-
Toplam İleti
16.837 -
Katılım
-
Son ziyaret
-
Kazandığı Gün
724
İçerik Türü
Profiller
Forumlar
Günlükler
Takvim
Modifikasyon
Cem Boneval tarafından yazılan her şey
-
Gecenin sözü: "Bizimkisi bir aşk hikasei değildi... Aşktı bizimkisi, gerisi hikayeydi!" Can Yücel
-
Yeni Hyundai i30 İnceleme ve Test Sürüşü - 2012 Hyundai i30
Cem Boneval, Yakup Ç. A.'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Bizim Test ve Yorumlarımız
Lansmanından beri aklıma takılan ve yakından görmek istediğim bir araç yeni i30. Nedenine gelince Hyundai çok iyi yolda, Avrupa beklentilerini, yani kaliteli malzeme, ergonomi ve kullanışlılık, gelişmiş sürüş dinamikleri ve ekonomik kullanımı makul fiyatlarla sunmaya çalışıyor. Bunu yapmanın en kolay yolu olan klonlamayı da son yıllarda yavaş yavaş terk ederek kendi karakterini oluşturmaya uğraşıyor. önce Elantra sonra da HB versiyonu i30 bunun örnekleri. Gerçekten hedefe ulaşıp ulaşmadıklarını, ve bu çerçevede oluşan aracın bana ne kadar albenili geleceğini merak ettiğimden, merakı gidermenin en iyi yolunun görüp denemek olduğuna karar vererek Antalya bayisinin hafta içinde yaptığı daveti reddetmeyerek bugün aracı incelemeye gittim. Güzel bir satış sloganı yakalamışlar, önce ona değineyim: "Ulaşılabilir premium" olarak adlandırıyorlar i30'u. Tabii baştan beklentileri yükselten oldukça iddialı bir slogan ve insan ister istemez olumsuz bir ön yargı ve dudak bükme ile yaklaşıyor. Ancak sonda yazmam gerekeni baştan yazayım, bence bu slogan hiç de havada kalmamış...! Takip eden satırlarda araca biraz daha yakından bakacağım ve izlenimlerimi haliyle sınıfdaşı olan yeni Focus ile kıyaslayarak aktarmaya çalışacağım. Tasarımdan başlayalım... Sınıfında bir yeniliğe imza atıyor mu? Bence hayır... Mesela bir Astra kadar dengeli ve şık tasarım sunuyor mu? Bence ona da hayır... Farklı araçlara benzer özellikler taşıyor mu? Belki evet, mesela Peugeot'ya benzetenler oldu. Yine de tasarımın özetle özgün ve düzgün olduğunu, farklı araçları kopyalamaya çalışmanın ötesinde bir estetik kaygı taşıdığını ve bu bağlamda en az sınıfındaki diğer araçlar kadar başarılı olduğunu söylemek lazım. özellikle lansman rengi olan "su mavisi" en az Focus'un şeker kırmızısı kadar çekici ve baş çevirtip baktıracak bir renk. Kullandığım araç siyah Elite donanımlı otomatik dizel idi. Fotoğrafı aşağıda, bundan sonra Hyundai'nin resmi sitesindeki fotoğrafları kullanacağım, çünkü olumsuz ışık koşullarınde çektiklerimden daha başarılılar ve gerçeği yansıtıyorlar. Tasarıma biraz daha eleştirel bakarsak dinamik çizgilerle klasik HB tarzını yansıttığını söyleyebiliriz ve oranlar Elantra'ya göre çok daha başarılı. Elantra yüksek omuz çizgisi ve alçak camlar ve tavan nedeniyle uyumsuz bir basıklık hissi verirken i30'da böyle bir sorun yok. Ancak başka bir sorun var, o da burun kısmı ile kalan gövdenin uyumsuzluğu, adeta ters (yüzüstü yatan) bir kaşık gibi. Burun kısmı çekici yuvarlak hatlara sahip, panjurdaki süslü kromaj çizgilerden farlardaki dalgalı yapıya ve yine şişik ve yuvarlak çamurluğa kadar hepsi bütünü tamamlayan parçalar halinde, ancak bu kısım arkaya doğru kama tarzında uzayan düz yapıdan kopuk duruyor. Aşağıdaki resmi bu gözle incelerseniz ne demek istediği daha kolay anlaşılır: önemli mi, bence değil, gösterişini azaltıyor mu, bence hayır. Ama yine de benim gözüme batıyor, tıpkı yeni Focus'un kurbağa gözü ön farları gibi ön panjur Elite (yüksek) donanım düzeyinde siyah plakalık ve krom çıtalarla daha gösterişli duruyor, Style donanımda ise gövde rengi plakalık bölgesi ve siyah panjur ile daha az dikkat çekici. Aracın genel görüntüsü dinamik, dengeli ve güçlü. Tüm birleşme çizgileri düzgün, benim gördüğüm herhangi bir işçilik kusuru yoktu, cam çıtaları düzgün yapıştırılmıştı (Ford'a duyurulur) En üst donanımda dahi Xenon far sunulmuyor, ancak adaptif mercekli halojen farlar var. Ayrıca gündüz farları da sis farlarına entegre edilmiş olarak geliyor. Far kaşı şeklinde konuşlanmasını tercih ediyor olsam bile buradaki çözümün de en azından şık