Jump to content
2019 Temmuz ve 2023 Mart arası tüm içerik ve üyelikler silinmiştir. Lütfen yeniden kayıt yapınız ×

Cem Boneval

Blogger
  • Toplam İleti

    16.837
  • Katılım

  • Son ziyaret

  • Kazandığı Gün

    724

Cem Boneval tarafından yazılan her şey

  1. Bagajda köpek mi var? Açıkcası hiç şanzıman sesi duyduğumu zannetmiyorum. Ama ben genelde ses özürlüyüm zaten...
  2. Sorularla başlamalı: Sakin kullanmak her zaman ekonomik kullanmak anlamına gelmeyebilir. Vites geçiş ikazlarına uyuyor musunuz? Sıkça boşta gitmesine izin veriyor musunuz? Güzergahta dur-kalk yoğun mu? Günlük ne kadar mesafede gidip geliyorsunuz? Ortalama hızınız ne? Verdiğiniz değer yol bilgisayarı verisi mi? Yoksa depo doldurma sonrası hesaplama mı? Lastik havalarını kontrol ettiniz mi? Gelelim önerilere: Sakin sinirlinin karşıtı olarak kullanılıyorsa her zaman ekonomiye yardımcı olmayabilir. Vites geçiş uyarılarına göre vites değiştirir, seyir hızına çabuk çıkar ve küçük pedal hareketleri ile hızınızı korursanız tüketim düşer. Öndekini yakın takip etme dürtüsü tüketimi arttırır, aynı şekilde trafiğin duracağını tahmin ettiğiniz şartlarda ayaktan gazı çekmeden, ya da boşa atarak durma noktasına yaklaşmak da. Vites küçülterek ve rölanti devrine kadar vitesten çıkarmayarak durmayı hedefleyin. Kısa mesafelerde motorun yeterli ısınma şansı olmadan yapılan sürüşler tüketimi arttırır. Düşük lastik hava basıncı da tüketimi arttırır. Yol bilgisayarı bazen fazla bazen az gösterebiliyor, yani kalibrasyon hataları nadir de olsa olabiliyor. Bu nedenle depo hesabı ile sağlama yapın: Depoyu tabancanın ikinci atışına kadar tam doldurtun, km'yi sıfırlayın, depoyu bitirip aynı yöntemle tekrar tam doldurtun ve aldığınız yakıt miktarını katettiğiniz yolun 1/100'üne bölün. Bunu en az iki kez yapın. Motorun erken dönemde biraz daha müsrif olduğu doğru olsa bile benzinlilerde bu fark %5-10'u ancak bulur. Zamanla gelen tüketim düşüşü biraz da sürücünün aracın huyunu suyunu kavramasından kaynaklanır. Sonuçta verilen değer bu motor için yoğun Istanbul trafiğinde olmayacak bir değer değil, ancak yukarıdaki kontrolleri yapmakta ve bir süre daha izlemekte yarar var. Bu arada hayırlı olsun, güle güle kullanın...
  3. Bu yaştan sonra tarz değiştiriyorum, arabada iyi gidiyor.... http://youtu.be/JMPYmNINxrE
  4. @Mertcan Çelik, daha önce de defalarca yazıldı. Motor kontrol ünitesi kullanıcı taleplerine göre gaz tepkimelerini ayarlıyor, ve evet bir tür sanal S tuşu denilebilir. Az gaza basan, yumuşak süren kişilerde tepkimeyi azaltırken köklemeyi sevenlerde biraz daha çabuk cevaplı hale gelebiliyor. Ancak bu bir izleme ve öğrenme süreci gerektiriyor, yani Baran'ın bahsettiği gibi iki-üç gaz vermeyle değişecek kadar hızlı değil. Söz gelimi ben şehir içinde genelde sakin kullanıyorum, ve şimdiye kadar iki kez program yüklenmeden sıfır ayarlarına dönüldü serviste (resetleme desek doğru olur herhalde). Anında ataklığı artıyor aracın. Anlık değişiklik algılarında psikolojik etkiyi ön planda tutmakta yarar var, uzun süre yavaş gittikten sonra gazı köklediğinizde hissettiğiniz ivmelenme ile sürekli kökleyerek giderken hissedilen arasında algı farklı olur, genelde ilkinde daha güçlü hissedilir. Yani her tür iddianın kendine göre desteği var!
  5. I-ıh, iyi bir örnek olmamış. Motorun gücü baştan bellidir, ne kadar çalıştırırsan çalıştır performansı artmaz, tabii motor işletim sistemi ayarları ile oynamadığın sürece. Kuzen devirli kullanarak kurum yakmıştır. Ben de bu tezin savunucusuyum...
  6. Yağ değişimini akıllı uslu herhangi bir serviste yaptırabilirsin, yetkili olması gerekmez. Yalnızca yapılan işi, kilometreyi ve kullanılan malzemeyi belirten bir fatura alman yeterli.
  7. Bu haliyle çok yanarlı dönerli duruyor, beğenmemek mümkün değil... Güle güle kullan! Özellikleri, maliyeti?
  8. Konuyu açış nedeninle bağlantılı olduğu için yazıyorum... Soru kabaca şu: Hangi motor en ekonomik ve verimli kullanılabilir. Tüm yakıt çeşitleri arasında en sorunsuz kullanılabilecek olanı benzindir. Ama haliyle gerek motorun daha verimsiz olması, gerekse yakıt fiyatı nedeniyle aynı zamanda en masraflı olanıdır. LPG L başı maliyet nedeniyle hala en cazip alternatif olsa da çok noktadan püskürtmeli turbo motorlar için kitler henüz gelişme aşamasında ve pahalıdır. Haliyle bu da bizi ister istemez LPG dönüşümü için atmosferik benzinlilere yöneltmektedir. Orada da sorunlar bellidir: - Motor göreceli güçsüz - Taktığınız kitin deposu bagajdan çalıyor - Aşırı sıcak çalışma nedeniyle başta süpab erimesi gibi uzun vadede göreceli yüksek yıpranma oluşabiliyor - Ayar tutma sorunu olabiliyor - Otosan motoru garanti dışı bırakabiliyor Tüm bu olumsuzluklar öncelikle olasılık, olacak diye bir kural yok elbette, ama yine de tedirgin edici. Bununla beraber yakıt maliyetinde net %35-40 tasarruf rahatlıkla sağlanabiliyor, satın alma maliyetindeki düşüklüğü de hesaba katarsak göz ardı edilemeyecek bir seçenek. Dizeller verimli motorlar, bu düşük yakıt tüketimi ile kendini belli ediyor. Yakıt fiyatlarının da hala biraz daha düşük olması uzun vadede ekonomiyi garantiliyor. Olumsuzluklarına gelirsek: - Yüksek satın alma maliyeti (birebir ikinci ele yansımıyor) - Göreceli gürültülü ve sarsıntılı çalışma - Aşırı soğuklardan çok etkileniyor - DPF - Sınırlı devir bandı Yüksek torka rağmen tüm bu faktörler bence ister istemez sürüş keyfini zaman zaman da olsa olumsuz yönde etkiliyor. Satın alma maliyeti karşılanabiliyorsa yine de LPG dönüşümüne tercih edilmeli bence. Son seçenek de yeni nesil küçük enerjik turbo motorlar, Ford'da bunun karşılığı 1.0 EB. Performansa oranla hem yakıt tüketimi hem de satın alma maliyeti makul sınırlarda, sessiz ve sarsıntısız çalışan ve yeterli tork sunan motor ile sürüş keyfi de yerinde. 