Jump to content
2019 Temmuz ve 2023 Mart arası tüm içerik ve üyelikler silinmiştir. Lütfen yeniden kayıt yapınız ×

Liderlik Tablosu

Popüler İçerikler

20-06-2012 tarihinde, İletiler içinde en yüksek itibara sahip içerik gösteriliyor

  1. 1. ERZURUM OTO SHOW Motorlu araç tutkunlarını Erzurum’da bir araya getirecek. Oto Medya Yayıncılık, Dergicilik, Organizasyon Tic / OTOLIFE DERGİSİ ve YAKUTİYE BELEDİYESİ işbirliği ile düzenlenecek olan 1. ERZURUM OTO SHOW etkinliği, başta otomobil sevdalıları olmak üzere motorlu araç tutkunlarını Erzurum Yakutiye’de bir araya getirecek. Amacı; bölgesel olarak otomotiv sektörüne katma değer sağlamak ve bölge halkına otomotiv dünyasının yeniliklerini bir arada sunmak olan 1. ERZURUM OTO SHOW 21 – 24 HAZİRAN 2012 tarihleri arasında Yakutiye kent meydanında gerçekleşecek. Yaklaşık 20 dünya markasını ve otomotiv sektöründeki gelişmeleri Erzurum halkına aynı noktadan sunacak organizasyon 4 gün süreyle devam edecek. OTOLIFE DERGİSİ & OTOLIFE LOJİSTİK
    7 puan
  2. Bir çoğunu bildiğimiz (Tümü ) özellikleri bugün tanıtımını yapıyor Ford... Ford'un araştırma ve ileri Mühendislik Merkezinde, vizyoner kavram ve fikirler gerçeğe dönüşüyor.. Merkezde yaklaşık 280 Mühendis ve araştıracı ford'un global ürünleri için çalışmaktadır.Başlıca üretilenler, şişme arka emniyet kemerleri, Sync, ödüllü 1.0 EcoBoost,Araç içi aktif ses kontrolleri vs vs vs.. İşte bu tanıtım günü ilerde Ford'un neler sunacağını ve sunduğunu gösteriyor bizlere Buyrunuz. Aachen, Almanya - 20-21 Haziran.. Başlıca Özellikler ve ufacık bilgiler sunalım Active City Stop (Türkiye'de mevcut) Çok başlık var sitede anlatmaya gerek yok sanırım Yinede ekleyelim hadi ?do=embed#entry59397' frameborder='0' data-embedContent> Otomatik Bagaj Kapağı Açıcısı (Süper ayak hareketleri ) Yeni Kuga ve Grand C-Max'de bulunuyor. Kör Nokta Uyarı Sistemi (Artık Türkiye'de) Best in Class En az tüketim gösteren 16 ayrı ford model ve motorları..1.0 eb ve 1.6 tdci ve 2.2 tdci'lar Sürücü Uyarı Sistemi (Artık Türkiye'de) ECG Koltuklar Ne olduğunu anlamadım yine yaşlıların birşeyini ölçüyor sistem Edit: Açıklama için Tıklayınız; Econetic Teknolojisi detayları <-- Elektirikli Focus Tüm detayları Evos Concept Burada Hava Yastıklı (şişme) Arka Emniyet Kemerleri Şerit Takip Uyarı Sistemi (Artık Türkiye'de) Şeritde Kalma Yardımcısı (Artık Türkiye'de) Ruth (Çok severim Keratayı) Detayları Yenilenebilir Meteryaller SYNC 1. Jenerasyon (2012 Son Çeyrek'de Türkiye'de) 2. Jenerasyon (2013'de Türkiye'de) 1.Jen 2.Jen Sıcaklık İletişim Cihazları Ford mühendisleri araç içi meteryallerin sıcaklığını ölçmek için özel cihaz geliştirdi.. (termometre) Kendinizi Yaşlı gibi mi görmek istiyorsunuz, bunu giyin (Üçüncü Yaş Giysisi) Bu ekipman yaşlıların tepkisini ölçmek ve araç içi ekipmanların kullanılabilirliğini test etmek içindir. Sanal Gerçeklik Deneyimi
    5 puan
  3. Örnek şablon aşağıda gösterilmiştir.. Buradan şablonu pc'nize indirip, bilgileri girdikten sonra (kopyala-yapıştır) başlığınızı hızlı ve kolayca açabilirsiniz.. Konu Taslağını Buradan İndirebilirsiniz : Konu Taslağı FocusClubTr.com (yeni).txt LÜTFEN OKUYUNUZ Bu taslak 20.06.2012 den sonraki konularda aranacaktır. Taslakta genel olarak ARAÇ satış örneği var ancak farklı bir ürün satarken "Satılacak Ürün Hakkında" kısmında ürüne ait vermeniz gereken bilgileri maddeler halinde verebilirsiniz. ( Şablonda ki metin üzerinde oynama yaparken dikkatli olalım ) Yukarıda gördüğünüz Alıyorum-Satıyorum bölümünde konuların anlaşılabilirliğini artırmak ve bölümde düzeni sağlamak amaçlı oluşturduğumuz bir taslaktır ve bunuda kolaylaştırmak için boş taslağıda konuya eklemiş bulunmaktayız (yukarda). Bildiğiniz gibi sitemizin bu bölümünde konu onaylama sistemi kullanılmaktadır ve konularınız taslağa uygun olduğu takdirde onaylanacaktır. Uygun olmayanlar silinecektir. Detaylı Kurallar Onay Sistemi Hakkında Konu Taslağı FocusClubTr.com (yeni).txt
    4 puan
  4. 2011 F3 1.6 TDCİ 11 aylık Km : 38000 Bugüne kadar yaklaşık 9000-9500TL yakıt harcamışım. Bende bu maaş neden yetmiyor diye sızlanıyorum. Aslında focus almanın tek kötü yanı ne biliyormusunuz? Binmeye doyamıyorsunuz buda cebe zarar
    4 puan
  5. Martin asmış ama tam asmış. Aslında Ne pistte ne kullanımda saf kan bir spor otomobil üretemiyor Aston Martin, ama İngiliz tarzı öyle bir asaleti var ki, için eriyor. Cenk onunda bunu mu almaya karar verdin, öyle mi anlamalıyım bu mesajı? Ölüm ani, hayat fani, sen de şunu alıp kullansan ne olur yani?
    3 puan
  6. Sanki makyajsızı daha güzel duruyor gibi geldi bana Zaten hafif makyaj çekmişler tasarımsal olarak, ağır makyaj bozardı bence.
