Jump to content
  • makale
    4
  • yorum
    33
  • okunma
    1.708

Beyşehir - Eğirdir (dikkat kotaya zarar bol resimlidir)

Cem Boneval

1.995 görüntüleme

2017 Şubat'ının ikinci hafta sonunu göller bölgesinde değerlendirmeye karar verip Cumartesi erkenden yola çıktık.

 

İlk durağımız Akseki’ye komşu İbradı ilçesi oldu. Tıkla öğren: Burası neresi?

 

Bir Yörük yerleşkesi olan İbradı günümüzde çok göç vermiş olmasına rağmen Oğuzların Salur boyuna kadar uzanan ve Teke Türkmenlerine dayanan sosyal yapısı, yaygın Öz Türkçenin kullanımı ve Orta Asya'ya ait âdetleri hala devam ettiriliyor olunması ile dikkat çeker.

1300 m rakımlı İbradı ilçesi serin havası ile yazları kalabalıklaşır, Akdeniz kıyısından Konya’ya pek çok yazlıkçıya ev sahipliği yapar.

İlçeye bağlı Ormana beldesi ve Ürünlü köyü özgün sivil mimari örneklerini barındıran, tarihsel dokusu olabildiğince korunarak günümüze gelebilmiş ender yerleşimlerdir. Özellikle Ürünlü 1994 yılında UNESCO tarafından korunması gerekli bölge ilan edilmiştir.  

Ürünlü yerleşiminde hiç bağlayıcı harç kullanılmadan, ahşap ve kuru taş duvar ile yapılan “düğmeli evler” bölgeye özgüdür. Bu yapıların yüzlerce yıl evvel Ermeni, Rum, sonrasında ise Türk ustalar tarafından yapıldığı biliniyor. Taş ve ahşabın birarada kullanıldığı bu mimarı tarza bölgede, “hatıllı kuru duvar” adı verilmiş. Taşıyıcı olan beden duvarları 50–60 cm’den az olmayan kalınlıkta, kuru duvar tekniğinde harçsız olarak uygulanmakta, taş duvar örüldükten sonra duvar boyunca duvarın her iki tarafına 8x8 cm ebatlarında “hatıl” denilen ahşap latalar uzatılmakta, bu hatıllar aynı ebatlardaki “düğme” veya “peştivan” olarak adlandırılan kısa latalarla birbirine bağlanmakta ve araları taşla doldurularak duvar örgüsüne devam edilmektedir.

IMG_9372.JPG

 

IMG_9374.JPG

IMG_9381.JPG

IMG_9384.JPG

IMG_9370.JPG

20170211_134350.jpg

 

Köyün büyük oranda göç vermesi ve ilgisizlik nedeniyle, köyün geleneksel konut dokusu hızla bozuluyor. Köy halkının koruma bilinci daha yeni yeni turizmin etkisiyle oluşmaya başladı.

Benzer özellikte evler göreceli daha büyük bir yerleşke olan Ormana’da da yer alıyor, restore edilen üç ev Ormana Active işletmesi tarafından turizme açılmış durumda ve ilgi çekici olabilir.  

Bölgenin doğal güzellikleri arasında Manavgat çayının doğduğu nokta olan Altınbeşik Mağarası Milli Parkı önemlidir. Altınbeşik Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük yer altı su mağarasıdır. 

Yabani Yılkı atları ile Eynif Ovası, dağlardan inen sularla dolup zaman zaman göl halini alan Gembos ovası ve çevredeki ardıç, sedir ve çam ormanlarıyla kaplı yaylalar görülmesi gereken diğer doğal güzelliklerdir.

İbradı'da Celal Keskin'in kahvesinde dağ kekiği çayı içmeden devam etmemek gerek...

20170211_130612.jpg

 

Değişik köylere misafir olarak yolumuza devam ettik. 

20170211_121858_HDR.jpg

Otomobil kullanmayı seven her faninin keyif alacağı türde yollardan geçtik...

20170211_153426.jpg

 

20170211_154300.jpg

İkinci durağımız Beyşehir oldu. Tıkla öğren: Burası neresi?