olduğunu belirtmem lazım. üst donanımda kapı kolları kormajlı ve anahtarsız giriş sistemi var. Kapılar kolay açılıyor, tok kapanıyor, biniş iniş öne de arkaya da son derece rahat. çok yönlü elektrikli ayarlanan koltuklar rahat, oturma pozisyonu da fena değil. Benim tek sorunum koltuğu en aşağıya indirmeme ve direksiyonu yukarı kaldırmama rağmen direksiyon kutusuna bacağımın çarpması idi, çok aşağıya monte edilmiş. Buna karşılık her iki yanda yeterince boşluk var. Koltuklar göreceli küçük ancak yeterince rahat. Ancak Focus'un Titanium'daki bel destekli koltukları daha konforlu ve daha iyi yanal destekli bulduğumu söylemem lazım. Ayar motorları sessiz ve hızlı çalışıyor ve oldukça kaliteli hissi veriyor. Boyuma göre ayarladıktan sonra arkaya geçtiğimde Focus'a göre çok daha fazla bacak mesafesine sahip olduğunu da gözlemledim. Orta konsolda arka yolculara yönelik havalandırma mazgallarının varlığı da güzel bir detay olarak göze çarptı. Trim kalitesi çok iyi. Hem malzeme kalitesi hem de işçilik olarak. Genelde yumuşak malzeme kullanılmış. Orta konsolda bardaklıklar sürgülü bir kapak altında. Kolçak da ileriye geriye hareket ettirilerek orta konsolun daha işlevsel kullanılmasın imkan sağlıyor. Ayna ayar düğmelerinin manüel ve otomatik kontrolu var. Düğmeyi otomatik konuma aldığınıza motoru kapattığınızda aynalar da katlanıyor, açtığınızda açılıyor. Manüel olarak kapatmak ve açmak da düğmenin sağına basarak mümkün. Buzlanma durumlarında Ford'un da kullanması gereken bir özellik. Kokpit tasarımı çekik gözlü sarı benizlilerin etkisinde, biraz donuk. Ancak ulaşılabilirlik ve kullanım kolaylığı açısından sorun yok. Göstergeler rahat okunuyor, göze hoş görünüyor. ısı ve yakıt göstergeleri de ortadaki LCD ekrana entegre edilmiş, bu da yol bilgisayarının gösterme alanından çalıyor ve bu verilerin kontrolunu biraz karmaşıklaştırıyor. Harici medya girişleri de bulunan radyo sisteminin açık renk zeminli monokrom bir LCD ekranı var, heyecan verici bir özellik yok. Kullanımı da biraz inceleme gerektiriyor, menü yapıları biraz farklı. çok hoparlörlü sistem düzgün çalışıyor ve yeterli ses veriyor. Derin bas varlığında bile zırıltı falan yok, ancak baslarda ciddi bir dağılma dikkat çekiyor. Focus'un standart radyosunu hem daha kullanışlı hem de ses kalitesi olarak çok daha başarılı buldum. Ses sisteminin altında yine benzer ekranlı klima kontrol sistemi var, iki yönlü bağımsız ayarlanabilen sistem kolay kullanılabiliyor ve çalışmasını da hava aşırı sıcak olmasa bile sessiz ve yeterince verimli buldum. Hemen klima panelinin altında iki adet 12 V çakmak yuvası ve ortalarında da USB ve Aux/iPod girişi var. Yuvaların birinde çakmak yer alırken diğeri de harici takılacak navigasyon cihazına ayrılmış. Torpido gözündeki ses sistemi girişlerini beğenmeyenler buradaki yerleşimi pratik bulabilir, ben yine de saklı kalmasını tercih ediyorum. Pedalların alüminyum kaplı olması ve sol ayak için de bir alüminyum destek olması hoş bir ayrıntı. Direksiyon üzerinde solda ses ve telefon kontrolleri sağda ise hız sabitleme sisteminin kontrol düğmeleri var. Hepsi gayet sorunsuz kullanılabiliyor. Direksiyon ele iyi oturuyor. Yine direksiyon üzerindeki düğmeden direksiyon sertliğini ayarlamak mümkün, konforlu, normal ve spor üç kademesi var, ben sporda kullandım ve bu ayarı genel kullanım için yeterli buldum. Sinyal ve silecek kumanda kolları da japon arabalarında gördüğümüz tarzda kol üstünde döner düğmeler tarzında, pek sevmediğim bir sistem ama kullanımda sorun yok. Tüm düğme ve kumandalar kullanımda bir sorun olmasa da bende pek gerekçelendiremediğim bir ucuzluk hissine neden oldular, çoğu kimse buna katılmayacaktır, pek üstünde de durmaya gerek yok sanırım. Tüm zengin donanım seçeneklerine karşın araca entegre bir navigasyon sistemi şimdilik bulunmuyor. Görüş öne ve yanlara doğru iyi, çoğu HB'de olduğu gibi arkaya doğru kötü, ancak güzel bir sürpriz bagaj kapağındaki Hyundai logosuna gizlenmiş bir geri görüş kamerasının olması ve bunun arka aynadaki bir ekrandan izlenebilir