kan beynime sıçramıştı, araç siyah renk diye ilana atılmış ve tozlu bir baraj yolunda resimlenmişti ama renk siyah değil çelik grisi idi.Kısa bir tartışmanın ardından beklemenin pek mantıklı olmayacağı kanaatiyle acilen otobüse atlayıp Ankara'ya doğru yola koyuldum.Yolda Antep'te ki araç için pazarlığa başladım adam Nuh diyor peygamber demiyordu on kereden fazla telefon görüşmesi yapmama rağmen hala başladığımız yerdeydik.Akşam saat 22'de AŞTİ'ye vardığımda son bir gayret eşimi arayarak Sahibinden'de favorilerime ekli Ankara'da araç var mı diye bakmasını istedim, nihayet Ankara'da bir tane bulmuştuk hemen ilgili telefon numarasını bana verdi.Bu seferde AŞTİ' de ayrı bir pazarlık başlamıştı, satıcının Demetevler'de internet kafesi varmış tadilat nedeniyle sabaha kadar çalışıyorlarmış buyur etti bende icabet edip metroya atlayıp yanına vardğımda saat 23'ü geçmişti bile...İyi bir insandı arabada tam istediğim gibiydi, anlaşma sağlanmış, kanlar kaynaşmış, sanki yolcu değilmişim gibi sohbete başlamıştık.Sonra bir ara yolcu olduğum anımsandı, uyuyacak bir yer arandı, 03.30saatinde otele gidilse enayilik olurdu, iyisi orada ki minibüslerinin içinde uyumaktı, hemen yastık nevresim vs getirildi, anında uyumuştum.Gözümü açtığımda sabah saat 05.15'ti daha da uyumak ne mümkün ancak günün ağarmasını bekledim, kahvaltıdan sonra aracı gösterip bankaya oradan da notere geçmiştik, sıra bana geldiğinde saat 10.30 olmuştu ki sistem gitti, bende ki de ne şanstı.Öğleden sonra 15'te sistem gelmiş satışı yapmıştık, sıra da sigorta vardı ama gel gör ki EGM sisteme benim bilgilerimi düşmediğinden sigortayı beklemeye başladık neyse ki saat 20 sularında o da tamamdı. Diğer hazırlıklardan sonra saat 21'de yola çıkabilirdim, kendimi o kadar yokladım uykum var mı diye tıpkı şu an klavye başında ki gibi zindeydim ve uykum yoktu.Yola çıkmıştım artık, Elmadağ'da trafik kilitlenmiş 4 araç yan yana ağır ağır ilerliyorduk, ileride trafik kazası olmuştu bu nedenle de 2.5 saat öylesine beklemek zorunda kalmıştım.Nihayetinde yol açılmış daha bir sorun kalmamıştı, ilk molamı Kayseri'de yakıt ikmali yaparken vermiştim.Pompacı arkadaşa kenarda bir yerde aracın içinde uyumak istediğimi belirttiğimde sorun olmaz sabahlayabilirsiniz cevabından sonra koltuğumu hemen yatırıp uyku pozisyonu almıştım.Fakat bir türlü uyku gelmek nedir bilmiyordu, 1 saat geçmesine rağmen uyumamıştım hala, o halde durmanın ne anlamı vardı ki yola devam dedim ve Kayseri Pınarbaşı derken Uzunyayla'ya varmıştım.Eşimle telefonla görüşürken şarjımın azaldığını farkettim bu yüzden telefonu kapattım peşi sıra şarj tamamen bitip telefon kapandı, cd almayı da unutmuştum bu yüzden sadece radyo dinliyordum.Uzunyayla'yı tanıyanlar bilir belli bir yerden sonra da radyo çekmez bu yüzden her haliyle yalnız kalmıştım vee birden bire o gelmeyen uyku gelivermişti.Öncelikle emniyetli bir yer bulup uyumam lazımdı ve bu da Uzunyayla'da çok zayıf bir olasılıktı, yol üzerinde bir an dörtlüleri yakıp en sağda bir yerde durasım geldi ama birde benim gibi uykulu bir tır, kamyon, otobüs sürücüsü gelipte beni biçerse düşüncesi ile bunu da beceremedim. yüzüme su atıp devam etmek istedim o saatten sonra fayda etmediği gibi uyku ile beraber üşümeye de başlamıştım.Camları kapayıp devam ettiğimde ise klima falanda kar etmemeye başlamıştı artık.En sonunda kısa bir mola vermeye karar verdim, araçtan inip hemen yüzümü suyla yıkamaya başladım kendime gelebilmek için genleşme hareketleri de yapmaya başlamıştım ki hiç akla hayale gelmeyen bir şey oldu; sayısını bilmediğim bir kurt sürüsü 100-150 mt kenarda bir yerde sanırsam tilki falandı, hayvanı yakalayıp parçalamaya başladılar...Eeee şimdi gel de dur bakalım, atladım hemen gazlamaya başladım uyku diye bir şey kalmamıştı artık.. Yarım saat geçtikten sonra bahse konu direksiyondaki rüyamı gördüm.Rüyamda yolculuğun bittiğini evime yetiştiğimi görüyordum, hanım hoş geldin diyerek kapıyı açtıktan sonra içeride biraz sohbet derken balkonda hava almaya çıktığım an kendi kendime direksiyonda olduğumu nasıl olur da bir anda evde olduğumu sordum ve gözlerimi açtım. 130 km hızla ortada ki demir bariyerlere 4-5 metre kaldığını gördüm o an kalbim sıkıştı, sağa-sola derken ancak burunu toparlayabildim.O korkuyla öylesine bir hıçkırığa tutuldum ki ciğerlerim yerinden sökülür gibi oluyordu ve inanır mısınız o hıçkırık sayesinde (vermiş olduğu rahatsızlıktan dolayı) Van'a eve yetişinceye kadar gram uyku kalmadı bende..Sonrasında sabaha kadar deliksiz bir uyku ve acı ama etkili bir tecrübe.....Kusura bakmayın okuyan arkadaşların başını ağrıttım ama lütfen benden ders alsınlar ki uykusuz ve yorgun yola çıkmasınlar, teknoloji mi???? o da bir yere kadar......