    3 puan
  7. Alın size bir ahret sorusu... Malum yeni Focus Almanya Saarlouis fabrikasında üretiliyor, Fiesta'da Köln-Niehl'de. Her iki fabrikada şu anda tam kapasite çalışıyor ve buna rağmen talebi karşılamakta zorlanıyor, özellikle EB motorlarda sıkıntı var. Gelelim ödüllü soruya bu iki fabrikada da ne kadar sürede yeni bir araba çıkıyor banttan? a. 9 saniye b. 90 saniye c. 9 dakika d. 90 dakika e. Git len uğraşacak başka iş mi bulamadın... Ödül belli, Antalya Konyaaltı kıyısında çay ikramı (tüm yolculuk masrafları kazanana aittir)
    3 puan
  8. Yeni Başlıklar Arkadaşlar artık Satılık Bölümünde açılan başlıklar, yöneticilerimiz tarafından onaylanmadığı sürece üyelerimiz tarafından görüntülenemeyecektir, bunun sebebi ise uyarılarımızı dikkate almayıp uygunsuz ve reklam amaçlı açılan başlıklardır. Ayrıca en az 20 mevcut iletiye sahip olunmalıdır, unutmayın burası ilan sitesi değildir. Özetle, konularınız şablona uygun olmadığı sürece veya reklam amacıyla açıldıysa onaylanmayacaktır. Eğer başlığınızın tamamen kurallara uymasına rağmen onaylanmadığını düşünüyorsanız yöneticilerimizden birine özel mesaj atarak bu durumu çözebilirsiniz, arada tabiki bizim de gözümüzden kaçan başlıklar olacaktır. Konu Yorumları " Satılık " bölümü normal üyelerin yorumuna kapanmıştır, ancak konu sahibi (ve yöneticiler) kendi konusuna mesaj yazabilir (onay sonrası görüntülenecektir), sebebi ise verilen fiyatlar hakkında yazılan mesajlar sonucu konuların uzayıp gitmesidir, sonuçta herkes dilediği fiyatı vermekte özgürdür. Konular, satış amacından çıkıp gereksiz tartışmalara döndüğünden yönetimimiz tarafından böyle bir karar alınmıştır. Araç satmak veya almak isteyenler, alıcı veya satıcı ile özel mesaj yoluyla, verilen telefon veya mail ile iletişime geçebilirler.
    3 puan
  9. Dizel ve benzin arasındaki farka girmeye gerek yok ki, modern yaşantıda kullandığımız her şey kanser yapıyor zaten, ışınlar, yiyecekler, stres, kısacası hemen hemen aklınıza ne gelirse. Hal böyle olunca böyle bir haberle medyada ortaya çıkana güler geçerim, hele ki yeni bir keşif olarak sunuluyorsa. Dizelin esas kanserojenleri tam yanmamış karbon partikül yan ürünlerde, zaten bu nedenle de DPF şart koşuldu yeni nesil araçlarda... Tedbir iyidir ama çok takmayın böyle şeylere, endişe de kanser yapıyor. Performans almak için DPF ve katalitik konvertörlerini sökenlere de buradan selam olsun vesile ile...
    2 puan
  10. Yusuf, Engin ve Sabri'yi çaya bekliyorum. Her iki fabrikanın yıllık üretim kapasitesi 350.000 adet, bu da yaklaşık 90 saniyede bir bir arabayı otoparka alıyorlar demektir. Yakubun ara ara sunduğu satış verilerinde Avrupa'da 19 ülkede ki biz buna dahi değiliz, aylık Focus satışı ort. 20.000 civarında görünüyor idi. Diğer kıta ve ülkeleri düşününce bu araçların nereye gittiğini anlamak çok güç olmasa gerek. Saarlouis talepleri karşılamakta üç vardiya tam kapasite çalışmasına rağmen zorlanıyor.
    2 puan
  11. petrolculerle ortak olma kararı verdim Ogun
    2 puan
  12. Sen ecoboost alacaktın değil mi ? Alma
    2 puan
  13. Rica ederim Soruna gelince, birkaç nedeni var: Hoca edası normal, çünkü en azından ben hocayım (yani üniversite öğretim üyesiyim) Kolaycılığa kızarım, araştır, bul, öğren, çözemediysen sor, kendi talebelerime de aynı tavrı gösteririm. Sorulan bazı sorular daha önceleri çok kereler forumda işlenmiş oluyor, bilenlere de gına geliyor, sürekli aynı cevapları vermekten. Sorulan her sorunun cevabını bildiğimi sanıyorsan çok yanılıyorsun, bazılarını ben de anında araştırp bularak cevaplıyorum, tabii vaktim olduğu oranda. Son söz: Bilgiye ulaşmanın farklı yolları var, araştırarak öğrenmek sorarak öğrenmekten daha kalıcı ve daha çok yönlü sonuç üretir.
