Jump to content
  • Duyurular

    • Yakup Çağatay

      Görünmeyen Resimler - Imgur ve PhotoBucket   06-08-2015

      Türkiye'de i.imgur adresi engellemiş durumdadır, bu sorunu çözmek için ilk etapta öncelikli konuları yenilemeye başladık. Şuan görmek için yapmanız gereken basit bir DNS değişikliğidir; Google dns gibi 8.8.4.4 NOT: Bu sadece imgur'a yüklenen fotoğraflar için geçerlidir. PhotoBucket da diğer sitelerde görüntülemesini kapattı. Gözükmeyen bir resim/foto gördüğünüzde lütfen RAPOR düğmesini kullanarak bizlere bildiriniz eğer mümkünse görünür hale getireceğiz. İlginize Teşekkürler.
  • Hoş Geldiniz!

    Tüm özelliklerine erişmek için şimdi kaydolun. Kayıt yaptırdıktan sonra, konu açabilir, konuları yanıtlayabilir, kullanıcıların mesajlarını beğenebilir, özel mesaj yollayabilirsiniz.

    Kayıt olduktan sonra bu mesaj silinecektir.

“ER-OL
Cem Boneval

Gezi Notları - Antalya Yakın Çevresi Ve Telefon Fotoğrafçılığı

Önerilen Mesajlar

Hafta sonu havanın biraz açmasını ve nöbetçi olmama durumunu fırsat bilip çevreyi gezdik.

Yavaş yavaş bahara yürürken doğanın tadını çıkarmak lazım ne de olsa...

Bu arada beni az çok tanıyanlar fotoğraf ve fotoğraf makinalarına merakım olduğunu bilirler muhtemelen.

Şu sıralarda mobil fotoğrafçılığı irdeliyor ve sınırlarını araştırıyorum.

Sevgili eşim başarılı bir iPhonograf olarak ürünlerini bolca sosyal medyada paylaşırken ben de bu dünyayı keşfetmeye çalışıyorum.

Bundan sonra paylaşacağım kareler de cep telefonu ile Instagram'a gönderdiğim karelerden oluşmakta.

 

Cumartesi günü Kumköy'ü ziyaret ettik. Belek ve Antalya arasında Aksu nehrinin denize döküldüğü yerde tatil köylerinin arasına sıkışmış bu doğal sit alanı hızla kurutulmaya çalışılan anıt ağaç niteliğindeki fıstık çamlarına ev sahipliği yapar.

Özellikle yağmurdan sonra minik göletlerdeki yansımalarla hoş kareler çıkar. Ayrıca toprak fena halde canlanmaya başladığından çiçek böcek nüfusunda da hızlı bir artış var.

İzleyelim:

 

ede6b7da7daa11e2b3f322000a1f96e5_7.jpg

 

612637ba7dbb11e2b39c22000a1f8adc_7.jpg

 

7bfc5bdc7dbb11e2b52122000a1fa4b5_7.jpg

 

e08864467dbc11e29ee622000aa80004_7.jpg

 

5e40d6567dbe11e2a7d622000a9e298f_7.jpg

 

1d8b2ad47dc411e2947622000a9e138b_7.jpg

 

Yol üstünde Aşağı Kocayatak köyünde de Osmanlı'dan kalma bir mezarlığa tesadüf ettik, eski mezar taşlarının çiçek yatağındaki görüntüleri ilginçti...

 

93db94167dbb11e2984822000a1f9707_7.jpg

 

42845f607def11e2bf5322000a9f38c3_7.jpg

 

***************************************************************************************************************************

 

Pazar günü rotamız Batıya dönüktü.

Önce denizden tek kütle olarak yükselen 2365 m rakımlı Tahtalı dağının zirvesine çıktık teleferikle.

Bu mevsim denizden gelen serin rüzgarın dağ yamacında yükselmesiyle oluşan yoğuşma bulutları zirveyi pek yalnız bırakmadıklarından doyurucu fotoğraf çekim mümkün olmadı. 

Tepedeki binadaki sergiden Yılmaz Sevgül'ün Tahtalı fotoğraflarının fotoğraflarını çektim ben de durumu kurtarmak için.

