Kural olarak mülkiyet hakkı üzerindeki her türlü kısıtlama, aleyhine işlem yapılan kişi tarafından gerçekleştirilebilir.
Burada ipotek konulması işlemi, malik aleyhine olduğundan, buna izni ancak malik verebilir.
Aynı şekilde ipoteğin fekki işlemi de banka aleyhine olduğundan bu fek işlemi ancak bankanın talebi ile gerçekleşebilmektedir.
Borcun ortadan kalkması ile, ipoteğin de dayanağı kalmadığından bunun fekki gerekecektir. Dolayısıyla burada bankanın bir işlem yapması gerekmektedir. Ancak, sizin dezavantajlı konumuzdan yararlanarak, zaten üzerine düşen bir işlemi gerçekleştirmeyip, bunun için para istemesi en basit deyimle Medeni Kanundaki iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil edecektir.
Bir diğer yandan hukukumuzda sözleşme serbestisi ilkesi de bulunmaktadır. Buna göre açıkça kanuna ve toplum ve ahlak kurallarına aykırı olmadıkça taraflar sözleşme ile diledikleri konuları düzenleyebilirler. Eğer kredi sözleşmesinde, ipotek fekki sıraasında ücret alınacağı yazılmış ise bu bir sorun teşkil edebilir. Ancak Yargıtay, kredi sözleşmelerindeki bu tarz hükümlerin bankanın tek taraflı iradesiyle hazırlanmış olması, kredi borçlusunun bu hükümler üzerinde pazarlık etme şansının bulunmaması, sözleşmede irade müessesesini zedelenmesii gerekçesiyle bu tarz hükümleri geçersiz saymaktadır.
Sonuç olarak, kesin diyememekle birlikte, ilk iletide yazılan yol ile paranın geri alınabileceği kanaatindeyim.