Şu kısım bana uymuyor. Nedeni ise verdiğim vergiler bana yol olarak son zamanlarda bol bol geri geldi. Şimdilerde ise uzun zamandır Kastamonu'nun ve Kastamonuluların hayali olan Havaalanı ve Ilgaz Tüneli, İnebolu Limanı (125 yılda bitti.) gibi projeler hayata geçti/geçmek üzere. Dahası Küre Dağı geçidi, Devrekani-Yaralıgöz-Oyrak geçidi gibi zor geçitlere de tünel ihaleleri yapılmış/yapılacak, projeleri hazır şeklinde söylentiler var. Yani verdiğim vergi bana yol, tünel, liman, havaalanı olarak geri dönmekte şu an için. Ancak bunlar vergilerin bu kadar abartılı olmasını haklı çıkartmaz tabiki. Sizin ifadenizle %50 si vergi olan arabanın %50 si vergi olan yakıt ile kullanılması bir nevi sömürülmek pek tabi. Buna bir diyeceğim yok. Ancak ülkenin buna ihtiyacı varsa ben seve seve vergimi vermeyi kabul ediyorum. Verdiğim her kuruş vergiden ülkem, geleceğim ve dahası çocuklarımın geleceği adına mutlu da oluyorum. Fakat benim asıl sorunum devletin vergi toplama sistemiyle. Benden aldığım bir sakızın vergisini alan devlet, kuyumcudan kilolarca altın alandan çok cüz-i bir miktar vergi almakta... Yine muhasebeci tanıdıkları, arkadaşları vs olanlardan duyduğumuz bir çok şey var. Örneğin adam çocuğuna aldığı bezi şirkete masraf olarak göstermekte... Ya da ne bileyim, vergiden kaçmak için sürekli şirketi adına araba falan alanlar etrafımızda yok değil... Hal böyle olunca (çok afederek söylüyorum) "ulan ben keriz miyim?" diyesim geliyor kendi kendime. Yok vergi barışıymış. Devlet vergisini düzgün tahsil ettiği vatandaşını küstürmüş ki ne vergi barışından bahsediyorsun.
Bilmem hangi galeri yurt dışından lüks araçları düşük maliyetlerle sahte faturalarla yurda sokmuş, onun peşine düşüyor. Kaç tane araba sokmuş. Kaç lira vergi kaybın olmuş. Tamam bunları da araştır, ama sen ufak yaramı kapatıyorum derken, diğer yandan bıçak böğründen saplanıyor, duymazdan geliyorsun. Vergi rekortmenleri acaba ne kadar düzgün vergi veriyorlar. Herkes yapıyor canım ben kerizmiyim diyen vergi mükellefleri yok mu? Gerçekten almadığı ürünün faturasını alıp, (bunun karşılığında da fatura aldığı şirkete para veriyor, yani al gülüm, ver gülüm, faturayı kesen şirketin kesmesi gereken fatura eksik, fatura alan adamın da faturaya ihtiyacı var, çarkı döndürüyor işte. Yani Özal deyiminin bir çeşidiyle "benim vatandaşım işini biliyor".)
Sonrada biz burada "Ucuz Akaryakıt İçin Önemli Gelişme" başlığı altında yarı fikir alışverişi, yarı siyaset yaparız böyle. Yaptıklarımız hep boşuna, yine söylüyorum, eğer mazotun 4,5 tl den , ya da benzinin 5 tl den satılmasına ihtiyacı varsa ülkenin satılsın. Devlet vergisini de alsın. Bende paşa paşa ödeyeyim. Ama bunu yaparken gidip armatörlere, özel jetleri olan iş adamlarına yakıtı 1 dolardan vermeyeceksin, yine aynı şekilde kuyumcudan milyonluk takılar alan Bülent ablamızdan vergiyi % 1-2 (artık her neyse) alıp, marketten karnını doyurmak için ekmek alan vatandaştan (%18 di) şu an için %8 den almayacaksın. Lafı da uzattık, artık neyse halim çıksın falım. Uysada uydu, uymasa uydu. Diyeceklerim bundan ibaret. Allah sonumuzu hayırlı etsin.