    2 puan
  14. Palioda kremayer tip direksiyon var( HD modelleride hidrolik destekli kremayerdir). Focuslarda ise elektrikli hd var. Elekrikli hd, hd destekli kremayerden çok çok daha konforlu bir direksiyon tipidir ve sizin konforunuzu sağlamak için palionunkine nazaran yüke daha fazla karşı koyar. bu sebepten dolayı Palio tam toplarken focusta azıcık geç toplama gibi bir durum oluşabilir. Alıştığınız zaman sorun kalmaz
    2 puan
  15. Forum Kurallarına EK olarak: İlan Kuralları Aşağıda Belirtilmiştir. 1- Focus Club Tr Satış Köşesi satılık ilan listelemeleri ve ilan sahiplerinin devam eden güncelleme mesajları yetkili onaylıdır. İlanlar ve mesajlar kurallara uygun ise 24 saat içinde onay bilgisi gelecek ve yayına açılacaktır. Focus Club Tr.com'da satılık ilanları 20 Haziran 2012'den sonra yoruma kapalı olarak yayınlanmaktadır. Alıcılar İlan sahiplerine satılan ürün hakkındaki soru ve taleplerini özel mesaj (varsa diğer iletişim araçları) ile sorabilirler. İlanlarla ilgili bir hata veya problem olduğunu düşünüyorsanız mesaj üzerindeki rapor butonu ile yetkililere haber verebilirsiniz. 2- Sadece şablon'a göre konu açan üyelerin ilanları yayınlacaktır. (Düzgün,renkli) 3- İlanlarda satılan ürün için net fiyat belirtmek mecburidir. Fiyatsız ilanlar onaylanmaz. 4- Üyeler açtıkları ilanların başlıklarında, ne sattıklarını veya ne aradıklarını net bir şekilde belirteceklerdir. Başlıklarda belli bir düzen olması aranılan şeyin rahatça bulunması için önemli olduğundan alıcı içinde satıcı için de çok önemlidir. Detayları ilanda belirtebilirsiniz. 5- Satılan ürünle ilgili olarak tüm ayrıntıların belirtilmesini tavsiye ediyoruz. 6- Satılan her ürünün ilanında mutlaka resim olmalıdır. Orijinal ürün resmi çekilemiyorsa belirtilerek temsili resim kullanabilirsiniz. 7- Alışveriş bölümlerinde bir ürünü satmak veya almak amacı dışında başlık açmak yasaktır. 8- Focus Club Tr Satış Köşesi ilanlarından yaptığınız alışverişlerde doğabilecek anlaşmazlıklardan veya sonuçlardan FocusClubTr.com Yönetimi sorumlu değildir. 9- Forumda üyeler arasında yapılan ya da yapılmak istenen alışverişlerin sonucunda, taraflardan herhangi birisinin sorgusuz sualsiz konu açması, aşağılayıcı, alaycı, başkalarını küçümseyen, kullanıcılara saygısızlık içeren, müstehcen, kaba, iftira niteliğinde, nefret dolu, tehdit edici, huzursuzluk çıkartmaya yönelik yazılar yazarak, başka kullanıcıların kimliğini izinsiz açıklaması yasaktır. Böyle bir durum olduğunda önce konuyla ilgili olarak Site Yetkililerine bilgi veriniz. 10- Focus Club Tr Satış köşesine satış sonucu oluşabilecek problemlerde üye kayıt bilgileri ve ISS bağlantı IP kayıtları talep sonucu ilgili kurumlara ulaştırılacaktır. 11- Fiyat indirimi dışında üste çıkma gayesi ile çok sık güncellenen ilan mesajları onaylanmaz. Link ve bilgi eklenmesi gibi durumlarda Alıntı butonu ile mesajınızı düzenleyin ve yollayın (Görevliler güncel mesajınızı ilk mesaj'a taşıyacaktır.) 12- 20 mevcut iletisi olmayan ilan açamaz. Neden Bu Sistem Var? : Burada geçerli olan tüm kurallar ve format sizlerin rahat bir şekilde alım satım yapabilmeniz için uygulamaktadır. Önemli Not: İlanım neden yayınlanmadı diye yetkililere gereksiz atılan mesajlara cevap verilmeyecektir. Yukarıdaki kurallara uygun ise ilanınız zaten yayınlanacaktır. Yayına çıkmadı ise üsteki kuralara uygun olup olmadığını kontrol ediniz, yayına girmeme sebepleri yukarıda açıkça belirtilmiştir.
    1 puan
  16. Focus Club Tr Önceliği ve Farkı ile... Önce bol bol resim gelsin...Yapılışından Çizimine ve Sunumuna kadar... Daha sonra basın açıklaması.. Yazı sonunda Broşürü indirebilirsiniz.. İlk videomuz burada olsun dahası için alt mesajlara geÇiniz..
    1 puan
  17. turboyu devreye sokmak gerekiyor rampalarda. alışkın olmadığım için çok kez stop ettirdim başlarda. benzinli araçlardaki gibi az gaz hemen debriyajdan çekince araç kalkışta sıkıntı yaşıyor. Birde ilk 3 sn içerisinde yokuş kalkış sistemi aracı tutuyor bunu kırmak için daha fazla gaz gerekiyor. ben rampada hemen kalkmam gerekiyorsa, frenden ayağı çekip gaza 2000 devire gelene kadar basıyorum istediğim deviri yakaladığımda debriyajdan çekmeye başlıyorum, yine kritik nokta debriyajı araç biraz hareketlenene kadar tam bırakmayın. rampada vaktim varsa aracın kendini salmasını bekleyip öyle gaza basıyorum daha rahat bir kalkış oluyor.
    1 puan
  18. Yeterince rahatladığımıza göre, herşeyi oluruna bırakıp içimizdeki çocuğu serbest bırakma, dans etme, şarkı söyleme, özgürleşme zamanı... Tekrarsa da umurumda değil
    1 puan
  19. Nereden tanıdık geliyor acaba?
    1 puan
  20. Yok yükletmedim, kendim kontrol ettiğimde gördüm... Dh'de en son 19,202 versiyonu olduğu söyleniyordu, belki güncelleme yapmak isteyen olur diye düşündüm.
    1 puan
  21. olmaz 1.0 ecomartını çıkacak onu bekleyecekmiş.....
    1 puan
  22. Yakup taşı taşı nereye kadar .Konuları taşıdığın kadar tuğla çimento taşısaydın bina dikmiştin valla.
    1 puan
  23. çok güzel bir inceleme olmuş ama...tekrar teşekkürler...
    1 puan
  24. Birde araç dışında arabanın yanında kumandadan kapı açma ve kapama tuşuna aynı anda basıp bekleyin 4 lüler yandığında sistemi resetlemiş olursunuz..Büyük ihtimalle sorun ortadan kalkar
    1 puan
  25. Emre aracı tam olarak nereye park ediyordun.....yoooo...öylesine sordum.. :P :P
    1 puan
  26. İlgi alanım girdiğinden ben tamamlayayım. ECG: Elektrocardiography, ya da kalbin elektriksel aktivitesinin yazdırılması. Aachen Üniversitesi ile ortak çalışmada koltuğa monte edilen sensörler üzerinden sürücünün kalp elektrik aktivitesi yazdırılıyor ve böylelilkle kalp krizi, ritm bozukluğu vb. durumlarda kalbin yeterli kan pompalayamayıp sürücünün şuurunun kaybolmasına neden olacağı hallerde iki şey yapıyor: 1. Sürücüyü kenara çekip tıbbi yardım talep etmesi konusunda uyarıyor. 2. Yardımcı sürücü aygıtları ile (şerit koruma vb.) kaza olasılığını asgariye indirmeye çalışıyor. Tabii idealde aracı trafikte giderken kendi kednine güvenle durdurmak esas hedef, ama bu henüz geliştirilmekte olan bir program. Sürücülerin %95'inde sürüş süresinin %98'inde başarılı kayıt tutulabilmiş ki bu çok iyi bir değer. Biraz fantazi bir yaklaşım ama gelecek zaten fantaziler üzerine kurulu değil mi?
    1 puan
  27. Cevap hakkımı ilerisi için saklıyorum. Es kaza (bana uğramadan) buradan geçtiğini içeren bir mesajını forumda gördüğüm an için!