 

df0f48bc7e6311e2858a22000a1f9711_7.jpg

 

3113b3787e6411e2a9d822000a9e29af_7.jpg

 

69e1463e7e6411e2bc6c22000a9f38d4_7.jpg

 

Bir kaç da canlı kare:

 

76217b327e6c11e2a0d822000a1f9a12_7.jpg

 

74eb361a7e6f11e2930d22000a9f12ad_7.jpg

 

730277727e7011e2829522000a1fa769_7.jpgTahtalı'nın etekleri Türkye'nin zengin Sedir ağacı yetişme bölgelerinden biridir.

 

 

Dağ keyfini kısa kesip hızla 2365 m rakımdan 0 rakıma, Çıralı'ya indik.

Henüz deniz mevsimi değil ama çiçekler etkileyici.

 

a297cc8e7e7b11e29c6822000a1f9688_7.jpg

 

Limon ağaçları tomurcuklanmış, birkaç haftaya limon ve portakal çiçeklerinin kokusunda geçilmez bu bölgede.

 

e3eeec707e7c11e2ab5722000a1f9684_7.jpg

 

Ağaçların altı ise papatya tarlası

 

08b58f787e7d11e293a222000a1fb70a_7.jpg

 

Yine yörenin en güzel çiçeklerinden birisi de renk renk Anemon'lar, ya da halk dilinde kullanıldığı ismi ile Dağ Lalesi

 

c42414007e7811e2844022000a1f9adf_7.jpg

 

57d492667e7811e28d8c22000a1f9ad6_7.jpg

 

a2ea8c167e8611e29bac22000a9f13d0_7.jpg

 

Çıralı yöresinde de fıstık çamları yoğun, ancak kanaantim o ki turistik tesislere alan açmak adına bilinçli bir şekilde bu ağaçlar kurutuluyor.

 

2b1f0c4e7e8011e280dd22000a9f3cd5_7.jpg

 

ed358aca7e7f11e2a2e222000a9e48a3_7.jpg

 

3cfe32947e8211e2844022000a1f9adf_7.jpg

 

İşte böyle...

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

valla bu akıllı telefonlar akıllara zarar bir hal almaya başladı , macro bilem çekmişsiniz cep telefonu ile :)

 

zaten artık büyük , tuğla gibi (ki benim en sevdiğim) makiaların miyadı dolmak üzere , makinalardaki aynalı sistem tedavülden kalkar kalkmaz , compact digital makinaların devri başlayacak ...

 

tabi büyük firmaların üretim bantlarını değiştirme yoluna girmeleri için birhayli stok eritmeleri gerekmekte ...

Tolga Başaran tarafından düzenlendi

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Nöbetçi olmamanın rahatlığını kullanıp Cemre'nin de yardımına güvenerek doğa gezilerimize bu Pazar da devam ettik.

 

Hedef Köprülü Kanyon ve onun kuzeyinde ve yükseğinde yer alan Selge antik kenti idi.

Daha önce yazmıştım, Antalya'dan çıkıp doğu istikametinde Serik'i geçtikten sonra yaklaşık 50.km'de kuzeye sapılıyor ve akabinde 45-50 km'lik bir yol daha katediliyor.

Benim bayıldığım parkurlardandır, içe yatık, oldukça dar ve genelde sert virajlar, bolca U dönüş ve nispeten düzgün zemin, hele  bir de mevsimin sezon dışı olması nedeniyle yoğun olmayan trafik ile birleşince tam bir eğlence oluyor, araçtaki arkadaşların yorumu "bundan sonra lunaparka gideceğimize seninle buraya geliriz"  şeklinde oldu, öyle yani...

 

Yolun bir kısmının google manzarası:

yolumuz.jpg

 

Köprüçay üzerinde yer alan Köprülü Kanyon hem Roma döneminden kalma tarihi köprüleri ile hem de doğal güzelliği ile her zaman etkileyicidir. Doğal olarak yazın cıvıl cıvıl, hatta bazen vıcık vıcık bir rafting parkuru haline gelir ama bu mevsim sessiz ve sakindir. https://maps.google.com/maps/place?ftid=0x14c494854afaec67:0x72ba6b421213322c&q=37.191844,31.179972&ved=0CA4Q-gswAA&sa=X&ei=ywVQUffrNMmt8gOFzIGYBA&sig2=Z7qZsRNXQ1mOkX4jzD8fuw

