Bu popüler bir ileti. Cem Boneval Oluşturma zamanı: Nisan 23, 2013 Bu popüler bir ileti. Raporla Share Oluşturma zamanı: Nisan 23, 2013 (düzenlendi) Bilgi notu: Bol resimli bir konu olup kota sınırı ve yavaş bağlantısı olanlar çok merak etmedikçe dalmasınlar... Geçen hafta sonu nöbet olmayınca fırsattan istifade bir süredir ihmal ettiğimiz Fethiye'ye gidelim dedik. Cumartesi sabahtan karı-koca yola çıktık. 0-1500-0 m rakım farkı ve dağlık bölgede rahat ve geniş virajlı yolları ile yaklaşık 200 km'lik parkur benim favorilerimdendir, zorlanmadan keyifli bir sürüş imkanı verir. Bu çıkıştan... Bu da inişten... Korkuteli'ni geçtikten az sonra araçtan gelen uyarı sesi ile irkildim: Isı 4 dereceye düşmüş ve buzlanma uyarısı veriyordu, sıcak memlekette yaşayan bizler için oldukça alışılmadık bir durum tabii. Bu arada dikkatli gözlerden kaçmamıştır, şehir dışı olmasına rağmen 7,7 tüketim, rampa yukarı ve altınızda EB olunca yavaş gidilmiyor, hele ki tahrik eden birileri olursa; haliyle tüketim de yüksek oluyor, Fethiye dönüşü rampalara vurup bastırınca 120 km/h ort. süratte bir ara 12,5 bile gördüm, ama neyse ki yokuş aşağı düşüyor, benim uzun yol değerlerim 7-7,5 altına inmiyor; neyse konumuz bu değil. Söğüt'te sobalı bir mekanda gözlemeli bir kahvaltından sonra Eşen vadisinin güzelliğinin tadını çıkararak Fethiye'ye indik. Fethyte, antik adı ile Telmessos ve Osmanlı dönemindeki adı ile Meğri, Muğla'nın en büyük ilçesi ve 84.000'lik bir kış nüfusuna sahip. Doğal güzellkleri (Ölüdeniz, Oniki Adalar, Çalış, Kargı plajları), tarihi mekanları (Tlos, Amyntas, Kayaköy) ve sportif olanakları ile (yelken, surf, yamaç paraşütü, trekking, hiking) şöhreti ülke sınırları dışına taşmış bölge yıl boyunca çok sayıda turisti ağırlıyor. Bunun yanında Eşen vadisinde tarım ve seracılık, dağ köylerinde zeytin, üzüm, mantar tarımı ilave gelir kaynakları. Hiç sıkılmadan günlerinizi geçirebileceğiniz çok yönlü bir bölge kısacası... Biz daha önce sık gittiğimiz yerlerden uzak kalmaya gayret ederek önce "Paspatur" adı ile anılan eski Fethiye merkezini gezdik; bugün bar, lokanta ve dükkanların doldurduğu sokaklarda dikkatli gözler tarihi dokuyu fark etmekte pek zorlanmayacaktır. Paspaturdan çarşıya doğru ilerlerken karşınıza kapalı bir çarşının avlusunda "Balıkpazarı" olarak adlandırılan balık hali ve restoranlar mekanı çıkıyor. Balık sevenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer, istediğiniz balığı alıp beğendiğiniz pişiricide yaptırabiliyorsunuz. Farklı bir planımız olduğundan başka sefere dedik... Park ve bahçelerin içinden yolumuza devam ederek arka sokaklardan kaya mezarlarının bulunduğu tepeye yöneldik. İlçedir park yeri sorunu yoktur diyenler iki kere düşünmeli, dağ taş araba dolu... Kapı önünde gördüğümüz herkes ile sohbet ede ede sonunda kaya mezarlarına ulaştık. Likya döneminin tipik özelliği olan ve kayaların içi oyularak yapılan mezar odaları mezar sahibinin soyluluğu düzeyinde görkemli oluyor hali ile. Bu bölgedeki en büyük mezar da Prens Amyntas'a ait, MÖ IV.yüzyılda yapılmış ve cephesini 12 metrelik İon tarzı iki sütunun bezediği bir yapı bu. Yanında irili ufaklı başka mezarlar da var ve hepsi muhteşem bir körfez manzarasına sahip. Ölümden sonra yaşama inanmak ve buna göre düzenleme yapmak insanlık tarihi kadar eski bir inanç sanırım... Bu manzaraya karşı bir keyif çayı içtikten sonra ormanın içinden kıvrıla kıvrıla tırmanan dar ve bozuk zeminli 8 km'lik bir yoldan Kayaköye ulaştık. Kayaköy kökenini geç Osmanlı döneminden alan, hatta belki ilk yerleşim alanı olarak Likya dönemine kadar uzatılabilecek geçmişe sahip bir yerleşke. Kıyıdaki yaşam alanlarının denizden işgale açık ve savunmasız olması nedeniyle antik dönemlerde korunaklı bir barınak oluşturmak amacı ile yerleşim alanı haline geldiği yazılanlar arasında. 