    1 puan
  28. neyse ben konuyu kapatıyorum,teşekkürler yakup bey.dediğiniz gibi ''keyifli forumlar''
    1 puan
  29. yaşlı demeseniz olgun sürücüler için derseniz sevinirim yoksa silin üyeliğimi...hayatta kendime yaşlı bunak moruk dedirtmem kardeşim dedirtmemmmmmmm...ben saksı değilim burda....
    1 puan
  30. 1 puan
  31. Astra makyajla ne kadar değişiyor, karşılaştırmalı görseller: Ve tüm aile...
    1 puan
  32. Amca mı? ne amcası ya? Cem Abi'nin arkadaşı olduğuna göre yaştaştırlar sonuçta, abi dememiz lazım..
    1 puan
  33. bu konuyu çok konuştuk bazan focus 3 ler yanlışlıkla açılınca kendi kendine kilitlemeyi unutuyor . hatta bir seferinde samsun otokoç serviste de görevlilere gösterdim aracı açtım araç kendini tekrar kilitlemedi . bir yorum da yapmadılar bunla ilgili merkezden bir mail almadık yazalım merkeze dediler ama benim focus un ömrü vefa etmedi cevabı beklemeye
    1 puan
  34. Sizin ve aracınız için en iyisi baktırmanız. Yürüyen ciddi konudur.Salıncak burçları,fişekleri gibi ses yapan şeylerden ibaaret olsa ve sese razıyım derseniz hayat boyu o halde binin ama önemli şeyler olabilir. Burdan yorum yapmak inanın güç.Ustalar bile anlamıyor bazen.Emin olmak için 2-3 ustaya götürüyorsunuz hepsi aynısını derse emin oluyorsunuz.Tabi ustalarda cebine girecek paraya bakıyor.O yüzden fazla fazla abartarak söyleme huyları var.Farklı yerlerde ustaların dediklerini karşılaştırarak işlem yaptırın.Dürtmesinlerr
    1 puan
  35. orjinal deri direksiyon değilse kaplama yapılınca direksiyon çok kalınlaşıyor. profosyonel bir kaplama yaptırın derim. 100-150 lira verirsiniz ama 100bin km sorunsuz kullanırsınız. hem araca değer katar.
    1 puan
  36. Bütün bu uyarı lşaretleri bende de var mı bir ara bakmam lazım, bazıları ABD versiyonunda alınma çünkü. Sorduklarına gelince: Garip ünlem lastik basınçlarının düşük olduğunu gösteriyor, TR'ye gelen modellerde işlevsel değil. Sarı yuvarlaktan kasıt akü işaretinin üzerindeki yokuş aşağı araba işareti ise yine standart otomatik şanzımanlı ABD modellerinde var, overdrive devre dışı ve vites destek sistemi devrede demek, özellikle yokuş aşağı yollarda motor kompresyonundan faydalanmak üzere vites büyütmeyi geciktiren seçeneği belirtiyor. BRAKE ise üstteki el freni işaretinin yazılı versiyonu, aynı işleve sahip, ama ABD modellerinde çalışıyor (onları işaretleri yorumlayacak kadar zeki bulmamışlar sanırım) Başka???
    1 puan
  37. Yaklaşık 1 sene önce aldığım bilgiyi tekrar anlatacağım, Ford bu sistemi çevirmeli yönteme geçirebilir... Yine anahtar algıma sistemi olacak yani bir yere yerleştirme olayı yok.. Sadece düğme iptal ÇÜNKÜ yüksek gerilim hatlarında bu sistem arıza göstermiş (mevcut) Bilgilerinize arz ederim... Sevgiler
    1 puan
  38. Haset etme ne olur, sabret senin de olur! Yahu ne zaman başka arabaya binsem parmak uzanıp düğme arıyor, bazen de yanlış anlaşılıyor... Verimsizliğini bilemem de fena alışkanlık yapıyor
    1 puan
  39. 1 puan
  40. U.S. Versiyonu Reklam Videosu http://www.youtube.com/watch?v=sZNS84fqqoc
    1 puan
  41. Fikir belirtme arzumuz bu konuda da belirginleşiyor. Kürtaj konusu uzmanlarca incelenmesi ve yorumlanması gereken bir konudur, halka sormazsınız, soramazsınız, çünkü bu konuda cevap verecek ehliyeti yoktur. Sorarsanız da isteği doğrultusunda hareket etmek için değil ona doğruyu göstermek ve bu konuda bilgilendirmek için ne kadar çaba göstermeniz gerekeceğini anlamak için sorarsınız. Konuda bilgilenmek isteyenler için aşağıya bakın bu konunun uzmanları ne diyorlar... 1. Türk Tabibler Birliği Basın Açıklaması Sezaryen, kürtaj, Uludere; hekimleri, hastaları, sağlığı kullanmak: HİÇ OLMAZSA SINIRI YOK MU? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı, 26 Mayıs 2012’de basına yansıyan bir açıklamada bulundu ve özetle şunları söylemiş oldu: • Sezaryenle doğum; ülkenin nüfusunun artmaması için ve para kazanmak için yapılan bir işlemdir. • Kürtaj ile gebeliğin sonlandırılması ile yeni doğmuş bir bebeği öldürmek arasında fark yoktur; her ikisi de cinayettir. • Kürtaj ile gebeliğin sonlandırılması, sezaryen “bu milleti” dünya üzerinden “silmek” için uygulanan planın bir parçasıdır. • Uludere’de 34 kişinin öldürülmesi bir cinayettir. Kürtaj girişimi bir cinayet biçimidir. Dolayısıyla bir kürtaj girişimi ile Uludere olayı birbirine eş derecede ağır ahlaki sorunlardır. Bu sözler üzerine; “Tam olarak ne söylenmeye çalışıldı?”, “Kişisel görüş mü açıklandı?”, “Sezaryen nasıl bir nüfus planlaması aracıdır?”, “Bir “milleti” yeryüzünden silmek mümkün müdür?”, hekimler/sağlıkçılar nelere “alet” oluyor? gibi sorular doğması üzerine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ertesi gün basına bir açıklama, daha doğrusu tercüme yaptı: ‘Başbakan sezaryenden söz ederken elbette anne ve bebek yaşamının kurtarılması için tıbben zorunlu olduğu durumlar dışında yapılan girişimler kastediyordu’. ‘Gebeliğin sonlandırılmasına dair görüşleri ise, korunmasız cinsel ilişkiyle oluşan gebelikler ile ilgiliydi’ Meseleye akıl ve bilimin penceresinden bakmakta ve yanlış bilgileri düzeltmekte yarar görüyoruz. Dünyada anne ölümlerinin üçte bire yakını güvenli olmayan düşüklerin sonuçlarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Düşüklerle/kürtajla ilgili katı yasaklamaların olduğu ülkelerde yasa dışı ve güvenli olmayan koşullarda girişimler/düşük talebi ve başvuruları artmaktadır. Ülkemiz geçmişte modern yöntemlerle korunamadığı ve sağlıklı koşullarda kürtaj yaptıramadığı için kendi kendine çocuğunu düşürmeye çalışan birçok kadının ölümüne şahit olmuştur. Nüfus artışının teşvik edildiği dönemlerde Sağlık Bakanlığı’nın bünyesinde oluşturduğu komisyonun hazırladığı raporda sağlıksız koşullarda gerçekleştirilen kürtajların yüksekliğine vurgu yapılmakta ve anne ölümlerinin yüksekliği arasında ilişki kurulmaktadır. Ülkemizde 1983 yılında kabul edilen 2827 sayılı Aile Planlaması yasası ile üreme hakkı ile ilgili önemli gelişmeler sağlanmış, Türkiye’de kadın sağlığında çok olumlu gelişmeler gerçekleşmiş ve anne ölümleri dramatik bir biçimde azalmıştır. Şimdi bu yasanın değiştirilmesi planlanmaktadır. Bu plan adım adım ülkemizin hafızasında kamu yararına ne varsa silinmesi ve hafızanın yeniden yaratılması çabalarının bir parçasıdır. Yasa sonrası en önemli kazanımlardan biri seksenli yıllarda anne ölümlerinin en temel nedeni olan istenmeyen gebeliklerin tıbbi olmayan yaklaşımlarla sonlandırılmasının azalması olmuştur. Yasa sonrası isteyerek düşüklerin artabileceği yönünde ortaya atılan endişelerin yersiz olduğu zaman içerisinde görülmüş ve isteyerek düşük hızının doksanlı yıllardan itibaren belirgin bir biçimde azaldığı izlenmiştir. Sayılarla ifade etmek gerekirse 1993 yılında 100 gebelikte 18 iken 2008 yılında 100 gebelikte 10’a gerilemiştir. 2008 yılında dönemin Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER” başlıklı raporunda da belirtildiği gibi; “isteyerek düşükleri daha da azaltmanın yolu, onu yasa ile yasaklamak olmayıp, gebeliği önleme yöntemlerinin yaygın ve ulaşılabilir olarak verilmesidir”. Dolayısıyla kürtaj hakkı kadınlar için bir yaşam hakkıdır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının en çarpıcı sonucu sağlık hizmetlerinden yararlanmada ortaya çıkmakta, kadının statüsünün düşük olması en fazla doğurganlık davranışını etkilemektedir. Üreme hakları ile ilgili uluslar arası gelişmeler, insanların üreme yeteneğine ve bunu ne zaman ve nasıl gerçekleştireceklerine karar verme özgürlüğüne sahip oldukları noktasında birleşmektedir. Buna göre, bireylerin ve çiftlerin çocuklarının sayısı ve aralığına özgür ve sorumlu bir biçimde karar vermelerine olanak sağlanmalıdır. Bu amaçla gerekli bilgiye sahip olabilmeleri, üreme ve cinsel sağlık standardına en iyi düzeyde ulaşabilmeleri, şiddet, baskı ve ayırımcılık olmaksızın kararlarını verebilmeleri ve üreme çağı boyunca üreme sağlığı hizmetlerinden yararlanabilmeleri temel insan hakları kapsamında ele alınmaktadır. İstenmeyen gebeliklerin oluşmaması için Aile planlaması hizmetlerinin nitelikli ve erişilebilir olması gerekir. Sağlıkta Dönüşüm programı ile gündeme gelen katkı, katılım payları, kullanıcı ödentileri bu hizmetleri de bedelli hale getirmiştir. Ülkemizde doğurgan çağ kadınların % 27’si geri çekme gibi etkin olmayan geleneksel bir yöntemle korunmakta, % 26’sı ise hiçbir yöntem kullanmamaktadır. Bu veriler ülkemizde istenmeyen gebeliklerin olma olasılığının yüksek olduğunu göstermektedir. Öte yandan uygulanan sağlık politikaları nedeniyle Aile Planlaması hizmetlerinde karşılanmayan gereksinim hızla artmaktadır. Karşılanmayan gereksinim demek istenmeyen gebelik riski demektir. Hem Hükümetin uyguladığı sağlık politikalarıyla aile planlaması hizmetleri de dahil birinci basamağı ücretli hale getireceksiniz, aile planlaması hizmetlerinde karşılanmayan gereksinim artacak, hem de istemediği halde kadınlar doğurmak zorundadır diyeceksiniz. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Çünkü biliyoruz ki kürtajın yasak olduğu ülkelerde kadın ölümleriyle sonuçlanan uygun olmayan koşullarda kürtaj girişimleri söz konusudur. Bu nedenle temel bir insan hakkı olan üreme hakkı kapsamında üremenin zaman ve sıklığına karar verme ve istenmeyen gebeliğin sonlandırılması hakkı aynı zamanda kadınların yaşam hakkıdır. Tarih boyunca kadınların cinsellikleri ve doğurganlıkları denetlenerek nüfus politikaları oluşturulmuştur. Nüfusu arttırma ve azaltma girişimleri kürtajın yasaklanması veya serbest bırakılması girişimleriyle paralellik taşımaktadır. Tarihte faşizmin hüküm sürdüğü ülkelerde aile planlamasının da engellenmesinin söz konusu olduğunu biliyoruz, bir sonraki hamlenin bu olacağı kaygısını taşıyoruz. Kürtajı yasaklama girişimi kadını birey olarak görmeyen bir anlayışın sonucu olarak, kadının bedenini, cinselliğini, doğurganlığını denetleme arzusudur. Bu denetim aile içinde erkek şiddeti yoluyla sürmektedir. Devlet de zor yoluyla kadının bedenini ve cinselliğini denetleme arzusunu ifade etmektedir. Kadın bedeninin denetlenmesi, yeni muhafazakarlığın 3- 5 çocuk yoluyla kadınları eve kapatma, aile yoluyla denetleme ve devletin ortadan kalkan sosyal rolünü kadınların sırtına yıkma girişiminin de bir parçasıdır. Eve kapatılan kadının görünmez kılınan emeği ile devletin çocuk, yaşlı, hasta bakımı gibi tüm sosyal sorumluluklarını taşıması beklenecektir. Eve