Selge ise bir 10 km daha tırmandıktan sonra ulaşılan ve 1100 m rakımda en önemli yapısı oldukça iyi durumda olan büyük bir tiyatrosu olan, kaya formları, manzarası ve kepekli undan yapılan gözlemeleri (!) ile meşhur bir antik şehir, antik şehrin göbeğine de kurulmuş bir köy var: Altınkaya köyü...  https://maps.google.com/maps?f=q&source=s_q&hl=tr&geocode=&q=Selge+Antik+Kenti,+Alt%C4%B1nkaya%2FAntalya,+T%C3%BCrkiye&*****=0&oq=selge&sll=37.227321,31.129664&sspn=0.007629,0.016512&vpsrc=6&ie=UTF8&hq=Selge+Antik+Kenti,&hnear=Alt%C4%B1nkaya,+T%C3%BCrkiye&ll=37.227526,31.128774&spn=0.007629,0.016512&t=m&z=17&iwloc=A&cid=11846710863895873570

Instagram'dan birkaç kare paylaşayım, daha iyilerini haliyle büyük makina ile çektim ama akşam yorgunluğu ile üşeniyorum yüklemeye..

 

58c590d6949811e2ade722000a1faea4_7.jpg Yöreye has değişik kaya formları

 

8668afc0949611e28d2722000a1f8fa0_7.jpg  Kuzey nekropolünden Bozburun Dağına bakış

 

96864a88945b11e292b622000a1fb73b_7.jpg Köprüçay

 

f1419074948611e28d8c22000a1f9ad6_7.jpg Köprüçay ve rafting...

 

b7763c0a948611e29ad222000a1f97a2_7.jpg Sanatçı doğa olunca şekiller de bir farklı oluyor

 

4d012f22946f11e293e422000a1fbe78_7.jpg Bzouburun Dağının taçlandırdığı antik tiyatro

 

4463b85a947211e294a422000a1f9874_7.jpg  Biraz daha yakından...

 

ad4ad1ae947811e2b01422000aaa05b1_7.jpg Antik tiyatrodan kuş bakışı

 

556acf4e947711e287db22000aa803d4_7.jpg Yorgunluk gidermek ve enerji toplamak için birebir: Gözleme - çay

 

2add2934945e11e2b2f422000a9f1255_7.jpg Antik Roma köprüsü

 

Güzel bir gündü...

Cem Boneval tarafından düzenlendi
İmla ve bilgi ekleme

Bu iletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap



  • Benzer Konular

    • Yazan: Ahmet A.

      Bildiğiniz üzere Antalya'da idim ve orada kaldığım süre içerisinde bol bol fotoğraf çekme imkanı buldum.

      Ayıklayabildiklerimden bir kısmını sizlerle de paylaşmak istedim...

       

      Akdeniz Üniversitesi bahçesinden kareler...

       



       



       



       



       



       



       



       



       



       



       

       

       

      EXPO 2016 'dan birkaç kare...

       



       



       



       



       



       



       



       



       



       



       



       



       

       

      Kültür Parktan...

       



       



       



       



       



       

       

      Karaalioğlu Parkından....

       



       



       

       

      Kurşunlu Şelalesinden...

       



       



       

       

      ----------------------------------------------------------------------------------------
    • Yazan: Cem Boneval
      Yaz geçemeden biraz gezelim dinlenelim diye geleneksel yaz gezimizi 3-11 Temmuz arasında planladık.
      Değişik bir gezi oldu, paylaşıyorum...
       
      Bol resimlidir, kotalı bağlananlar, soğuk su içsin.
       
      Gezimizin ilk durağı Nis oldu.
       
      Fransa'nın güney kıyılarındaki bu şık ve eğlenceli tatil beldesi ilgimi çektiğinden falan değil. Geçen sene Fransa'dan bir katamaran alan ve kıyıları geze geze gelen bir arkadaşım kaptanını izine gönderince yedek kaptan olarak işe alındığım ve burada tekneye binmeyi planladığımız için seçtik bu destinasyonu.
       