olması, yani hem aynadan hem ekrandan arkayı eş zamanlı izlemek mümkün, çok iyi bir çözüm Bagaj oldukça geniş, en azından Focus'a göre... İnce stepne kullanılmış. Arka koltuklar 1/3-2/3 şeklinde kolaylıkla katlanarak yükleme alanı büyütülebiliyor. Gelelim sürüş özelliklerine. Daha önce de belirttiğim gibi otomatik vites dizel test aracı vardı. İlk dikkat çeken özellik de motorun sessizliği oldu, aracın dışındayken bile motorun dizel olduğunu fark edemedim. İçeride de motor sesi hemen hiç duyulmuyor. Yeni Focus gibi aynı Donanım listesinde elektronik park freni olması da güzel bir özellik. Ancak üzerinde bir ışık olmadığı ve kurmak ve boşaltmak için de yukarı çekmek gerektiği için benim gibi kafası karışık bir adam çekili mi değil mi anlamakta zorlanıyor, muhtemelen panelde bir göstergesi vardır ama ben dikkatli bakmadım. Otomatik vites 6 ileri ve kol yana çekildiğinde yarı otomatik kullanıma izin veriyor. Ayrıca ekonomik kullanım modu da mevcut. Şanzıman gayet akıcı çalışıyor, vites geçişleri hiç hissedilmiyor, kick-down'a hızlı tepki veriyor, kısacası genel kullanım için son derece başarılı. Yarı otomatik kullanımda da vites geçişleri yeterince hızlı. Güzeeel! Motora gelince, 16 süpablı değişken geometrili turbolu common rail direkt enjeksiyonlu ünite 128 BG/4000 dd güç ve 260 Nm/ 1900~2750 dd tork üretiyor. Değerler kulağa hoş gelse de hafifletme çabaların rağmen 1400-1500 kg aralığındaki ağırlık nedeniyle motor ancak yeterli olarak tanımlanabilecek bir performans sergiliyor Bu konuda biraz şımarık olduğumu itiraf etmem gerek . Kullandığım aracın henüz 124 km yol yapmış olması da bunda bir etken olabilir, ancak Focus EB ile karşılaştırmak anlamsız olduğu gibi dizel Focus'a göre de göreceli cansız buldum. Bununla beraber devirlenme isteği bir dizel motor için oldukça etkileyici idi. Sürüş esnasında herşey çok akıcı gidiyor, kabin sessiz, ancak 120 km/h'dan sonra rüzgar sesi belirginleşiyor. Araç kesinlikle hızını hissetirmiyor ve fark etmeden yüksek hızlarda seyretmenize neden olabiliyor. Araçta elektronik denge programı (orta konsolda iptal düğmesi var), çekiş kontrol sistemi ,yokuş kalkış destek sistemi, araç stabilite yönetim programı ve tabii ABS gibi çok sayıda elektronik sürüş destek sistemi standart olarak bulunuyor. Açıkcası 20-25 km'lik sürüş denememde hiçbirinin etkinliğini kullanacak kadar vahşileşemedim, dolayısı ile ne kadar başarılı olduklarını yazamayacağım. Ancak sık kullandığım yolda kendi araçlarımın hangi hızlarda ne tepkiler verdiğini bildiğim için onlarla kıyaslayabilirim. 1. Sürüş konforu: Standart gelen Hankook lastikler oldukça yumuşak, küçük engebeleri de bu sayede ve süspansiyonun da katkısı ile iyi emiyor, daha geniş dalgalarda ve yüksek hızlarda da bu olumlu özellik devam ediyor. Yani süspansiyon oldukça konforlu ve fakat sürüş dinamiğini olumsuz etkileyecek kadar yumuşak değil. 2. Sürüş dinamizmi: Focus ile hemen hemen aynı (güvenli) hızlarda virajları dönebiliyor, dikkat çekici bir yatma göstermiyor, hafiften bir kopma meyli hissettirse de umutla beklememe rağmen hiç yolda kopmadı ve yardımcı kontrol sistemlerine de gerek kalmadı. Bence yola çok iyi oturuyor ve çok başarılı, biraz Golf tadında. Tek olumsuz yanı yeni Focus'a göre fazla turlu ve gerçekten hissiz direksiyon sistemi, istemeden yüzünüz ekşiyor. 3. Frenler: Düşük basınçla ve kısa yolla etkili yavaşlama sağlıyor, pedal sertliği progresif arttığından istemeden yapılan sert frenlemede kontrolden çıkmıyor. Bu da çok başarılı... Ne kaldı? Tüketim. çok kısa süre kullandım, ben aldığımda ilk 124 km için ortalama 8,0 l/100km idi, sıfırladım döndüğümde 7,3 gösteriyordu, deneme sürüşü için pek fena sayılmaz, Zaten otomatik için şehir içi fabrika verisi 7,2 l/100km. Bir ekonomi şampiyonu olmasa bile makul değerlerde diye düşünüyorum. Ha birde kornası çok çirkin , hafif ve tiz bir "biip" sesi veriyor ki ne arabaya yakışıyor ne de caydırıcılık etkisi oluyor, resmen komik. Başka? Fiyatlar... Yakup lansman fiyatlarını vermişti. Benim kullandığım en