 

Beyşehir isminin Selçuklu döneminde bölgenin Eşrefoğullarının hakimiyetinde olduğu zamanlarda “beyin şehri” ifadesinden türediği söyleniyor. Merkezin 40, tüm ilin 70 Bin cvarında nüfusa sahip olduğu 1125 m rakımlı yerleşke bereketini kıyılarında kurulduğu gölden alıyor.

Beyşehir gölü Türkiye’nin yüzölçümü olarak üçüncü büyük gölü, ancak en büyük tatlı su gölü ve duru suyu, eşsiz güzellikte sazlıklarla bezenmiş kıyıları ile bir yandan Sazan, Aynalı Sazan, Turna, Levrek, Kadife Balığı gibi balıklara, diğer yandan balıkçıldan pelikana pek çok göçmen su kuşuna ev sahipliği yapmakta. Ayrıca civarda sürülerle dolaşan yaban domuzları da var.

Kent merkezi bir kanal çevresinde ve kıyı boyunca uzayan parklar ve yürüyüş yolları ile son derece şirin. Yazları tur tekneleri çevredeki kumsallara gezi düzenleyerek yüzme imkanı sağlıyorlar.

Biz gittiğimizde göl hemen tümüyle kalın bir buz tabakası ile kaplıydı, haliyle tekneler de buz örtüsüne sıkışıp kalmışlardı. Ancak sazlıklardaki balıkçı kayıkları çok fotojenik birer obje olarak dikkatimizi çekti. 

 

 

 

IMG_9408.JPG

IMG_9410.JPG

IMG_9417.JPG

IMG_9421.JPG

IMG_9430.JPG

Gezilecek tarihi yerlerin başında ise Eşrefoğlu Camii geliyor. 13.yüzyıldan kalma bir Selçuklu camii olarak 6 ay boyunca göl suyunda şişirilmiş sedir ağaçlarından oluşan orijinal ahşap sütünların üzerine yükseliyor. 40 cm çapında 7,5 m yüksekliğinde 42 ahşap sütun eşsiz bir mimariye örnek teşkil ediyor. Özgün bir diğer yanı da caminin ortasında yaklaşık 5 x 5 x 2 m boyutlarında bir havuz bulunması ve bunun üzerindeki tavanın açılabiliyor olması. Bu havuzun kullanımı ile ilgili iki rivayet var: İlkine göre bu bu havuz tavandaki açıklıktan düşen ya da taşınan kar ile doldurulur ve sıcak havalarda hem caminin içini serin tutar, hem de ahşap sütünların ömürlü olması için gerekli nemi sağlardı. İkincisine göre ise Selçuklular o dönemde astronomiye yönelik çalışmalar yapar ve gerek tavandaki açıklıktan, gerekse havuzdaki suya düşen yıldız yansımalarından gökyüzü hareketlerini izlerlerdi.

IMG_9444.JPG

20170211_181730.jpg

 

Caminin hemen yakınındaki Bedesten ve restore edilmiş evler alana güzel bir bütünlük kazandırıyor.

IMG_9441.JPG

IMG_9434.JPG

IMG_9438.JPG

IMG_9448.JPG

IMG_9449.JPG

Yolda rastladığımız bu kedi de @Mert Yürüyen için gelsin, sanki Cats müzikalinin figüranlarından...

IMG_9435.JPG

 

İlginç ve ünlü bir diğer yapı da 1908-1914 yılları arasında eski bir köprünün yerine yapılmış hem köprü hem de sulama kanal regülatörü olarak görev yapan Taşköprü.

IMG_9401.JPG

 

IMG_9398.JPG

IMG_9453.JPG

Yeme içme mekanları kış vakti kar altındaki şehirde pek geçe kalmamayı gerektiriyor. Emin Usta Et Mangal, Osmanlı Kahvesi ve Bey Edem Pastanesi anılmaya değer.

Konaklama için merkezde bir otel ve merkeze yakın öğretmen evi var.

 

Gezinin ikinci günü Beyşehir gölünün batı yakasını, köyleri ve eşsiz güzellikteki bakir kıyıları gezdik.