      Yeni taşıt aracımız böyle bir şeydi:
       

       
      Takip eden 4 gece - 5 günde kullandığım kokpitte bu:
       

       
      Lagoon 400 S2 son derece kullanışlı ve rahat bir tekne. Yelkende çok güçlü değil haliyle ama oturduğun yerden küçük bir uğraşla her şeyi kontrol edebiliyorsun.
      Otomatik pilot ve etkin navigasyonla kendi kendine her yere gidebiliyor. Güneş panelleri ile basit kullanımlar için elektrik üretebiliyor ve deniz suyundan tatlı su üretebiliyor, bu nedenle kara bağımlılığı yok ve alargada kalmak pek kolay oluyor. 
       
      Sonuçta kara gezmeli bir deniz yolculuğu yaptık Nis'ten yola çıkarak. 
       
      Villefranche hemen Nis'ten sonra gelen ve masal kitaplarından düşmüşcesine bir mimari yapısı olan büyüleyici bir belde, nefis bir koyu da var. Fırtına nedeniyle mecburen ilk iki günü buraya sığınarak geçirdik. 
      Arada Nis'i de gezdik.
       

       
      Bu Avrupa'lılar heykele pek meraklı, her yere bir havuz yapıp içine bir baldırı çıplak oturtmuşlar.
       
      Aşağıdaki dükkan kuyumcu değil....
       

       
      Enfes lezzetleri barındıran bir şeker/çikolata dükkanı, ancak buradan bayram alışverişi yapmaya kalksam eve dönecek param kalmazdı ayrı mesele...
       
      Ramazan günü hoş olmayacak ama bu kıyılar deniz mahsulleri konusunda mükemmel bir mutfağa sahipler, sofraya gelenler....
       

       
      İkinci durağımız San Remo oldu.
       

       
      Arka planda görünen La Pigna tepesi etrafına kurulu şehrin kemerli daracık sokaklar ve eski yapılar barındıran eski merkezi var. 
       

       

       
      Bunun dışında San Remo Avrupa'nın Sen Tropez'den ve Monte Carlo'dan sonra elit turist çeken İtalya Riviyerasının en önemli merkezi. 
      Çok canlı bir sokak hayatı var, geceleri de devam ediyor eğlence.
      Zaten pek çok etkinlikle de şöhret kazanmış, müzik festivali, rallisi, çiçek festivali bunlardan birkaçı.
      Ayrıca son Osmanlı padişahı Vahdettin'de kaçtıktan sonra buraya yerleşmiş ve burada vefat etmiş. 
       
      Monte Carlo'ya uzaktan el salladık, binbir zorlukla kazandığımız paraları kumarhanelerde kaybetmeye gerek olmadığına karar verdik.
       

       
      O koy senin bu koy benim, Varazze'de ve Cenova'da marinada geceleyerek turumuzu sonlandırdık, kaptan izinden döndü, benim de görevim bitti.
       
      Hal böyle olunca Cennova'dan bir araba kiralayarak Toskana bölgesini gezme aşamasına geçmiş olduk.
       
      Toskana'nın başkenti Floransa. Hedef de oarsı ama yaklaşık 250 km yol üstünde Pisa olunca fani gözlerle ünlü kulesini yıkılmadan canlı görelim diye bir uğradık.
       
       
      Pisa 11. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında İtalya yarımadasının en güçlü 4 deniz cumhuriyetlerinden biri olarak (diğerleri Ceneviz Cumhuriyeti, Venedik Cumhuriyeti ve Amalfi) tarihe geçmiş, ayrıca Galileo Galilei'nin yaşamış olduğu kent.
      Ünlü Pisa Kulesi, Katedrali ve vaftizhanesinin bulunduğu "Piazza del Duomo" ya da "Piazza dei Miracolide" (Mucizeler Meydanı) bölgesi 1987'den itibaren UNESCO Dünya Mirasları listesine alınmış.
      Pisa Kulesi Pisa'nın en önemli görülecek yeri ve 1063-1090 yıllarında yapılan şehir katedralinin çan kulesi olarak ana yapıdan ayrı olarak 1173'te yapılmış.
      Kule üst üste bindirilmiş yuvarlak 6 sütun dizisinden meydana geliyor. 56 metre yükseklikte ve 294 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor (Nasıl? Yok ben çıkmadım, fazla yorgun ve tembeldim).
      En üstteki 8. kat çanları barındıryor. 
      Pisa Kulesi bitirildiği tarihten itibaren güneye doğru eğilmeye başlamış. Sebebi temeldeki yumuşak zemindeki çökmeymiş. Günümüzde, kulenin tepesinden güney yönünde aşağı sarkıtılan bir çekül 4,3 metre açığa inmekteymiş. Ancak yapının ağırlık merkezinin izdüşümü kendi temel dairesinin içinde kaldığı için kule devrilmiyormuş. Kule her yıl milimetrenin onda yedisi kadar (100 yılda 7 cm) eğilmekte.
      Kule, Pisa'nın gücünün ve zenginliğinin bir sembolü olarak Cenova ve Venedik'e rakip olarak yapılmış.
      Galileo'nun, bütün cisimlerin aynı hızla ve aynı fizik kanununa uyarak düştüklerini farklı ağırlıklardaki iki top güllesini bu kuleden aşağı bırakarak gözlemlediği iddia ediliyor. 
       