üst donanımlı otomatik dizel için talep edilen bedel 58.000 TL. 5 yıl ve 100.000 km (yanılmıyorsam) garanti de göz önünde bulundurulduğunda bu araç sınıfındakilerle kıyaslanınca bu bedeli kesinlikle hak ediyor, ucuz değil, ama verdiğinizin karşılığını pek ala alıyorsunuz: Konforlu, güvenli, sessiz, zengin donanımlı, düzgün işçilikli ve malzeme kaliteli, akılcı çözümler içeren modern bir aile otomobili. Yani ulaşılabilir premium ifadesini bence hak ediyor ilk değerlendirmemde... Ben çok beğendim ve Hyundai'yi bu başarılı çizgisinden dolayı kutlamaya değer buluyorum. Muhtemelen önümüzdeki yıllarda Hyundai kalitesini ve buna paralel olarak fiyatlarını arttırarak devam edecek ve tıpkı VW altına yerleşen Skoda ve Seat gibi Kia'yı ucuz markası olarak öne sürecek. Hayati soru: Alır mıydım? Sanırım hayır, benim tercihlerim farklı yönde, daha sportif sürüş özellikleri, daha atak motor, daha köklü bir motor sporları geçmişi ile yoğrulmuş marka isterim. Şimdilik Focus EB bu beklentilerimi karşılıyor. Tavsiye eder miydim? Kesinlikle evet. Buraya kadar okuyanlara da sabırları nedeniyle - Bitti -- 132 yanıt
-
- 11
-
-
- i30
- hyundai i30
-
(ve 4 tane daha)
İle etiketlenen:
-
focus III boya değeri
Cem Boneval, Namık uslu'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Bunu mümkünse ölçüm değerleri ile yazılı resmi belge olarak alabilirseniz (ya da aldıysanız) ikinci el satışta sizi rahatlatır. Kusur durumu olduğunu hiç düşünmedim, ama defaten yazıldı, ikinci elde takıntılı arkadaşlar buna kulp takabilir! -
Yeni Ford Focus ( 2011 - 2012 - 2013 Ford Focus ) - Genel Başlık
Cem Boneval, Yakup Ç. A.'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Genel Bilgiler
Ben uğraşmadım ama önceleri zorlanan sonra sorunu çözen bir arkadaşımın söylediklerini aktarayım: Disk kapasitesi kritik değil. FAT32 ile formatlanmış olması lazım ve müziklerin ilk partisyonda olması lazım. Windows FAT32 formatlarken başa bir gizli partisyon attığı ve Ford'un sistemi onu gördüğü için okumuyormuş. gparted programı ile partisyonu silerek halletmiş sorunu. İdealde Knoppix CD'si ile Linux olarak boot ederek FAT32 formatlandığında diski tek partisyon olabiliyormuş. Belki ihtiyacınız olur diye aktarayım dedim. 16'lık iki USB bellekle yürütüyorum ben müzik işini hala dinleyemediğim yüzlerce parça var!- 2.970 yanıt
-
- focus ecoboost
- 2011 ford focus
-
(ve 2 tane daha)
İle etiketlenen:
-
Focus III'ü tasarlayan mühendislere iki çift lafım var!!!
Cem Boneval, Burak EKİCİ'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Hayır geçmiyor, mavidişle cihazdan okuyor, bu da kısa bir süre alabiliyor, telefonla bağlantı kesildiğinde rehber de yok oluyor. Sadece ses kontrol komutlarında numara kaydetme var, ama onda da muhtemelen telefona kaydediyor, hiç denemedim. -
Focus III'ü tasarlayan mühendislere iki çift lafım var!!!
Cem Boneval, Burak EKİCİ'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Dün akşam eve giderken Özellikle tekrar denedim, sürücü koltuğu bana gÖre ayarlıyken arka koltuğu oturduğumda koltuk arkası ile bacak arasında bir parmak yer kalıyor. Ayrıca tavan ile kafam arasında da rahat rahat 3 parmak boşluk kalıyor. Yineliyorum boy 183 cm, kilo >0,1 ton. Bacak mesafesi yayılıp saatlerce seyir halinde olmak için yeterli değil kuşkusuz, ama şehir içindeki sürüşlerde pek ala tolere edilebilir. Kaldı ki Önde ve arkada iki iri kişinin oturma olasılığı da düşük. Tek çocuklu aile için sağ Ön koltuk biraz Önce çekilerek anne sağ arkaya çocuk koltuğu da sol arkaya yerleştirilirse bence kimse mutsuz olmaz. DÖrt kişilik aile için, hele ki arkada oturacak aile fertleri erişkinse bu sınıftaki çoğu araç uzun yolculuklar için pek rahat olmayacaktır. Bu arada dÖrt kişi (arkadakiler bayan) 180 km yol yaptığımda arkadan hiçbir şikayet gelmedi, belki kibarlıklarından bilemem. Benim de telefonum HTC ve rehberde isim Önce gÖzüküyor. Rehber ayarlarınıza baktınız mı, gÖsterme ve sıralama opsiyonlarını bir kontrol edin bence... -
Focus III'ü tasarlayan mühendislere iki çift lafım var!!!
Cem Boneval, Burak EKİCİ'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Geçmişte çok yan ayna kırmış biri olarak çok sayıda araçta kullanılan mamuldeki yan sanayi seçenekleri, uygun fiyat ve kolay bulunabilirlik gibi avantajları tasarım farkına yeğlerim... -
Focus 3 Powershift Performans ve Tüketim Bilgisi
Cem Boneval, Enver Pekcan'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Önerisi
Birincisi yokuş kalkış sistemi ile ilgili, etkili olması iÇin Önemli olan frene basma gücü değil, geriye kaymasına izin vermeden frene basıp hareketi tümüyle ve tam durdurmak. Yakıt konusunda sürücü, şehir ve trafik farkı var kuşkusuz. Ben sıfırlayarak Antalya şehir iÇinde yaklaşık bir saat gezdim, 8.2 l/100km gÖsterdi, benzer şartlarda düz vitesli olanı 7,5-7,8 arası tüketiyor. Ama tabii devirli kullanıp performansı son kertesine kadar kullanırsanız 10-11 rahat gÖrür. Eeeee, ne oldu karar? Ya da: hanım ne diyor? -
Focus 3 Powershift Performans ve Tüketim Bilgisi
Cem Boneval, Enver Pekcan'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Önerisi
EB için bile doğrudan püskürtmeli LPG sistemleri geliştirildi, Prins'de var mesela, BRC'de de olması lazım. Hoş henüz uzun vadeli değerlendirme için erken ama en azından atmoserikde önemli bir sorun olacağını düşünmüyorum. Bu arada TSI için de takmaya başladılar diye biliyorum. Bugüne kadar LPG ile hiç ilgilenmedim, ama zamlar bu hızla devam ederse ister istemez ilgi alanına düşecek gibi. Focus'ta bir sorun da LPG tankının yeri, bagaj küçük olduğundan mecburen stepne yerine simit tank takılacak, stepne evde bırakılacak. -
Focus 3 Powershift Performans ve Tüketim Bilgisi
Cem Boneval, Enver Pekcan'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Önerisi
1.4 TSI 122 BG ve Powershift Focus'u kısa üreli kullandım, düz vitesliyi ise uzun süre kullandım. Focus motorunda eksik olan tork, yani düşük devirden etkili hızlanma sağlamak zor oluyor, bu da sportif kullanıma izin vermiyor, ya da yüksek devirleri zorlamadan tad vermiyor diyelim. VW bu konuda çok daha başarılı. Ancak Powershift vites geçişleri ve sürücüye uyumu açısından çok rahat. Yani şanzımanla ilgili sorun yok. Yine de dizel ataklığına yakalaman mümkün değil, ancak devirli kullanınca biraz kendine gelebiliyor. Bence düz vites atmosferik Focus 1.6 kullan. Motor gücüne bak tatmin ediyor mu, ediyorsa mesele yok şanzımandan önemli bir kaybın olmayacak. Ayrıca hanımla ortak kullanacaksanız onun içine sinmesi daha önemli. -
Özellikle Hockenheim çekimleri muhteşem, araçlar da Öyle, çekişme desen had safhada ve de sesler...!?? Bu arada bu seri seyircisiz oynama cezası mı almış, tek bir insanoğlu yok tribünlerde, Istanbul olsa anlarım da Almanya'nın gÖbeğinde?
-
Tarih sayfalarından Ford görüntüleri
Cem Boneval, Cem Boneval'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Sohbetleri
Yakışmadı.... -
Mina Urgan demiş ki; "Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok. Hayat çok kısa." ... daha çok şeye ihtiyaç duymak değil, varolanla yetinebilmeyi başarmak onemli olan... Charlotte kuralı Charlotte, Paris'te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür. Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi de çok varlıklıdır hatta. Ben Charlotte'u geçen hafta Paris'te tanıdım. Bu bilgileri almanız, kuralı sorgulamamanız açısından önemli. Paris'te, bir arkadaşım beni Charlotte'un evine davet etti. Bilirsiniz, insanlar birbirlerinin hayatını merak eder, fark etmeden ve ettirmeden incelerler. Hatta benim en sevdiğim şeylerden biri, sokakta, perdeleri sonuna kadar açık evlere ve orada yaşananlara şahit olmaktır. İnsanın içi, insanlığa ısınır. Dersin ki, "Oh.... üç aşağı beş yukarı aynı şeyler işte!" Ben de, böyle gözlerle incelemeye başladım biraz önce tanıdığım bu güzel Fransız kızın hayatını. Herkesin evinden yola çıkıp, kendisine varmak mümkün. Fakat bu evde bir tuhaflık vardı. Her şeyden çok az vardı bu evde... Gerektiği kadar. Mesela, bir şampuan bir sabun. Minnacık bir