kapatılan kadın birey olarak kendini gerçekleştirme, ifade etme olanaklarından yoksun kalacak, ekonomik açıdan eşine bağımlı olacaktır. Sezaryen normal doğumla gerçekleşemeyen doğumlarda annenin ve bebeğin sağlığını korumak amacıyla uygulanması gereken cerrahi bir girişimdir. Asla normal doğuma ne anne ne bebek sağlığı açısından üstün değildir. Türkiye’de sezaryen oranları 1988’de %5.7, 1998’de %21 ve 2010 yılı itibariyle %45’in üzerinde olup gerçekten de oran olarak dünyada en önde gelen yüksek oranlar arasındadır. OECD verilerin göre Türkiye’de sezaryen oranı 2006’da %29.7 iken 2009 yılında %42.7’ye yükselmiştir. Bu artış ne tesadüftür ki sağlıkta dönüşüm programına denk gelmektedir. Sağlıkta dönüşüm programının hastayı müşterileştiren, müşteri memnuniyetini en öne koyan, performans puanları/ciro endeksli, talebi kışkırtan, ameliyat sayılarının artışıyla övünen, özel hastane patlaması yapan süreciyle ilişkisi değerlendirilmelidir. Ancak sezaryen uygulamasını cinayetle eşleştirmek sınır ötesi müdahaledir. Çünkü tıbbi gereklilikle uygulanan sezaryen doğumlar annenin ve bebeğin yaşamını kurtarmak için eldeki en önemli olanaktır. Sağlık hizmetini talep/kar üzerinden değil, gereksinimler üzerinden kurgulamadıkça sorunları çözmek olanaksızdır. Başbakan haksız yere hekimleri hedef göstermekte ve sağlıkta artan şiddeti daha da arttıracak bir söylemin baş aktörü olmaya devam etmektedir. Sonuç olarak sezaryen, kürtajla gebeliğin sonlandırılması ve yaşamın değerine dair tartışmalar Tıp Etiği alanında da sürmektedir. Tartışmaya herkes katılabilir; fikrini söyleyebilir. Katılanlar belli makamlardaki kişilerse beklenti bilgiye dayalı ve sorumlu bir yaklaşımla tartışmaya dahil olmalarıdır. Bir kez daha bilinmelidir ki istenmeyen gebeliğin sonlandırılması bir sağlık hizmetidir. Sağlık hizmetidir; çünkü anne ölümlerini ciddi biçimde azaltır. Bu nedenle biz hekimler bu hizmeti sunmaya yasalar çerçevesinde devam edeceğiz. Bunu yaptığımız için ne biz cani olacağız, ne de hastalarımız. Hiçbir bilimselliği olmayan “üç çocuk-beş çocuk” söylemiyle kadınları istemleri dışında çocuk doğurmaya zorlamak, zaten dezavantajlı konumdaki kadınları daha da güçsüzleştirmek, sağlıksızlaştırmak anlamına gelmektedir. Hastalarımızın haklarını ve hekimlik onurunu savunmaya devam edeceğiz. Ve sürekli tekrarlayacağız: Bizlere ve gebeliğini sonlandıran kadınlara cani diyerek, “Milleti ortadan kaldırıyorlar” diyerek, ULUDERE’DEKİ KATLİAMI UNUTTURAMAZSINIZ. TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ MERKEZ KONSEYİ, KADIN HEKİMLİK VE KADIN SAĞLIĞI KOLU, ANKARA TABİP ODASI, HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ *** 2. HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ YÖNETİM KURULU Görüşü Sezaryan bazı durumlarda yaşam kurtaran bir cerrahi yöntemdir. Ancak bazı istenmeyen yan etkileri sakıncaları da vardır. Bu nedenle normal doğum hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı açısından daha doğru bir seçimdir. Sezaryan ancak tıbbi gereklilik var ise başvurulması gereken bir doğum şeklidir. Ülkemizde geçmişte de yüksek olan sezaryen oranları, son yıllarda daha da artmıştır. Bu artışın altında normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerine olumlu etkilerinin yeterince bilinmemesi ve sağlık kurumlarında normal doğum koşullarının iyi olmaması yatmaktadır. Diğer faktörler arasında sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi, hekimlerin mesleki etik ve deontolojik değerlerinden uzaklaştırılması bulunmaktadır. Kürtaj aile planlaması yöntemi değil, zorunlu bir ihtiyaçtır Türkiye’de, mevcut yasal çerçeve içinde bireyler ve aileler, tamamen özgür iradesi ile isteğine bağlı olarak 10 haftalığa kadar gebelikleri sonlandırabilmektedirler. Bu işlemin temel amacı istenmeyen doğumları ve anne ölümlerini azaltmaktır. Doğurganlığın düzenlenmesi konusuna gelince, Türkiye’nin de çekincesiz imza attığı uluslararası bütün belgelerde “insan hakları” kapsamında ele alınmakta ve bireylerin, ailelerin ne zaman hangi aralıklarla, kaç çocuk sahibi olmak istediklerine dışarıdan hiçbir etki yönlendirme ya da zorlama olmaksızın özgürce karar vermeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Türkiye’deki tarihsel gelişmeler diğer ülkelere de örnek olacak nitelikte olmuştur. Şöyle ki; Türkiye’nin nüfusu artırmaya yönelik bir politika izlemeye başladığı 1920’li yıllardan sonra nüfus artış hızı giderek artmış, aile planlaması yöntemleri de ülkede yasak olduğu için, aşırı doğurganlık sonucu oluşan istenmeyen gebeliklerini kadınlar “canları pahasına” sonlandırmak zorunda kalmışlardır. Mevcut kaynaklara göre 1950’li yıllarda Türkiye’de, “sağlıksız koşullarda”, çoğu kez de kadının kendi müdahalesi ile yapılan düşüklere bağlı olarak bir yılda 10 bin anne kaybedilmiştir. Bu durum karşısında özellikle hekim camiasının önderliğinde, büyük çabalar sonucu ilk nüfus planlaması yasası toplumun da talebi ile 1965 yılında kabul edildi. Kabul edilen yasa ile; Geriye dönebilen aile planlaması yöntemleri ile ilgili bilgilendirme ve eğitim programları ve klinik hizmetler yasal olarak serbest bırakıldı. Ancak isteyerek düşüklere, kadın ve erkekteki cerrahi