19.yüzyılda Levissi adı ile anılan köy kayıtlara 1000 hane ile geçmiş. Sırtını dağa yaslayan köyün yukarı ve aşağı yerleşke olmak üzere iki farklı alanı var, yukarı yerleşke daha çok ticaret ve zanaat ile uğraşan Rumların, aşağı yerleşke ise tarımla uğraşan Türklerin yaşam alanı olarak belirtiliyor. 1922'de mübadele döneminde tüm nüfus köyü terk edince bakımsız kalan ve 1957 depremi ile de darbe yiyerek hemen tümden yıkılan köy bugün daha çok bir hayalet kasaba görünümünde. Ürpertici bir havası var. Taşlı yollardan yıkık evlerin arasında gezmek farklı bir his, hayal gücünüzü sürekli evleri onarıyor, sokaklara insanları yerleştiriyor ve mekanı yaşatmaya uğraşıyor. Bu fotoğrafı küçük bir şapel ve gözetleme kulesinin bulunduğu en yüksek tepeden çektim, yukarı mahalleyi görüyoruz. sağdaki büyük yapı Yukarı Kilise ve ortada en üst noktada görülen eski erkekler okulu, aşağı köyde de kızlar okulu bulunuyor. Aşağı kilise daha iyi korunmuş iç mekanı ile dikkat çekiyor. Yaklaşık iki saatlik gezimizi köyü yeşillikler içinde bırakarak bitiriyor ve mekanı biz de terkediyoruz. Kayaköy çevresinde pek çok yeme-içme ve dinlenme mekanı var, sessiz rahat ve keyifli, ama akşam yemeği için özgün bir mekanı gözümüze kestirdiğimizden yola devam ediyoruz. Akşam yemeğini Fethiye meydanda (yeni adı ile Uğur Mumcu Parkı) bulunan otantik bir lokantada yedik, adı "Kefal'in Yeri". Yıllardır özgünlüğünden ödün vermeden ayakta duran bu küçük mekan kendi müdavimlerini de yarattığı için özellikle grup olarak rezervasyonsuz gidince yer bulamamak olası. Sahibi Orhan Bey, eşi Selma Hanım ile mutfağa girerek sürekli yeni lezzetler yaratıyorlar. Biz meze olarak özel soslu karides, kalamar dolma, balık köftesi ve Fethiye usulü sirkeli sarmısaklı patates dilim tava ve yeşil salatayı "uygun sıvılar" eşliğinde aldık, üstüne de iri bir mercanı karı koca hallettik. Yolunuz düşerse ve deniz mahsulleri seviyorsanız uğramanızı öneririm. Pazar günü deniz kıyısında uzuuuun bir kahvaltıdan sonra Çalış plajını ve hemen yanındaki kuş cennetini ziyaret ettik. Kuş cenneti zaman zaman göçmen kuşların uğrak yeri olarak renkli görüntüler sunabiliyor, ama bu sefer bize küsmüş olmalılar, birkaç martı dışında boştu... Buna karşılık sahilde güçlü rüzgar "kite surfer"leri kanatlandırmıştı, zevkli bir uğraş, ama genç olmak lazım! Öğleden sonra ise geleneksel kuzugöbeği mantar festivalinin olduğunu duyunca Yeşilüzümlu beldesine geçtik, yaklaşık 15 km mesafede bir dağ köyü Yeşilüzümlü, ev pansiyonculuğu yapıyorlar, bolca trekking yolu var, ve bu yörede özellikle Avrupa mutfaklarında özel bir yer edinmiş kuzugöbeği mantarı (Morchella türü) bolca yetişiyor ve yalnızca bu mevsimde! Festival kapsamında şarkılı türkülü kutlamalar, yarışmalar, yeme içme programları yoğun bir şekilde gerçekleşiyor. Biz mantarı tereyağında soteletip gözlemenin içine doldurtup ve afiyetle yedik, etten lezzetli! Üstüne de iki kase ev yapımı aşure ile mutlu son geldi... Dönüş yolunda iki saat boyunca durmadan şiddetli yağmur yolu oldukça sevimsiz hale getirse de sağ salim döndük ve bir hafta sonu da böyle geçti... Daha güzelleri sizin olsun! Nisan 24, 2013 Cem Boneval tarafından düzenlendi 20 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