20170212_114723.jpg

IMG_9462.JPG

IMG_9465.JPG

IMG_9466.JPG

 

20170212_112204_HDR.jpg

 

IMG_9476.JPG

IMG_9480.JPG

IMG_9491.JPG

IMG_9498.JPG

IMG_9501.JPG

IMG_9532.JPG

IMG_9535.JPG

 

Sonra Eğirdir’e geçtik. Tıkla öğren: Burası neresi?

 

İlginç bir şekilde Beyşehir kar, buz ve kapalı yolları ile ne kadar kara kış idiyse Eğirdir de o derece güneşli ve baharı andıran bir havaya sahipti, kar tümden yerden kalkmış, bambaşka bir iklim vardı.

IMG_9555.JPG

IMG_9540.JPG

IMG_9545.JPG

 

Eğirdir tektonik bir çanak içinde toplanmış suyu ile Beyşehir’den sonra en büyük tatlı su gölü. Sazan, Çim Sazanı, Sudak, Eğrez ve son yıllarda ortaya çıkan Gümüş balığı yanında Kerevit, Yengeç, Su yılanı, Su faresi, Kurbağa ve Su kaplumbağasının yaşam alanı. Haliyle bölgede balıkçılk çok gelişmiş ve özellikle yarım adadaki restoranlarda servis ediliyorlar. Göl yaban hayatı için önemli çok sayıda yerleşik ve göçer kuşa uygun bir yaşam alanı aynı zamanda. Isparta’ya yakınlığı ile bir eğlence/dinlence alanı olarak oldukça aktif olsa da buranın da Beyşehir gibi kıyıları bakir ve doğal güzelliklerle dolu (bkn. Boyalı’nın ağaçları).

Her zamanki gibi kuşlarla oynadık, karabatakları izledik, Melodi Restoranda soslu göl levreği tava yedik ve İslamköy ekmeği aldık.

IMG_9563.JPG

IMG_9567.JPG

Dönüş Kovada üzerinden oldu. Tıkla öğren: Burası neresi?

Kovada gölü Eğirdir’den 22 km’lik doğal kanalla sulanan ve DSİ’nin hidroelektrik santralını yürütmede kullandığı bir yapay gölet, kıyıları sonbahar renkleri dışında pek bir cazibe sunmuyor. Ancak dar, virajlı ve iniş – çıkışlı, eğimleri ve yüzeyi düzgün asfalt yolu benim gibi viraj meraklılarına çok özel bir keyif unsuru oluyor. Geç kalmadan dönmek için göl kenarına inmeden devam ettik.

Bol oksijen depoladığımız, doğayla içiçe olmanın keyfini sürdüğümüz hoş bir hafta sonu oldu. 


Önemli not: İnsan beyninde bir yerin canlısını görmekle fotoğrafına bakmak aynı etkiyi yaratıyormuş. Turizmcileri eminim kızdıracak bu tespite uygun olarak ben de hizmette kusur etmemek adına bolca fotoğraf paylaştım. 



14 Yorum


Recommended Comments

Zevkle okudum konuyu, fotoğraflar şahane.

Okurken şu geldi aklıma; Hep Avrupa'da vs değişik mimari örneklerine bakıp "vay, wow" falan diyoruz ya oysaki ülkemizde de ne kadar değişik ve zamanın ötesinde yapılar var...  Kıymetini bilmek lazım, birde gidip görmek :)

Bu yorumu paylaş


Yorum bağlantısı

Cem Abi ayağınıza sağlık.

Doğup büyüdüğüm topraklarla bu vesile ile gitmiş görmüş kadar hasret giderdim desem yalan olmayacak. Özellikle Eğirdir'e nisan ve mayısta tekrar gitmenizi tavsiye ederim. Bahar o topraklara bir başka geliyor sanki ( Ya da bana öyle geliyor )

Tekrar emeğinize yüreğinize sağlık. Bunları paylaştığınız için de tekrar teşekkürler...

Bu yorumu paylaş


Yorum bağlantısı

Harika fotoğraflar Cem abi, teşekkürler.