dolap. İçinde birkaç elbise kazak. Altı yedi ayakkabı.. İki dvd. Beş cd. Ipod. Dört bardak, birkaç tabak. Birkaç mum. En fazla on tane kitap. Hiç ruj yok! çantasındaymış. Zaten lipstick o da... Hayatta bazen, şaşakalırsın ya. Başa dönersin ya. Bir yerde bir hesaba, olmazsa olmaz diye eklediğin bir kalem birdenbire, tek bir örnekle, kendini siler ya. öyle oldu bana. Gözlerindeki silik eyeliner dışında, süsü de yok bu kızın. Peki bu kız nasıl böyle kız oldu? Nasıl böyle sade kaldı? Kadın oldu? Dışarıda bu kadar az şeyle, içi çok oldu? Anlayamadım. çözemedim. Sadelik.. Beni şaşırtan şey, modellik yapacak kadar güzel ve havalı, aynı zamanda varlıklı bir kızın bu hayat seçimi. Olağanüstü... Kendi hayatım, arı kovanı gibi başımda vızıldamaya başladı. Paris sokaklarında beni takip edip durdu bu arılar. Tek çöp bir şey alamadım. Hep sordum: buna gerçekten ihtiyacım var mı? Buna benzer, aynı işi gören bir şeyim var mı?... Koca koca alışveriş merkezleri, bizi kandırmak için birbirleriyle iddiaya girmiş ahtapotlar gibi gelmeye başladı. Kaçtım, kaçtım, saklandım. Sahip olduklarımın, yarısından fazlasına ihtiyacım yoktu. Hayatı ağırlaştıran şey, seçim çokluğu. Az şey kadar güzeli yok. Gereği yok. Sonumuz belli. Banyoda bütün ürünler, dopdolu şişelerle birbirlerini köpürtürken, hiç giymediğimiz kazaklar lüzumsuzca dizilmiş t-shirt'lere dolapta el şakası yaparken, hiç açılmamış kitaplar kendi kendilerine konuşurken... Biz orada olmayacağız. üstelik onlar da, boşu boşuna bizden başka kimsenin olmamış olacak. Anladınız değil mi Charlotte kuralını? Ben de sözü geçenlerde yakın bir arkadaşımdan duyduğum ve çok sevdiğim bir sözle bitireyim. Zenginlik çok şeye sahip olmak değil az şeye ihtiyaç duymaktır. Not: Günlük kotam doldu...
- 62 yanıt
-
- 3
-
-
NEYZEN'den... Bu dünyada ne kazandıysanız yiyiniz..! Yoksa; Öleceğiz bir gün, gÖmecekler, Bir kaç gün Övecekler, Sonra kalan malını bÖlecekler, Hatta memnun kalmayıp sÖvecekler...!
- 62 yanıt
-
- 5
-
-
Tanrı yeryüzünü “Lahana, Karnabahar, Ispanak” gibi çeşit çeşit yeşil ve sarı sebzeyle donattı. “İnsan” sağlıklı ve uzun hayatlar yaşasın diye. Bunu gören Şeytan McDonald’s'ı yarattı. McDonald’s ise 99 centlik iki katlı Cheeseburger’ i icat etti. Şeytan İnsan'a dedi ki; “Yanında patates, cips ister misin?” Ve İnsan dedi ki; “Süper boy olsun!” Böylece İnsan kiloları almaya başladı. Ve Tanrı sağlıklı yoğurdu yarattı. Kadın onu yesin ve bedenini Adam’ın beğendiği boyutlarda tutsun diye. Bu sefer Şeytan, yoğurdu dondurdu. çikolata getirdi, fındık getirdi. Yoğurdun üzerine konacak parlak renkli şekerler getirip serpti. Ve Kadın da kiloları almaya başladı. Ve Tanrı dedi ki ; “Şu taze salatamı bir deneyin” Bunun üzerine Şeytan kremalı hazır salata soslarını icat etti, üzerine salam ve dilimlenmiş peynir parçalarını da ekledi. Sonra tatlı için dondurmayı çıkardı. Ve insan daha da kilo almaya başladı. Ve Tanrı bu sefer dedi ki ; “Sana sağlıklı sebzeler verdim. Onları pişiresin diye zeytinyağı da veriyorum” Ve Şeytan, Cracker Barrel’dan tavukla kızarmış biftek getirdi. öyle büyüktü ki, kendi ayrı tabağı bile vardı. Ve insan kiloları yüklendi, kötü kolesterol tavanı delip çıktı. Ve Tanrı, koşu ayakkabılarını yarattı ve insan bu fazla kilolardan kurtulmaya karar verdi. Ama bu sefer Şeytan, kablolu TV’yi yarattı, uzaktan kumandayı yarattı. öyle ki, insan TV1 den TV2 ye giderken bile yerinden kalkmadı. Ve Tanrı patatesi yarattı. Besinle dolu, doğal olarak, yağ düzeyi düşük, sağlıklı bir sebze olsun istedi. Sonra Şeytan geldi ve patatesin sağlıklı kabuğunu soydu attı. Nişastalı gövdesini çabuk çabuk kesip, derin tavada katı yağ ile kızarttı. İçine banıp yensin diye de kremayı icat etti. Ve insan uzaktan kumandasına sarıldı, kızartılmış patatesini kremaya banıp yedi. Yedikçe kolesterole battı. Ve şeytan baktı, iyi olduğunu gördü. “İyi oldu” dedi… Ve Tanrı içini çekerek baktı, düşündü ve “by-pass” cerrahiyi yarattı… Bunu gören Şeytan da “Sağlık Sigortası Şirketlerini” getirdi!