      Neyse gerçekten eğriymiş...
       

       

       
      Ve evet tabii benim de yaslanarak kuleyi ayakta tutmaya çalıştığım bir fotoğrafın var, ama onu paylaşmak da çok sıradan olurdu sanırım...
       
      Sonra yolumuza devam ederek Floransa'ya (Italyanca ismi: Firenze) ulaştık.
      İkinci gidişim ve benim için Floransa gençlik aşkı gibi bir şey... Hem çok sevdiğim hem de çok rahat hissettiğim bir kent. 
      Turist cazibe merkezi, bu nedenle bu mevsimde çok kalabalık.
      Ama güler yüzlü ve hizmeti seven esnafı, çok sayıda yiyecek içecek mekanı ve tarihi yapıyla çağdaş yaşamın belki de eşsiz uyumunu sergileyen havası ile İtalya'nın bence en görülesi şehri.
       
      Şehir, içinden geçen Arno Nehri çevresinde kurulmuş.
       

       
      Çevresindeki yerleşim alanlarıyla beraber yaklaşık bir milyona yakın nüfusa sahip olan şehir, geçmişte olduğu gibi bugün de İtalya ve Avrupa'nın önemli ticaret merkezlerinden biridir.
      Rönesansının doğum yeri olarak tanımlanır ve önemli sanat galerileri ve müzelere ev sahipliği yapar.
      Leonardo da Vinci, Michelangelo, Dante Alighieri ve Nicollo Machiavelli bu şehirde yaşamış ünlüler.
      Gucci'nin de merkezi
       

       
      (Ara not: Dar alanda yapılan panorama çekimlerinde telefonum biraz zorlandı, ama genel olarak LG G2 fotoğrafta başarılı)
       

       
      Yukarıdaki resim Piazza della Republica ama kentin merkezindeki en önemli meydan Piazza della Signoria, o da aşağıda...
      Meydana Vecchi sarayı bakar ve hemen önünde Neptün Çeşmesi bulunur. Neptün Havuzunun ortasında mermerden yapılmış deniz tanrısı Neptün'ün heykeli, mermer atlar ve etrafında deniz kızları ve erkek deniz tanrıları bulunur. 1565 yılında yapılmıştır.
       

       
      Yine bu meydan bulunan "Loggia" adli yapi uzeri kapali ama kenarli kemerli ve acik bir gosterim binasi olup icinde birçok antik ve daha yeni yapilmis heykeller gosterilmektedir.
       

       
      Kentin en önemli sanat müzesi Piazza della Signoria'nın yakınındaki Uffizi Galerisidir. Dünya çapında İtalyan Rönesansının en nadir örnekleri bu müzede bulunur.
       

       
      Bu müzeye çok yakın bir mesafede bulunan Arno nehrinin üzerindeki Ponte Vecchio (Eski Köprü) çok ilgi çekici bir köprüdür.
      Köprüler şehri Floransa'nın II. Dünya Savaşı'ndan zarar almadan tek çıkan köprüsüdür.
       

       
      Kentin en önemli kilisesi yapımı 1436 yılında biten Santa Maria del Fiore'dir. Genellikle "Duomo" adıyla bilinen bu katedralin kubbesi çok büyük bir mimarlık harikası olarak bilinir ve Floransa resimlerinde her zaman ön planda görünen bir yapıdır.
      Duomo'nun bir parçası sanılan Campanile (çan kulesi) ve yine hemen yanındaki Battistero di San Giovanni (vaftizhane) de ozellikle bronzdan dokme kapilarinda Incil sahnelerini roliyef halinde gosteren önemli yapıdır.
       