sterilizasyon yöntemlerine sadece tıbbi zorunluluk varlığında izin verildi. Ancak bu yasaya rağmen, izleyen yıllarda, isteyerek düşüklerin, tıbbi nedenler dışında da yapılması devam etmiş ve anne ölümleri içerisindeki payı ne yazık ki ciddiyetini korumuştur. Örneğin yasal olarak yasak olmasına rağmen 1981 yılı için isteyerek düşük sayısının 300 bin, bunun yaklaşık 50 bininin yani kadının kendi müdahalesi ile olduğu hesaplanmıştır. Bu gerçekler karşısında Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığının da desteği ile savunuculuk çalışmaları yürütülmüş ve sonuçta yine aynı temel amaca yönelik yani istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ve anne ölümlerinin azaltılması için 1983 yılında 2827 sayılı yasa TBMM’de kabul edilmiştir. Bu 2. Yasanın olumlu etkisi, Türkiye çapında 5 yıl aralıklarla düzenli olarak yapılan araştırmalarda hemen ortaya çıkmış olup, etkili aile planlaması kullanımı hızla artmış, anne ölüm oranı belirgin ölçüde azalmış ve düşüğün anne ölüm nedenleri arasındaki payı %0.5 lere düşmüştür. Önceki yıllarda anne ölümleri içinde düşüklerin payının nerede ise %50’ler civarında olduğu düşünülürse Türkiye 1965 ve 1983 yıllarında kabul edilen yasalarla ailelere gebelikten korunmaları için imkanlar sunulurken sağlıksız düşükler ve buna bağlı anne ölümleri de önlenmiştir. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008 sonuçlarına göre düşük yapan kadınların yüzde 3.0’ı düşüklerini hekim olmadan yapmışlardır. Kendi canını tehlikeye atma pahasına bu yöntemlere başvuran kadınlara “düşük yapmak yasaktır” demek yerine ona yardımcı olmak ve sağlıklı ortamlarda ihtiyacına cevap vermek devletin ve hekimlerin görevi olmalıdır. Düşüklerin yasal olduğu bir durumda bu kadar sağlıksız düşük oranı varken, yasal olmayan durumda bu oranların daha da artması kaçınılmazdır. Kürtaj karşılanamamış aile planlaması hizmetlerinin sonucudur Kürtajın başlıca nedeni toplumda bir insan hakkı olan üreme sağlığı hizmetlerinin yeterince verilmemesidir. Kürtaj sayılarındaki artışın en önemli nedeni ise, sağlık ocaklarının kapatılarak aile hekimliğine geçilmesidir. Bu süreçte aile planlaması hizmetleri aksamış, gerilemiş olduğuna ilişkin gözlemler vardır. Aile planlaması hizmetlerinin erişilebilirliğinin yetersizliği kürtaja talebi artırmıştır. Burada asıl üzerinde durulması gereken kürtaja talebi artıran aile planlaması hizmetlerinin yetersizliğidir. Yasaklamak çözüm getirmeyecek, sorunları artıracaktır Kürtajın yasaklanması, başta anne ölümleri olmak üzere, töre cinayeti, intihar, çatışma ve geçmiş dönemlerde yaygın olarak başvurulan ve kadını ölüme götüren kendi kendine düşük yapma, gizli yollarla düşük yapma gibi önemli sağlık ve sosyal sorunlara yol açabilir. Türkiye’nin çekincesiz olarak imza atıp yerine getirmeyi taahhüt ettiği uluslararası belgelerde de çok açık olarak ifade edildiği gibi insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan aile planlaması, “Kişilerin istedikleri zaman, istedikleri ve bakabilecekleri sayıda çocuk sahibi olmaları, çocuğu olmayanların ise çocuk sahibi olmaları için yardım alabilmeleridir”. Yine uluslararası belgelerde vurgulandığı gibi devlet ve hükümetler ailelerin ihtiyacı olan “doğurganlıklarını gereksinimlerine uygun olarak düzenleme” hizmetlerini en yüksek standartta vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirmek hükümetlerin Anayasal görevlerindendir. Sezaryan ve kürtajı cinayet olarak görmek tehlikeli bir yaklaşımdır Sağlıkçılara yönelik şiddetin arttığı bir dönemde böylesi bir söylem sağlık çalışanlarına yönelik olumsuz tutumları artırabilir. Sezaryan ve kürtajın bir cinayet olup olmadığı, ya da başka bir deyişle suç olup olmadığı daha çok hukukçuları ve yasa koyucuların ilgi alanıdır. Buna karşın bugün kürtaj yasal bir işlemdir, bundan dolayı hekimler ve aileler suçlanamaz. Suçlayıcı yaklaşımlar yerine çözüm arayışına girmemiz önemli ve öncelikli olmalıdır. Sonuçlar ve Önerilerimiz Kürtaj aileyi ve hekimi üzen, rahatsız eden bir uygulamadır Kürtaj zorunluluktan doğan bir gereksinimdir Kürtaj karşılanamamış aile planlaması hizmetlerinin sonucudur Kürtaj yaptırma kadının üreme hakları arasında görülmektedir Sezaryan ve kürtaj oranları yüksektir, nedenleri araştırılarak düşürülmelidir Kürtajı yasaklamak güvensiz düşükleri ve anne ölümlerini artırır Kürtajı önlemenin yolu aile planlaması hizmetlerini yaygınlaştırmaktır Güvenli kürtaj olanakları erişilebilir ve ulaşılabilir olmalıdır Aile planlaması hizmetleri ücretsiz olarak tüm bireylere ulaştırılmalıdır Cinsel sağlık, üreme sağlığı tabu olmaktan çıkartılmalıdır Cinsellik ve üreme konusunda yaygın ve örgün eğitimler verilmelidir Ne zaman ve kaç çocuğa sahip olacakları insanların özgür iradelerine bırakılmalıdır Dönüşüm sürecinde aksayan aile planlaması hizmetleri yeniden gözden geçirilmelidir Hekimlik mesleğine, etik değerlere zarar veren uygulamalardan vazgeçilmelidir *** 3. TÜRK JİNEKOLOJİ ve OBSTETRİK DERNEĞİ (TJOD)’ den KAMUOYU’NA SEZARYEN VE KÜRTAJ HAKKINDA AÇIKLAMA Sezaryen oranlarındaki artış: Tüm Dünya’da ve Türkiye’de sezaryen oranlarında artış görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun önerdiği % 15 ‘lik sezaryen oranları hemen hiç bir ülkede tutturulamamakta ve artış sürmektedir.. OECD’nin 2009 yılı sağlık raporunda, OECD ülkeleri arasında ortalama sezaryen oranı % 25.7 olarak bildirilmiştir. Türkiye, İtalya ve Meksika ile birlikte OECD içerisinde en yüksek sezaryen oranlarına sahip ülkeler arasındadır ( % 40 ve üstü ). Bu ülkeleri % 33’lük oranlarla ABD ve Kore izlemektedir. Sezaryen, tıbbi gereklilik halinde anne ve bebek yaşamını kurtarıcı bir operasyondur.Dünya’da artan sezaryen oranları,doğumla ilgili mediko-legal sorunlar, ilerlemiş anne yaşı, doğum korkusu, anne isteği, makat gelişleri vb. gibi nedenlerle ilişkilendirilmektedir ki, Türkiye’deki durum da buna benzerdir. Tıbbi gereklilik dışında sezaryen oranlarının azaltılması için tüm dünyada çalışmalar sürmektedir. Bu çabalara karşın, anne isteği ile sezaryen yapılması pekçok batı ülkesinde yasal olarak uygulanagelmektedir. Türkiye’de ortalama sezaryen oranları yüksektir ve düşürülmesi için önlemler alınması gerekmektedir. TJOD, sezaryen oranlarının artış nedenleri ve düşürme stratejileri ile ilgili olarak 2 yıl önce Sağlık Bakanlığı ile ortak bir çalışma yapmış ve önerilerini sunmuştur. Bu öneriler arasında, ebe doğumlarının arttırılması, gebe okullarının yaygınlaştırılması, medya kampanyaları, ağrısız doğumun yaygınlaştırılması ve hekimin malpraktis korkusunun azaltılmasına yönelik çalışmalar vardır. Bu çalışmaların sonucunda zaman içerisinde bir düşüşün gerçekleşebileceği öngörülmüş ve 2013 yılı için %35 oranı hedeflenmiştir. Sezaryen oranlarını düşürmeye çalışmak önemli olmakla beraber bunu gerçekleştirmek için hasta hakları ile hekimin hukuki sorumluluğunu ihlal edecek uygulamalardan kaçınmak daha önemlidir. Hekimi ve kurumları cezalandırmaya yönelik uygulamaların ise bir yarar sağlamayacağı açıktır. Bugün tüm dünya, yüksek sezaryen oranlarını tartışmakta ve çözümler aramaktadır. Sorun yalnızca ülkemize özgü olmayıp, bir insan hakkı olan “üreme hakkı”ile de yakından ilişkilidir. Kürtaj İstenmeyen gebeliklerin güvenli koşullarda sonlandırılması ve buna bağlı olarak oluşan anne ölümlerinin engellenmesi, Birleşmiş Milletler’in Binyıl amaçları içerisinde olup ( Millennium Goals ), dünyada ciddi bir sağlık sorununu oluşturmaktadır. Dünya’da her yıl 46 milyon kadın düşük yapmakta ve bunların % 49’u güvenli olmayan koşullarda gerçekleşmektedir. Güvenli olmayan düşükler yüzünden ölümlerin %95’i Afrika ve Asya’da, %4’ü Latin Amerika’da görülmektedir ki , bu ülkelerde isteğe bağlı düşük yasalarla kısıtlanmıştır. İsteğe bağlı düşüklerin kısıtlanmadığı dünyanın gelişmiş bölgelerinde, düşüğe bağlı anne ölüm oranları % 1 civarındadır.Yine, isteğe bağlı düşüğün kısıtlandığı ülkelerde, düşük oranlarının kısıtlanmaya rağmen daha yüksek olduğu görülmektedir. Ülkemizdeki hukuki durum ve üreme hakkı: Ülkemizde isteğe bağlı düşük uygulamaları, 1983 yılında kabul edilen “Nüfus Planlaması Kanunu” na göre yapılmaktadır. Bu kanuna göre,ülkemizde 10 haftaya kadar olan gebelikler isteğe bağlı sonlandırılabilmekte, 10 haftadan sonraki gebeliklerde ise, anne hayatını tehdit eden durumlar ya da bebeğin yaşamsal anomalilerinde, yine hekimlerin alternatif sunması ve ailelerin onayıyla gebelikler sonlandırılabilmektedir. Bu kanun sonrası , güvenli olmayan ortamlarda yapılan düşükler azalmış ve anne ölüm oranlarında anlamlı iyileşmeler görülmüştür. Türkiye’deki tüm uygulamalar bu kanun çerçevesinde yapılmaktadır. 2004 yılında Kahire’de yapılan International Conference on Population and Development (ICPD) toplantısında, üreme hakkı “ insanların üreme ve bunu ne zaman ve ne sıklıkla yapabileceğinin kararını verme hakkına sahip olduğu” şeklinde tanımlanmıştır. Yine aile planlaması yöntemleri konusunda bilgilenme, bu yöntemlere kolay, ucuz olarak ulaşım da bu hak içerisinde vurgulanmıştır.Türkiye’nin aktif olarak rol aldığı toplantı sonrası alınan kararlar onaylanmış ve Sağlık Bakanlığımız aktiviteler planlamış ve bunları Ulusal Eylem Planlarına aktararak uygulamaya koymuştur. Türkiye’de uygulanan planlar başarılı olmuş, anne, bebek ve çocuk ölümlerinde dramatik iyileştirmeler sağlanmıştır. Türkiye 2005 Anne Ölümleri araştırmasına göre doğrudan anne ölümlerinin %2.3’ü erken gebelik döneminde gerçekleşmektedir ve uygun olmayan koşullarda düşüğe bağlı anne ölümü istatistiksel olarak önemli bir parametre olmaktan çıkmış çok ender gerçekleşen bir vaka şeklini almıştır Elbette kürtaj, bir aile planlaması yöntemi değildir. İstenmeyen gebeliklerin önlenemediği, modern aile planlaması yöntemlerinin uygulanamadığı durumlarda, gebenin ve eşinin isteği ile 10 haftanın altında yasal olarak uygulanan bir girişimdir. İstenmeyen gebeliklerin önlenmesi ve gerektiğinde güvenli düşüğün sağlanabilmesiyle, kürtaj oranları belirgin şekilde düşmektedir.
    1 puan
  42. "(?)" işaretinn anlamı da tam olarak dedikleriniz
    1 puan
  43. Kesinlikle haklıydı ve ben kızmadım ama biraz değiştirdim, oyu satılık olan adamla kendi iradesi ile oy kullanan adam bir mi?
    1 puan
This leaderboard is set to Istanbul/GMT+03:00
×
×
  • Yeni Oluştur...

Önemli Bilgi

Bu siteyi kullanarak, forum Gizlilik Politikasını kabul etmiş olursunuz.