3-5 kuruşun hesabına yapmama lüksüne sahipsem tercihim bu yönde oldurdu. Maliyete de Focus Trend X Sedan bazında bakarsak: {content} Sonuçta yılda 15.000 km yapan bir kişi, kabaca km başına 8 -10 kuruş tasarruf ettiği varsayılırsa 1.0 EB motorda yaklaşık yılda 1500 TL fazla para harcayacaktır. Satın alma maliyetlerinin amortismanını da buna göre değerlendirmek mümkün.
  9. Şişşşt konu dışına çıkmayalım, kapışma meraklısı yeni konu açsın!
  10. Sihirbaz Oktay iş başında, üstad, bu modeli kullanıyor olsam hemen imalatına ricacı olurdum. Bir kez daha tebrikler!
  11. Haydi bakalım, heyecanla sonucu bekliyoruz...
  12. Yanlış yazılmıştır diye düşündüm, ama sonra tekrar değerlendirince ülkemizde triger kayışlarının 90.000 km'de bir değiştirildiğini hatırladım. 1.0 EB motorda triger kayışı karterde yağ banyosunda (!) bulunduğu için değişimi biraz daha zahmetli olabilir. 1.6 motorlarda bu süre 5,4 saat mesela. Bu arada triger değişim aralıkları da başlı başına gizemli bir konu. Avrupa genelde 120.000 - 160.000 km veya 6-8 sene aralığında değişim yapıyor. ABD 200.000-240.000 km veya 10 yılda bir. Bizde ise 90.000 km veya 5 yıl. Süre uzatmaya niyetlensen garanti kapsamı dışında kalma olasılığı var. Bizdeki değişim aralığı hava ve yol koşullarına bağlasak o da bence artık eskisi kadar geçerli değil, sanırım bu konuyu Otosan'da gündeme getirmek lazım. Niyesini sorgulamakta yarar var. Özellike 1.0 motorda bu rahatlıkla 120.000 km olabilir.
  13. Motorun zorlanarak daha performanslı hale gelmesi konusu bence şehir efsanesinin ötesine geçemez. Bireysel izlenimlere dayana kanaatlerin bilimsel bir kanıtı yok. Ayrıca bu izlenimlerin tam tersini de yaşamak mümkün, bir önceki Fiesta'mız yaşlı bir teyze tarafından son derece sakin kullanılmış olmasına rağmen 2000 motorlu Focus'uma kafa tutardı. Bu örnekleri çoğaltabilirim ama yine istatistiksel bir anlamı olmaz. Güncel üretim teknolojilerine rağmen motorların fabrika çıkışı güçleri ±%3-5 oynama gösterebilir. Yani 100 PS'lik bir motor 95-105 PS aralığında güç verebilir, bu da iki araç arasında neredeyse 10 PS fark demektir ki perofmrnası belirgin şekilde etkiler, bu bir. Yine çağdaş motor kontrol ünitelerinin işletim sistemini kullanıcı taleplerini izleyerek gaz tepkimelerini en verimli şekilde ayarlaması, yani sürücü alışkanlıklarından öğrenmesi söz konusu, zorlamazsanız yumuşak, basarsanız daha atik tepkime söz konusu olabilir, bu da iki... Bu bilgiler ışığında performansı arttırıcı pek bir şey olmadığını söylemek yanlış olmaz. Çağlar'ın bahsettiği motoru her viteste devir saati ibresi kırmızıya gelene kadar sürmek fikri hem performansı algılamak hem de sürüş özelliğini değerlendirmek için uygulanabilecek bir yöntem, sürekli yapmaya gerek yok, sadece motorun tam ısınmış olduğundan emin olun. Bunun dışında dilediğiniz gibi sürün.
  14. Bahsedilen yer burası: Bu konuda biraz tartışılmıştı işlevi, başka konular da vardı ama bakamadım daha fazla: Ne işe yaradığına gelirsek: Arabanın aerodinamik özelliğinden ön tekerlekten dağılan toz toprak arkaya doğru aşağıdaki şekildeki gibi bir yol izliyor ve özellikle hafif çıkıntılı olan o bölgeyi zımpara misali taşlıyor. Çamurlu iken arabayı inceledim. Ön çamurluğun etrafından arka aşağıya doğru açıklığı aşağıya bakan yay gibi kıvrılarak inen çamur izleri var. Yani aerodinamik olarak tam folyonun yapıştırıldığı yerde toplanıyor yandan geçen hava ve içinde barındırdığı ince parçacıklar zımpara etkisi yapıyor olmalı. Bunu servisten biri veya teslimdeki eleman anlatsa (tabii öncelikle bilse) biz de böyle kafa patlatmasak! Sıvı kalmış boya konusuna gelirsek: Boyanın sıvı kalması mümkün değil, o zaman folyo yapışmazdı zaten. Ancak içine hava hapsolmuş olabilir, o da sıvazlayınca yer değiştirebilir. Sonuçta bu folyo olmazsa olmaz değil, o bölgede yaşanabilecek boya zedelenme ve dökülmelerine her ihtimale karşı alınmış çok da önemli olmayan bir önlem. Bence öyle bırakın. Çok rahatsız ediyorsa sökebilir ya da servise danışabilirsiniz.
  15. Buraya yazmaya hak kazanmanız için Allah tamamına erdirsin bu durumda...
  16. Vallahi bu servis elemanlarının yaratıcılığına diyeceğim yok. Bir düşünen şanzıman eksikti o da çıktı başımıza. Neyse "düşünen kafalara kötü fikirler üşüşür, benim büyüklerim benden iyi düşünür" düsturu ile yemiş gibi yapın... Ben ala ve katiyen tatmin olmadım. Bir kez yarım saatten fazla kullandım sizin aracınızın muadilini ses falan da duymadım, diğer arkadaşlar yorum yaparlar. Ama iyi izleyin ve garanti bitmeden kesin emin olmaya alışın sorun olmadığından, yani daha çok vaktiniz var.
  17. Sedan - HB Metalik mi, değil mi? 55.500 mü 50.500'mü? Sedan, metalik ve 50.500 ise iyi... Pardon, tekrar olmuş!
  18. Cem Boneval