       

       

       

       

       

       

       
      Gezimize devam edince ikinci daha küçük ama önemli bir kilise daha çıkıyor karşımıza: Santa Croce. Aynı isimle anılan meydanda yer alan bu kilise Galileo, Machiavelli ve Dante gibi ünlülerin mezarlarını barındırması ile önem kazanıyor.
       

       
      Vecchio köprüsünden karşıya geçtiğimizde de Pitti Sarayı ve hemen arkasında yer alan Boboli bahçeleri görmeye değer, ama pek de olmazsa olmaz olmayan mekanlar. 
       

       
      Yeşil sevenler için Boboli bahçeleri güzel, özellikle içindeki porselen müzesi hanımları büyülüyor.
      Yaratıcı su içme çeşmeleri de cabası...
       

       

       

       
      İtalya'nın en önemli özelliklerinden biri biz araba meraklılarını ilgilendiriyor: Yolları çok dar.
      Gerçekten şehirler arası yollar bazı bölgelerde 1.5 şerit genişliğinde, yol çizgisi yok ve hız sınırı 90 km/h. Yani heyecanı seviyorlar.
      Sonuçta İtalyanların küçük araba merakı ekonomik olma merakından değil yolların gereksiniminde kaynaklanıyor ve çok sayıda Smart modeli dışında böyle isimsiz kahramanlar da sık...
       

       
      Ben akılsızlık edip pek de küçük olmayan bir araba almıştım.
      Yarın bu iki güzel yol arkadaşımla biraz da kırsalı gezeceğiz, izlemeye devam edin.
       

       
    • Yazan: Doğan Kurban
      Arkadaşlar 15 günlük Mersin Susanoğlan tatilimden güzel kareleri beğeni ve önerilerinize sunuyorum.Sevgi ve saygılarımla.
       
       
       

       

       

       

       

       

       

    • Yazan: Ahmet A.

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       

       
    • Yazan: Ahmet A.
      Geçen haftaki tatil kaçamağında duraklarımızdan biri Narlıkuyu oldu. 
      Mersine bağlı bu koy merkeze yaklaşık 65 km uzaklıkta, balık restaurantları ile ünlüdür (haliyle gitmişken yedik)...
      Belde olarak çok küçük olmasına karşın koy, yatların ve turistlerin uğrak mekanı.... 
      Koyun ilginç bir özelliği suyunun tatlı ve çok soğuk olması.
      Öyle ki ev hayvanları bu koydan su içerek susuzluklarını giderebilmektedirler... 
      Tatlı su olmasının sebebi cennet obruğundan akan yeraltı suyunun buraya dökülmesinden kaynaklıymış.
      Koydan  bir kaç kare....
       

       

       

       

       

       

       

       

       

       
       
      Narlıkuyu'da balık keyfinden sonra buraya yaklaşık 3 km ötedeki Cennet-Cehennem Mağaralarına gittik.
      Her iki ören yeride doğal çöküntüyle oluşmuş obruklardı. Cennet obruğuna inmek için yaklaşık 500 basamak var.
      Obruk tabanına inen merdivenli yolun bitimine yakın bir yerde, 5.yy'dan kalma Meryem ana şapeli vardı. 
      Merdivenli yolun da bu dönemden kaldığı sanılmaktadır. Rahatlıkla obruğun tabanına kadar inilebilmektedir. 
      Mağara zeminine varınca yeraltından geçen akarsuyun sesi,kolaylıkla duyulabilmektedir.
      İnerken yormasa da çıkması bayağı eziyetti. Cennet mağarası yeryüzünden yaklaşık 80-100m aşağıda kalıyor...
      Buradan çıktıktan sonra kafilemiz yorulduğu için Cehennem çöküğünü görmek kısmet olmadı.... 
       
      Cennete yukarıdan bakış;
       

       

       

       

       

       

       
      İndikçe yeşillik artıyor;
       

       

       

       

       
      Mağara girişi ve Meryem ana şapeli;
       

       

       

       
      Ve dönüş vakti;
       

       

       
       
      Dip not: 9 Yaşındaki kardeşimin olaya bakış açısı: "Böyle cennet mi olur? Cehennemin dibine kurmuşlar Cenneti"  
       

Focus Club Türkiye

Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
×

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Kurallarını kabul etmiş olursunuz.