taner eviş Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 valla hocam bu iyi oldu ya geçen sene bende depremdeki boşlukta hastaneden kaçabildiğim zaman gitmiştim fethiye ye ama aşağıdaki kiliseyi gözden kaçırmışım. iyi oldu bu yazın onu da gezeriz inş. birde taşlara koyulan işaretlerle ölüdeniz vs tarafına dağın tepesinden gitmeye çalıştınız mı eğer denemediyseniz kalsın biz köyü 700-800 metre aşağıda bıırakmamıza rağmen zirveye ulaşıp arka tarafı görememiştik sonraki kısa zamanımızda da tekrar gidip deneyemedik ve memlekete vatandaşa hizmete geri dönmüştük Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Nihat Abukan Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Cem Abi paylaşım için çok teşekkürler, emeğine sağlık.. Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Kutluhan A. Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 bu sene şu Fethiye'ye bir uğramak lazım .... Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Alper Albayrak Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Teşekkürler Cem abi,güzel bir paylaşım olmuş. Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Dr.Mert Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Harika bir gezi ve anlatım olmuş Cem Abi.Fotoğrafların güzelliği de cabası. Yalnız akşam yemeğini merak ediyorum abi Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Serdar yaman Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Harika bir gezi ve anlatım olmuş Cem Abi.Fotoğrafların güzelliği de cabası. Yalnız akşam yemeğini merak ediyorum abi Yemeğide görseydik hiç fena olmazdı 2 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Cem Boneval Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Yazar Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Dedim ya daha bitmedi diye, ne acele ediyorsunuz arkadaşlar, vakit alıyor böyle derlemeler, eklemeleri yapıyorum... birde taşlara koyulan işaretlerle ölüdeniz vs tarafına dağın tepesinden gitmeye çalıştınız mı Taner o yolu ben belki 10 sene önce yapmıştım, tepeye çıktıktan sonra önce hafif iniş, sonra yarım saatlik tırmanma ile ikinci tepeye ulaşılıyor ki ancak buradan aşağıyı görebilirsin, oradan iniş de 40-45 dakika sürer, toplam mesafe 8 km, yani çok kolay bir yol değil. 1 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Ahmet A. Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Harika bir gezi olmuş mest etti doğası.... Ölmeden önce yapılacaklar listesine "Cem Abi ile geziye çıkmak" diye bir madde eklemek farz oldu vallahi 1 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Engin Uzunoğlu Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Ölmeden önce yapılacaklar listesine "Cem Abi ile geziye çıkmak" diye bir madde eklemek farz oldu vallahi Tavsiyelerine uysan yeter. Sayesinde Çıralı'da güzel bir gün geçirmiştik. Bu arada Kayaköy geçen gün İztv de vardı. Söylediklerine göre Yunanlılar yenilip çekilince köy bir gecede boşalmış. Acıklı bir hikayesi var. 1 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Ahmet A. Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Tavsiyelerine uysan yeter. Sayesinde Çıralı'da güzel bir gün geçirmiştik. Bu arada Kayaköy geçen gün İztv de vardı. Söylediklerine göre Yunanlılar yenilip çekilince köy bir gecede boşalmış. Acıklı bir hikayesi var. Bu "Gezi Notları" başlıklı konu dizisini not alıyorum ilerde Akdeniz tarafına yerleşirsem mutlaka gezeceğim yerler arasında Malum bu taraflara çok uzak kalıyor. Ancak uçakla gidilip araba kiralanabilr Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
taner eviş Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 23, 2013 Dedim ya daha bitmedi diye, ne acele ediyorsunuz arkadaşlar, vakit alıyor böyle derlemeler, eklemeleri yapıyorum... Taner o yolu ben belki 10 sene önce yapmıştım, tepeye çıktıktan sonra önce hafif iniş, sonra yarım saatlik tırmanma ile ikinci tepeye ulaşılıyor ki ancak buradan aşağıyı görebilirsin, oradan iniş de 40-45 dakika sürer, toplam mesafe 8 km, yani çok kolay bir yol değil. o zaman başka sefere hocam diyeceğiz bbenim hanım yanımda olunca çıkamadık.kısmetse başka sefere Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Aydın Baran Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 Kayaköye bir akşam üzerinde gitmiştik; çok güzel oldukça hüzünlü bir yer; güneş batıp hava kararmaya başladığında sanki sokaklarda gezinen insanlar var da size köşeden çıkıp "merhaba hoşgeldiniz" diyecek gibi hissettimiştim. Görülmesi görülmekten çok hissedilmesi gereken bir yerdir. Kayaköy yakınında Cinbal adında elma ağaçlarının içine kurulmuş bir restaurant vardır; kuzu eti sevenlerin buraya mutlaka uğraması gerekir; yaylada kendi yetiştirdikleri kuzulardan muhteşem tadlar sunuyorlar. Cem Abi sezonu değil sanırım bu yüzden yemediğinizi düşünüyorum Kefal'in mavi yengeci üzerine yengeç yemedim henüz; Muhteşem yapıyor ustamız. Birde o bölgeye gidecekler için sabah kahvaltısında Yörükevi'ni denemelerini öneririm; google da bu isimle aratınca detaylar çıkacaktır; burada tamamen doğal bir kahvaltı yapabilirsiniz; meyve suyundaki meyveler dahi bahçeden toplanıyor. Aynı zamanda yörük köyü müzesi de burada bulunuyor. 5 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Cem Boneval Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 Yazar Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 (düzenlendi) Cem Abi sezonu değil sanırım bu yüzden yemediğinizi düşünüyorum Kefal'in mavi yengeci üzerine yengeç yemedim henüz; Muhteşem yapıyor ustamız. Birde o bölgeye gidecekler için sabah kahvaltısında Yörükevi'ni denemelerini öneririm; google da bu isimle aratınca detaylar çıkacaktır; burada tamamen doğal bir kahvaltı yapabilirsiniz; meyve suyundaki meyveler dahi bahçeden toplanıyor. Aynı zamanda yörük köyü müzesi de burada bulunuyor. Katkılar için teşekkürler, aslında komik olacak ama denizde büyümeme rağmen deniz ürünlerini pek sevmem, hele yengeç kabuğu kırmaktan nefret ederim. Bu nedenle Bekir'in de önermesine rağmen bu sefer veto hakkımı kullandım mavi yengeç konusunda... Yörük evi de gerçekten görülmeye değer, kahvaltısı da tadılmaya... Fethiye - Muğla yolu üzerinde merkeze kabaca 10 km mesafede Kargı köyünde Enver Yalçın ve ailesinin işlettiği otel, lokanta ve yörük müzesi var. Detaylar için: http://www.yalcinapart.com/tr/apart/default.asp Bu sefer oda kahvaltı kalınca tercihimiz otelden yana oldu: Eşim size merhaba diyor... Fırsat bu fırsat usta bir "iPhoneograph" olması itibariyle kendisinden bir kaç kare sunuyorum konu ile ilgili... Paspatur Paspatur'da ördekler, şanslı mı şanssız mı karar veremedim balıklara bakınca Balıkpazarındaki dev lahoslar... Kaya mezarları yolunda Fethiye yukarı mahallelerini arşınlarken Yol arkadaşlarımız, sanki Bremen mızıkacılarından kaçmışlar Buyrun size iki antika obje... Arabanın penceresinden Kayaköy ovası, eski köy karşı tepenin yamacında... Kayaköy fatihi Şaşkın Cem aşağı kilisede Fethiye Uğur Mumcu Parkı Bence Kayaköy'ün çekilmiş en güzel fotoğraflarından biri fotoğraflar Instagram'dan alınma, cep telefonu ekranına göre ayarlı, monitörlerde her zaman iyi görünmeyebiliyor, idare edin. Nisan 24, 2013 Cem Boneval tarafından düzenlendi 2 Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Engin Uzunoğlu Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 Raporla Share Yanıtlama zamanı: Nisan 24, 2013 fotoğraflar Instagram'dan alınma, cep telefonu ekranına göre ayarlı, monitörlerde her zaman iyi görünmeyebiliyor, idare edin. Bir iphone için gayet iyi fotoğraflar. Çekende kabiliyet. Yorum bağlantısı Diğer sitelerde paylaş More sharing options...
Önerilen Mesajlar
Hesap oluşturun veya yorum yazmak için oturum açın
Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor
Hesap oluştur
Hesap oluşturmak ve bize katılmak çok kolay.
Hesap OluşturGiriş yap
Zaten bir hesabınız var mı? Buradan giriş yapın.
Giriş Yap