    Oto-Bulmaca

    Cenk, baba, sen neler diyorsun? İmdat, yönetim, banlayın, arkadaşlar uzak durun, zaten Golf de almış, bundan sonra seni Gezi Parkı paklar ancak. Şaka bir yana, güle güle kullan, yılın olayını sessiz sedasız geçirmek istemedim, kendimce muziplik yaptım. Arabayla ilişkinizi tüm çıplaklığı ve detayları ile bekliyoruz. Golf kullanıcısı olarak biz zavallı Lordlara en azından birkaç gülümsetme borçlusun derim.
  19. Focus'ta ise HB'in adı yok, iyi mi!? Bbuçuk diyelim, ama sınıfını boşver rakama bak sen? Kim almış bu kadar arabayı, firmalar dışında tabii!? Fiesta yok satıyor, araba olsa daha da satacak, bu sefer iyi tuttu. Golf'de de tedarik sorunu var... Mercedes CLA Şubat - Mart 2014'e gün veriyor, yerse...
  20. Cem Boneval

    Oto-Bulmaca

    Çıkar, harflerden biri ilk isminin baş harfinin bir sonrası
  21. Cem Boneval

    Oto-Bulmaca

    Ne oldu Antalya'ya gelmeye gönlün mü yok? Seni burada yemeğe davet ederim... dün akşam serin serin oturduk:
  22. Cem Boneval

    Oto-Bulmaca

    BMW 1'i olan Golf'ü niye alsın...!?
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz.