Ozan'ın da belirttiği gibi bazen "yeterince bilgilendirmeyen uzmanlara" dayalı verilerle sadece kafalar karışıyor bu ülkede.
Bu konuyu daha önce yazıp yazmadığımı hatırlamıyorum ama özetlemekte yarar var.
Yağ üzerindeki numaralar ne anlam taşır?
Yağ etiketinde SAE XX şeklinde yazan rakam ürünün viskozite değerini/sınıfını gösterir, bu viskozite değeri kabaca ortam ısısı ile ilişkilendirilmiş bir kategori ifadesi olarak da kabul edilebilir.
Yani SAE 50 değerinde bir yağı 50 derece ortam ısısında kullanmak uygun olur gibi bir sonuca varmak çok da yanlış olmaz.
Polimer katkılı yeni nesil yağlarda ise değerler soğukta ve sıcakta olmak üzere iki grupta değerlendirilir. Arkasında W harfi bulunan değer (winter = kış) soğuktaki, diğeri de sıcaktaki değeri verir.
Aynı yağ nasıl değişken viskozite gösteriyor derseniz; katılan polimerlerle...
Bu kimyasal "tespih böcekleri" soğukta minik yumaklar halinde bulunduğundan akışkanlığı olumsuz etkilemez iken ısı arttıkça açılıp uzun zincirimsi yapılar oluşturarak yağın tutunmasını ve böylece viskozitesini korumasını sağlarlar.
Motorun ömrünü korumak için önemli olan yağın soğukta akışkan olması ve sıcakta da kopmadan yağ filmini sabit tutabilmesidir, diğer bir deyişle soğukta düşük, sıcakta göreceli yüksek viskoziteye ihtiyaç duyulur. İşte bu yağlar da içerdikleri katkılarla bu ihtiyaca cevap verirler.
Değişik viskozite sınıflarının ortam ısısına göre kullanım alanlarını aşağıdaki grafikte görebilirsiniz:
Bu tablonun sadece fikir vermesi için burada bulunduğunu üreticinin önerdiği yağ standartlarının karşılanmasının öncelikli olduğunu vurgulamak isterim.
Peki viskozite aşağı viskozite yukarı, bu değer neyin nesi ve nasıl ölçülür?
Öyle düşündüğünüz gibi karmaşık bir sistem değil aslında.
Bir viskometre kullanılarak birim yağ miktarının birim açıklıktan belli ısı değerlerinde ne kadar sürede aktığı ölçülüyor ve elde edilen süre de viskozite değeri olarak bildiriliyor.
Buraya kadar anlaşılması zor değildi umarım.
Biraz daha ayrıntıya girince işler karışıyor, çünkü genelde olduğu gibi Amerika, Avrupa ve ikisine de ait olmadığını iddia eden İngiltere kendi standartlarını kullanmak arzusundalar.
Amerika Saybolt viskometre sisteminden 60 ml yağın akmasını ölçüyor ve değere Saybolt saniyeleri adını veriyor.
İngiltere Redwood viskometresinden 50 ml yağın akış süresini ölçüyor ve bunu Redwood saniyeleri olarak tanımlıyor.
Avrupa ise Engler viskometresini kullanarak 200 ml yağın akış süresini temel alıyor.
Nasıl işler karışmaya başladı mı?
Bu tür durumlarda genelde durumu kurtarmak için bir ortak değerde anlaşılır ve bu değişik standartların o değere dönüştürülmesini sağlayan bir formül bulunur.
Burada durum aynı olmuş.
Sanayi kinematik viskozite değerinde buluşmaya karar vermiş ve bugün tüm yağ standartlarında artık bu değer kullanılıyor.
Farklı ölçüm teknikleri de bir kalibrasyon katsayısı ile bu değere dönüştürülüyor.
Akışkanlığın ölçü birimi centistoke (cSt = mm2/s) ve bizim kullandığımız yağlarda bu değer 7-12 arasında değişiyor.
Yazmayı unuttum, önemli: Tüm ölçüm sistemlerinin ortak özelliği bunu standart iki farklı ısı noktasında yapıyor olması:
0° Fahrenheit (-18°C), ve 212° Fahrenheit (100°C). İlki W değerini ikincisi de bildiğimiz SAE değerini veriyor.
Yağ teknik özelliklerine bakarken dikkat etmeniz gereken kritik iki değerden daha önemlisi, kinematik viskozite, tabii ki @100°C.
Bu değer mesela Opet Fullmax 5W-30 için 9,7, Castrol Magnatec için 10.4 ve Edge için 12.0.
Ford'un standartı yanılmıyorsam 7 ve üstü şeklinde idi.
Kritik olan ikinci değerde akma noktası, yani yağın donmadan hemen önce akışkanlığını koruyabildiği en düşük derece,
Bu değerde Fullmax için -36°C, Magnatec için -45°C ve Edge için -42°C.
Peki W değeri soğuktaki akışkanlığı gösteriyor ise 0 ne demek oluyor?
Bu ancak sentetik yağlarda kullanılabilen ve akma noktası değerini yaklaşık bir 10°C daha düşüren bir yapıya işaret ediyor. Mesela Castrol Edge 0W-30 yağın akma noktası -57°C.
Tabii bu yazılanları okuduktan sonra (kinematik) viskozite@100°C değeri daha yüksek olan yağı kullanmak motor için daha uzun ömür demektir diyebilirsiniz ve kanaat olarak haklı da olursunuz. Ancak birincisi iyi yağların maliyeti göreceli yüksek ve ikincisi motor ömrüne olan katkısını kanıtlamış nesnel bir çalışma yok.
Bilmem açıklayıcı oldu mu ve Samet bunları bir de eniştenle tartış bakalım