Bu sefer ozanlardan seçmeler, biraz da uzun, ama paylaşmaya değer...
Bertolt Brecht Galileo Galilei oyununu 1937-1939 yıllarında yazmıştır. Oyun bir bilim insanının baskılar karşısındaki çaresizliğini ele alır. Bilim aşkı ile yanan bir insan, baskılar karşısında çekinir, geri adım atar, siner, kabuğuna çekilir. Ancak gizliden gizliye çalışmalarını sürdürür. Engizisyonda sözlerini geri alır ama çalışma notlarını saklar ve sonunda “Dünya güneşin etrafında dönüyor” yargısının kanıtları olan notlarını “bilim dünyası”na gönderir.
Galile engizisyon karşısında düşüncelerini inkar ettikten sonra öğrencisi ile arasında bir konuşma geçer, konuşma mealen şu şekildedir:
ANDREA : Yazık o ülkeye ki kahramanları yoktur!
GALİLEO : Yazık o ülkeye ki kahramanlara ihtiyaç duyar
Bu da Rudyard Kipling'den (çeviri Emre Kongar'a ait)
Eğer herkes çıldırmış seni suçlarken...
Sen başını dik tutabilirsen,
Eğer herkes senden kuşkulanırken...
Sen kendine güvenebilirsen,
Ama bu kuşkulara da hoşgörülü davranırsan,
Eğer bekleyebilir ve beklemekten bıkmazsan,
Veya hakkında yalan söylenirken...
Sen yalan söylemezsen,
Ya da senden nefret edilirken...
Sen nefret etmezsen,
Ve yine de insanlara tepeden bakmaz...
Ukalalık etmezsen:
Eğer düş kurabilir...
Ve düşlerinin tutsağı olmazsan,
Eğer düşünebilir...
Ve düşünceleri ihtirasın haline getirmezsen;
Eğer hem Zaferi hem de Felaketi göğüsleyebilir
Ve bu iki sahtekâra da eşit davranabilirsen;
Eğer söylediğin gerçeklerin...
Üçkağıtçılar tarafından...
Aptalları tuzağa düşürmek için çarpıtıldığını...
Duymaya dayanabilirsen,
Ya da yaşamını adadığın eserler yıkıldığında...
İşe koyulup yıpranmış araç gereçlerinle,
Onları yeniden yaratabilirsen:
Bütün kazanımlarından bir yığın oluşturabilsen
Ve hepsini bir yazı-turayla riske atabilsen,
Ve kaybettiğinde yeniden baştan başlayabilsen
Ve kayıpların hakkında tek bir söz bile etmesen;
Eğer yüreğini, beynini ve kaslarını...
Bütün yıpranmışlıklarından sonra bile
Yeniden dönüş için zorlayabiliyorsan,
Ve içinde, onlara "Dayan!" diyen...
İradenden başka hiçbir şey kalmamışken...
Dayanabiliyorsan
Eğer erdemlerini koruyarak kalabalıklarla konuşabiliyorsan,
Ya da insanlığını unutmadan krallarla birlikte yürüyebiliyorsan,
Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitebiliyorsa;
Eğer herkes sana güvenebiliyor ama yapamayacağın şeyleri beklemiyorsa,
Eğer sen acımasızca geçen her dakikanın her saniyesini...
Uzun bir maratonda gibi koşabilirsen,
İşte o zaman Dünya ve içindeki her şey senindir,
Ve daha önemlisi-sen artık Adam olmuşsundur oğlum!