- 62 yanıt
-
- 3
-
-
Eyvallah da sen gaz verdikçe bunun arkası kesilmez... BASARI : 4 yasinda basari ...pantolonuna isememektir. 12 yasinda basari ........arkadas bulabilmektir. 16 yasinda basari ............ ..araba kullanabilmektir. 20 yasinda basari ............ ...***** yapabilmektir. 35 yasinda basari ............ ......para kazanabilmektir. 50 yasinda basari ............ ......para kazanabilmektir. 60 yasinda basari ............ ...***** yapabilmektir. 70 yasinda basari ............ ..araba kullanabilmektir. 75 yasinda basari .........arkadas bulabilmektir. 80 yasinda basari ....pantolonuna isememektir. Buna çAN EGRISI deniyor. Prof.Dr.Albert Follanberg
- 62 yanıt
-
- 4
-
-
Öykümüz ünlü Çin düşünürü Lao Tzu'nun zamanında geÇer.. Lao Tzu bu Öyküyü Çok sever, sık sık anlatırmış hatta.. Efendim kÖyde bir yaşlı adam varmış.. Çok fakir.. Ama kral bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki.. Kral at iÇin ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim iÇin.. Bir dost.. İnsan dostunu satar mı" dermiş hep.. Bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. KÖylü ihtiyarın başına toplanmış.. "Seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, Çalacakları belliydi. Krala satsaydın, Ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler.. İhtiyar "Karar vermek iÇin acele etmeyin" demiş.. Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerÇek bu.. Ondan Ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıÇ. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.." KÖylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan 15 gün geÇmeden, at bir gece ansızın dÖnmüş.. Meğer Çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.. DÖnerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. KÖylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp Özür dilemişler.. "Babalık" demişler.. "Sen haklı Çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin iÇin.. Şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek iÇin gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar.. Sadece atın geri dÖndüğünü sÖyleyin. Bilinen gerÇek sadece bu. Ondan Ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıÇ.. Birinci cümlenin birinci kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.." KÖylüler bu defa ihtiyarla dalga geÇmemişler aÇıktan ama, iÇlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye geÇirmişler.. Bir hafta geÇmeden, vahşi atları terbiye etmeye Çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geÇimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. KÖylüler gene gelmişler ihtiyara.. "Bir kez daha haklı Çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.. İhtiyar "Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. GerÇek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. Ama acaba ne kadar doğru.. Hayat bÖyle küÇük parÇalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.." BirkaÇ hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah tutan bütün genÇleri askere Çağırmış. KÖye gelen gÖrevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün genÇleri askere almışlar. KÖyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yokmuş, giden genÇlerin ya Öleceğini ya esir düşüp kÖle diye satılacağını herkes biliyormuş. KÖylüler, gene ihtiyara gelmişler.. "Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiÇ değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla kÖye dÖnemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.." "Siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerÇek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah biliyor." Lao Tzu, Öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küÇük bir parÇasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaÇının. Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, başkası aÇılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu gÖrürsünüz."
- 62 yanıt
-
- 4
-
-
Planlarınız bazen istediğiniz gibi sonuçlanmıyor, mesela bir örnek: Üç zengin yahudi kardeş annelerine doğum gÜnÜnde birer hediye almaya karar vermişler. Hediyelerini yolladıktan sonra aralarında sohbet etmeye başlamışlar. Birincisi demiş ki; - Ben anneme kocaman bir ev aldım. İkincisi; -Ben bir limuzin aldım ve bir de şöför tutum. ÜçÜncÜsÜ; - Benim hediyem hepinizinkinden gÜzel. Annemin Tevratı okumayı ne kadar sevdiğini ve gözleri iyi görmediği için artık eskisi gibi okuyamadığını biliyorsunuz. Ona bÜtÜn Tevratı ezbere bilen bÜyÜk kahverengi bir papağan gönderdim. Onu eğitmek için 12 Haham 12 yıl boyunca uğraşmış. Tevratı ezberletmişler. Bu papağan için havraya 20 yıl boyunca 1 milyon dolar bağışlayacağım ama buna değer. Annem sadece bölÜmÜn adını söyleyecek ve papağan ona ezbere okuyacak. öbÜr kardeşler biz niye bunu dÜşÜnemedik diye hayıflanmışlar ve kıskanmışlarsa da bir şey dememişler. Kısa bir sÜre sonra anneleri ÜçÜne de birer teşekkÜr mektubu yazmış. Birinciye; 'Abraham, bu ev bana çok bÜyÜk gelıyor. Tek bir odası yetiyor ama hepsini temizlemek zorunda kalıyorum.' İkinciye; 'Mişon, yolculuk etmek için çok yaşlıyım, arabayı hiç kullanmiyorum ve şöför çok kaba.' ÜçÜncÜye; 'Solomoncuğum, annesini mutlu etmeyi bilen tek evladım sensin. Herşeyin bÜyÜk maddi hediyeler olmadığını gösterdin. Gönderdiğin *tavuk* çok lezzetliydi. TeşekkÜr ederim!...'
- 62 yanıt
-
- 2
-
-
Küçük İstavrit küçük istavrit yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye.. Önce müthiş bir acı duydu dudağında Gümbür gümbür oldu yüreği Sonra hızla çekildi yukarıya aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü neye benzerdi acep gÖkyüzü bir yanda büyük bir merak bir yanda Ölüm korkusu.. ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı, yolun sonu.. Koca denizlere sığmazdı yüreği Oysa şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.. İnsanlar gelip geçtiler Önünden, bir kedi, yalanarak baktı gÖzünün içine, yavaşça karardı dünya başı da dÖnüyordu. son bir kez düşündü derin maviyi beyaz mercanı bir de , yeşil yosunu.. işte tam o anda eğilip aldım onu..! yürüdüm deniz kenarına bir Öpücük kondurdum başına iki damla gÖzyaşından ibaret sade bir tÖrenle saldım denizin sularına.. bir an Öylece bakakaldı.! sonra sevinçle dibe daldı gitti, tüm kederimi sÖküp atarak teşekkürü de ihmal etmemişti birkaç değerli pulunu, elime avuçlarıma bırakarak... balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye..., "bir gün" dedim "bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye."
- 62 yanıt
-
- 3
-
-
e-posta dolaşımında geldiği için daha önceden okuyanlar vardır mutlaka, eğer öyle ise okumadığınıza rastlayana kadar aşağıya doğru devam edin... DÜRÜSTLÜK (A.Şerif İzgören anlatıyor) "İzgören&Akın'a toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önÜne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici ÜstÜnÜ arıyormuş gibi yapar,siz de para ÜstÜnÜ alabılmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför,para ÜstÜ varmı diye aranmaya başladı. "ÜstÜ kalsın kardeşim" dedim. DöndÜ bana doğru "Vaktin varmı ağabey ?" dedi. "Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda) DörtlÜlere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. önde bir bÜfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş. "Birader" dedim,"9.75 değil,10.50 yazsa istermiydin 50 krş.benden?" -Ne alacağım ağabey 50 krş.u -Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın.ÜstÜ kalsın demiştim. DöndÜ bana,attı kolunu arkaya : -Vaktin var mı ağabey -Var -çek kapıyı o zaman Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız. 5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösörÜnden,bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler. Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, gÜnlÜk yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gÜn iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yÜzÜnden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize"Durun kalkmayın" derdi. önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı. "Aha" dedim,"Bizim meslek", seminerci. - Ne anlatırdı baban - Hayattta nasıl başarılı olunur ? O gÜn inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor. -Babam işe gidince bÜyÜk ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "DÜrÜst olun,evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken , biz de gÜlerdik. Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin. O, hem dÜrÜst hem de çalışkandır" derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çÜnkÜ bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. çÜnkÜ hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldÜ. yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane,dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktıbiliyor musunuz ? -Ne bıraktı ? -Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dÜrÜst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..."falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti,diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı. Biz 5 kardeş,beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu,hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde bÜyÜk ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki : "Asıl mirası bizim baba bırakmış." Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah'a şÜkÜr. çok duygulandım,veda ettim,tam ineceğim : -Dur ağabey,asıl bomba şimdi. -Nedir bomban ? -Nerede oturuyoruz biliyormusun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz. Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.
- 62 yanıt
-
- 5
-
-
Lansman Rengi Focus 5K EB kaça gider?
Cem Boneval, Selami'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Bu Sayın Cem Bey hitabında kötü bir şeyler hissetmelimiyim, pek alışık değilim de... Selami Bey aracınızı kötülemek maksadım yok ama alıcı psikolojisi farklı işliyor, ona işaret etmek istedim. Bir yakıt tüketiminiz muhteşem, çok dikkatli kullanırsam ancak o değerler inebiliyorum, tebrik ederim. Bence tadını çıkarın, hele bir de uzun yol yapın, esas keyfini o zaman alacaksınız... -
Audi A4 2.0 TDI 177 Multitronic Almayı düşünüyoruz, Görüşleriniz ?
Cem Boneval, Yakup Ç. A.'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Önerisi
Olur, istersen hafta sonu getireyim sana Istanbul'a, ya da dünyanın neresine dersen... -
Yok yahu kim öyle bakıyor, hepimiz gerçek amacını görüyoruz!
-
Audi A4 2.0 TDI 177 Multitronic Almayı düşünüyoruz, Görüşleriniz ?
Cem Boneval, Yakup Ç. A.'ın konusunu yanıtladı. Kategori: Otomobil Önerisi
E sana bir güzellik yapayım ben yapayın senin yerine test sürüşünü... -
Focus III'ü tasarlayan mühendislere iki çift lafım var!!!
Cem Boneval, Burak EKİCİ'ın sorusunu yanıtladı. Kategori: Mk3- Sorular ve Sorunlar
Derim ki kusursuz kadın yoktur, kusurları ile yaşanacak kadın vardır... Pardon konumuz araba idi değil mi, tamam onun için de geçerli olsun.- 74 yanıt
-
- 6
-