 

Siz daha çok kuzey - güney doğrultusunda bir gezi yaptınız anladığım kadarıyla. Burdur - Denizli tarafını da tavsiye ederim. Bir dönem iş icabı sık sık gittiğim için epeyce gezip görme imkanı bulmuştum. Özellikle doğasına hayran kalmamak elde değil. Yeşilova yakınlarındaki Salda Gölü özellikle bir harika, Maldivlerin simülasyonu gibi. :) 

 

Yine Yeşilova yakınlarında bulunan Yarışlı gölü çok güzel bir yer. Göller yöresi biyolojik çeşitlilik anlamında da bir nevi cennet. Ancak bu göllerin manzaralarına dahil olan koca koca tepelerin mermer ocaklarıyla köstebek yuvalarına döndüğünü görmek de var. Hem üzülüyor insan, hem de mesleğin tabiatı gereği bir zorundalık da hissediyor. Tuhaf bir ikilem...

Semih O. tarafından düzenlendi

Bu yorumu paylaş


Yorum bağlantısı
4 saat önce, Semih O. yazdı:

Salda Gölü özellikle bir harika

Yarışlı gölü çok güzel bir yer.

Koca koca tepelerin mermer ocaklarıyla köstebek yuvalarına döndüğünü görmek de var. 

Güzel sözlerine çok teşekkürler.

Bölgeyi karış karış gezdim.

Salda neden bilmiyorum ama eski güzelliğini kaybetti. Bu yüzden artık pek uğramıyorum.

Yarışlı'dan burada bahsetmiştim.

Mermer ocakları rüşvet, avanta, rant ve açgözlülüğün üç kuruşluk hesaplarla doğanın nasıl mahvedildiğinin en somut örneği.

Bir skandal ve aması, fakatı yok. 

Bu yorumu paylaş


Yorum bağlantısı
4 saat önce, Cem Boneval yazdı:

Güzel sözlerine çok teşekkürler.

Bölgeyi karış karış gezdim.

Salda neden bilmiyorum ama eski güzelliğini kaybetti. Bu yüzden artık pek uğramıyorum.

Yarışlı'dan burada bahsetmiştim.

Mermer ocakları rüşvet, avanta, rant ve açgözlülüğün üç kuruşluk hesaplarla doğanın nasıl mahvedildiğinin en somut örneği.

Bir skandal ve aması, fakatı yok. 

 

Ben o zamanlar tazeciktim forumda farketmemişim Cem abi, :) tekrar görüp hatırlama imkanı buldum.

 

Yarışlı'ya ilk gidişimden önce, şu an adını anımsayamadığım bir Orman Mühendisyle tanışmıştım. Aynı zamanda kuş fotoğrafçısıydı. Daha gitmeden fotoğraflardan büyülenmiştim. Hatta bizim çevrecilerin hazırladığı raporlardan birinde Türkiye'de uzun zamandır görülmeyen bir baykuş türünün geçtiğini görüp epeyce dalga geçmişti... Bu da işlerin işleyişine dair ufak bir anekdot olsun.

 

Gittiğimde o güzelim manzaranın mermer ocaklarının silüetleriyle ne hale geldiğini görüp dehşete düştüm. Söylenecek çok söz var elbette ancak o tartışmaya benim burada girmem çok yersiz olur.

 

Bir de bölgede antik yerleşimlere ait kalıntılar da var hatırladığım kadarıyla. Onlara piknikçilerin ettiği işkencelere ise hiç girmiyorum. Gelecek kuşaklar bu güzellikleri ancak fotoğraflardan görebilecek galiba...

 

Genel tablo son derece üzücü, Salda ile ilgili kötü haberleri de takip ediyorum maalesef. Ama ben epeyce sevindim sayende abi. Tekrar teşekkürler :)

Bu yorumu paylaş


Yorum bağlantısı

Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın

Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor

Hesap oluştur

Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.

Hesap Oluştur

Giriş yap

Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.

Giriş Yap

Focus Club Türkiye

Bu sitenin işleticisi, bu sitede yer alan bilgi, yazı ve makalelerin doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmasından dolayı oluşacak zararlardan sorumlu tutulamaz. Kaynak gösterme kuralına uymak şartıyla, bu sitede yer alan yazı ve makalelerin belirli bir kısmına atıf yapılmasına, link verilmesine izin verilmektedir. Kaynak (canlı link) gösterilmeden yapılan alıntılara ise izin verilmemektedir. Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
×

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz.