Tunceli, Hozat'ta görev yapan sayın savcımın Facebook profilinden kopyaladığım bu yazıyı burada paylaşmayı uygun gördüm. (Yazının kendisine mi, yoksa başka birisine mi ait olduğunu bilmiyorum)
Çok sevdiğim, değer verdiğim bir insan kendisi. Çok yakındık, çok severim, çok hoş anılarımız geçmişti kendisiyle. Şu an içinde bulunduğu ortamda onu ve ailesini Allah'a emanet ediyorum.
"HRANT DİNK KADAR DEĞERİMİZ OLMADI VURULDUĞUMUZDA
''Dağ gibi, karayağız birer delikanlıydık.''
Babalarımız, ceketini satmaya razıydı okumamız için.
Analarımız önce sıkı sıkı sarılıp dualarla uğurlardı bizi okullarımıza.
Tuğla kalınlığında kitaplar okuyarak geldik bu günlere.
O kalın kitaplarda Adıyamanlı Abuzer'in ,Maraşlı Ökkeşin,Diyarbakırlı Şeyhmuz'un,Çorumlu Satılmış'ın hakkı hukuku yazılıydı.
Fıratın kenarında kaybolan koyunun,Bingöl dağlarında sabanı kaybolan çiftçinin ,kör kuruşu gaspedilen tüyü bitmemiş yetimin hakkını hukukunu korumaya ant içmiştik.
''Dışarda mevsim baharmış'' bize ne.Biz mevsimleri unuttuk.
''Gezip dolaşanlar varmış''Dolaşmadık,dolaşamadık,biz ders notlarımıza gömüldük.
Çalıştık ,çabaladık ey halkım, unuttun bizi…
Güneşin ışıkları ile oyun oynayacaktık,gökkuşağının renklerini sevecektik,yağmurda ıslanacak,güneşte ısınacak,karda üşüyecektik.
Üşüyünce ısınmayı,sıcakladıkça soğumayı özleyecektik.
Gözlerindeki nemin kıymetini,bakışlarındaki anlamları çözecektik ,mecazlara,teşbihlere yükleyecektik umutlarımızı.
Çocuklara ninniler söyleyecektik.Hüzünlenecektik beraber ,sonra gülecektik.Her zerrenin kıymetini bilecektik.Her şeyin değerini zıddıyla anlayacaktık.Harften kelimeye,kelimeden deyime,deyimden cümleye,cümleden öyküye,öyküden kitaplaşacaktık.
Kitaplaşıp,haykıracaktık.Susmayacaktık.Ve susturmayacaktık.
Hayallerimiz çalındı ey halkım,unuttun bizi...
Hukuk devleti değil,kanun devleti dahi olmayan ülkemizde hukukçu olduk.
''Denizi olmayan bir ülkede balıkçı olmak ''gibi bir şeydi bizim işimiz.
Olunca şükrettik,olmayınca sabrettik.
Baştan sona yaşamımız kanaatti.
Ve biliyorduk ki KANAAT EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİ.
Lojmanlarımız dar,gönlümüz genişti.
İçki içtik adımız ayyaşa,Cumaya gittik adımız yobaza çıktı.
Vatan dedik adımız faşiste,emek dedik adımız koministe çıktı.
Oysa derdimiz adalet,dersimiz hak üzerine idi.
Yaftalandık ey halkım, unuttun bizi…
Diplomalı hayatı seçmeye zorlandık.Geçmişimizi beynimizin iç ceplerine alarak Anadolu'ya yol aldık.Bir lokma,bir hırkaya talip olduk.
Hamdık,adalet narında yandık,piştik.
Kan kustuk,kızılcık şerbeti içtik dedik.
Adalet dağıtırken adaletsizliğe uğradık.
Rıza gösterdik bize sunulan adaletsizliğe.
Sustuk,hem de avazımız çıktığı kadar sustuk.
Susturulduk ey halkım,unuttun bizi.
Kimseye buğz etmedik.Kimseye düşmanlığımız yoktu.
Çocuklarımızı okul kapılarında unuttuk.Eşimizi ihmal ettik,işimizi asla.
Hele şu duruşma bitsin,hele şu gerekçeli kararı yazayım,şu müzekkereyi de imzalayayım,sonra giderim düzensiz atan şu kalbi yoklatmaya..
Bedenimizi de ihmal ettik,şu yorulan ruhumuzu da.
Yorulduk ey halkım unuttun bizi
Kör kurşunlar girdi şu yorgun bedenimize.
Sabah işe giderken son öpücüğü kondurmuştu belki dört aylık bebeğinin ipeksi yanağına.
Ne acılar,ne sıkıntılar paylaşmıştı hayat arkadaşıyla.
Tutamamıştı belki son kez ellerini.
Helalleşmeye fırsat varmıydı?
Belki acısına alıştırmak içinmiydi yoğun bakımda yaşam mücadelesi?
Kurşunlar öldürmez di insanı,niyetler öldürürdü.
YALIN YAŞADIK,YALNIZ ÖLDÜK.
AMA AYAKTA ÖLDÜK.
VURULDUK EY HALKIM,UNUTTUN BİZİ..
Ve unutulmak,unutturulmak.
Ne basın,ne medya,ne de adına karar verdiğimiz aziz milletimiz...
Nerdesiniz?
- Hrank Dink kadar değerimiz olmadı uğruna şehit olduğumuz vatanda-
Değerli savcım Murat Uzun,seni unutmadık,unutmayacağız ve unutturmayacağız."